|
Tweet |
Memleketi Amasya’ya gelen eski hakem ve spor yorumcusu Bünyamin Gezer, Yeşilırmak Gazetesi’ni ziyaret etti. Ziyaret sırasında Gezer, gazetemize Süper ligdeki transfer çalışmalarını değerlendirdi
Süper ligde kalitenin artıp artmadığını sezon sonu belli olacağını söyleyen Gezer, fiyatların arttığı aşikar diyerek, “Yani bunda tabi Arabistan piyasasında futbolculara anormal tekliflerinin bir etkisi var. Türkiye'de bundan bayağı bayağı etkilendi. Çünkü eskiden 3-3,5 milyon euro bandında özellikle büyük takımlarda transferler gerçekleşirken, şimdi 8-10 milyon eurolar artık normal rakam haline geldi.
Ne kadar sürdürülebilir. Bu borç batağı içerisinde bu transferler zaman gösterecek ama artık 75-80 milyon eurolar konuşuluyor Osimenle ilgili. İşte 25 milyon euroya Orkun geldi. Hatta artısı da var 5 milyon euro daha 30 milyon euro. Kolay rakamlar değil yani bizim en büyük transferimiz 25-30 milyon euroya ihraç ettiğimiz bir yerde artık 25-30 milyon eurolar transfer ederken Türk futbolu için ne kadar gerçekçi rakamlar onu ilerleyen dönemde göreceğiz.
Avrupa’da başarılı olmak lazım
Ha iyi mi, Bence değil. Çünkü bu rakamlar geldikten sonra artık Avrupa'da çok başarılı olmamız lazım. Avrupa'yı biraz titretmemiz lazım ama Avrupa'da maalesef başarı yok. Lig için evet büyük takımlar baya baya makası açtılar. İşte onun için 100 puan barajına rahat rahat gelebiliyorlar. Anadolu takımları eksik alıyor ama benim en çok üzüldüğüm nokta ligde Türk futbolcu sayısının gün geçtikçe düşmesi. Yani eskiden Anadolu takımlarından büyük takımlarımıza gidecek yerli futbolcularımız olurdu.
Şimdi Anadolu takımlarından bir tane konuşulan, transfer edilecek, işte acaba Fener'i mi tercih edecek? Acaba Galatasaray mı? Acaba Beşiktaş'ı mı tercih edecek diye bir oyuncu bile bulamıyoruz. Bu Türk futbolu adına benim için utanç verici.”
Bankalar birliği takımların hem lehine hem aleyhine
Galatasaray’ın Bankalar Birliği'nden çıkmasını da değerlendiren Gezer, “Şimdi Galatasaray tabi ki Bankalar Birliği'nden çıkmak, takımların lehine de olan hususları var, aleyhine de olan hususları var. Çünkü Bankalar Birliği gerçekten takımlarımıza baya baya krediler verdiler. Çıkıyorsanız bu kredilerden demek ki iyi durumdasınız ki çıkıyorsunuz, kendinize güveniyorsunuz ki çıkıyorsunuz, yönetebilir olduğunuzu düşünüyorsunuz. O açıdan değerli benim için Galatasaray’ın Bankalar Birliğinden çıkması. Ama her şeyden önemlisi benim şuna dikkat ediyorum, yönetilebilir olmak. Yani gelir ve gider dengesi. Şimdi baktığımız zaman büyük takımlarımıza veya bütün takımlarımıza baktığımız zaman herkes eksi de kapatıyor. Yani artı da kapatan kulübümüz yok. Bu sayıların çoğalması lazım. Yani bizim artık bu kadar futbol endüstrisini yükseltebileceğimiz bir yerde, bu kadar altyapılarımızın çalıştığı bir yerde, bu kadar altyapıya özellikle velilerin önem verdiği, çocuklarımızın futbolcu olmak istediği bir yerde, 3,5 milyon gurbetçimizin yaşadığı, Almanya'dan çok üst düzey futboldular çıkarken, 80 milyon, nüfuslu bir ülkemizde o yetenekli çocuklarımızı çıkartmamak her zaman dediğim gibi beni üzüyor. Yani Bankalar Birliğinden çıkalım, takımlarımız yönetilebilir olsun. Eğer büyük transfer yapıyorsak, böyle 80 milyon euro verebilecek bir bütçeye oluşturduysak, bundan sonra da insanlar ne bekleyecek Avrupa'da başarı. Şimdi eğer Galatasaray takımı, Sane gibi Osimen gibi, yarın bir gün Ederson konuşuluyor. Ederson gibi kaliteli transferlerle beraber Şampiyonlar liginde gidemezse, bir yere varamazsa bence Galatasaray başarısız olur. İstediği kadar Türkiye şampiyonu olsun. Çünkü ligimizin kalitesi ortada. Büyük takımlar bir şekilde maç kazanabiliyorlar, bir oyuncuyla da kazanabiliyorlar. Ama Avrupa öyle değil. Avrupa arenasına çıktığın zaman takım olarak bir şeyler yapabilirseniz, yukarılara doğru çıkıyorsunuz, başarılı oluyorsunuz. İlk etap ilk 24, 24'ten çıkıp çeyrek finali bulabilirseniz, bu sezon için başarı sayarız ama bu paralarla, bu bütçelerle artık Şampiyonlar Ligi'nde, UEFA Avrupa Ligi'nde, Konferans Ligi'nde takımlarımızın büyük iş yapmaları lazım. Ben onu bekliyorum.” İfadelerine yer verdi
Şerife Kara