|
Tweet |
Amasya Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Derya Canlı, toplumda nadir görülen ancak yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyen narkolepsi hastalığı hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Dr. Canlı, narkolepsinin yalnızca “çok uyuma hali” olarak algılanmaması gerektiğini, bunun kronik ve nörolojik temelli bir uyku bozukluğu olduğunu vurguladı.
“Narkolepsi Basit Bir Yorgunluk Değildir”
Narkolepsinin, aşırı gündüz uykululuğu, ani kas gevşemesi ve bazı durumlarda halüsinasyonlarla seyreden kronik bir rahatsızlık olduğunu belirten Dr. Derya Canlı, hastaların günlük yaşamlarının ciddi şekilde etkilendiğini ifade etti.
“Hastalar gün içerisinde kontrol edemedikleri uyku atakları yaşayabilir. Bu durum eğitim hayatını, iş yaşamını ve sosyal ilişkileri doğrudan etkiler. Kişi istemsiz şekilde uykuya dalabilir ve bu da güvenlik riski oluşturabilir” dedi.
En Sık Görülen Belirtiler
Dr. Canlı, narkolepsinin başlıca belirtilerini şu şekilde sıraladı:
Aşırı gündüz uykululuğu ve aniden uyuma nöbetleri
Katapleksi (ani kas gevşemesi; genellikle gülme, heyecan veya öfke gibi duygularla tetiklenir)
Uyku paralizisi (uyanma sırasında geçici hareket edememe durumu)
Canlı, gerçekçi halüsinasyonlar veya kabuslar
Özellikle katapleksinin hastalar için oldukça zorlayıcı olduğunu belirten Canlı, ani kas gevşemesi nedeniyle düşmeler ve yaralanmaların yaşanabileceğine dikkat çekti.
Genellikle Genç Yaşta Başlıyor
Narkolepsinin nadir görülen bir uyku bozukluğu olduğunu ifade eden Dr. Canlı, çoğunlukla genç erişkinlik döneminde başladığını söyledi. Erken tanının önemine değinen Canlı, belirtilerin çoğu zaman göz ardı edildiğini ya da farklı psikiyatrik sorunlarla karıştırılabildiğini belirtti.
“Öğrencilerde ders sırasında sürekli uyuma hali, genç erişkinlerde iş performansında düşüş gibi belirtiler aslında altta yatan narkolepsinin işareti olabilir. Bu nedenle ayrıntılı değerlendirme şarttır” dedi.
Nedenleri Nelerdir?
Dr. Derya Canlı, narkolepsinin temelinde beyinde uyku-uyanıklık döngüsünü düzenleyen hipokretin (oreksin) adlı maddenin azalmasının yer aldığını belirtti. Bu maddenin eksikliğinin, uyanıklık kontrolünü bozduğunu ifade etti.
Ayrıca;
Genetik yatkınlık,
Otoimmün süreçler,
Çevresel faktörler,
Viral enfeksiyonlar
gibi etkenlerin de hastalığın ortaya çıkmasında rol oynayabileceğini söyledi.
Psikolojik ve Sosyal Etkileri
Psikiyatri uzmanı olarak hastalığın ruhsal boyutuna da dikkat çeken Canlı, narkolepsinin sosyal izolasyona ve özgüven kaybına yol açabileceğini ifade etti.
“Toplumda yanlış anlaşılma söz konusu olabiliyor. Hastalar tembel ya da isteksiz olarak etiketlenebiliyor. Oysa bu durum kişinin kontrolünde değildir. Uzun vadede kaygı bozukluğu ve depresif belirtiler de gelişebilir” diye konuştu.
Tedavi Mümkün Mü?
Narkolepsinin tamamen ortadan kaldırılabilen bir hastalık olmadığını ancak semptomların kontrol altına alınabildiğini belirten Dr. Canlı, tedavide bireyselleştirilmiş yaklaşımın önemine vurgu yaptı.
Tedavi sürecinde;
Düzenli uyku programı oluşturulması,
Gün içinde planlı kısa şekerlemeler,
Uyanıklığı artıran stimulan ilaçlar,
Katapleksi için bazı antidepresan tedaviler,
Yaşam tarzı düzenlemeleri
uygulanabildiğini söyledi.
“Her hastanın semptom profili farklıdır. Bu nedenle tedavi planı kişiye özel hazırlanmalıdır. Hastaların düzenli takip altında olması büyük önem taşır” dedi.
“Belirtileri Hafife Almayın”
Dr. Derya Canlı, uzun süren aşırı gündüz uykululuğu yaşayan bireylerin mutlaka bir uzmana başvurması gerektiğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı:
“Narkolepsi erken tanı ve doğru tedavi ile yönetilebilir bir hastalıktır. Önemli olan belirtileri hafife almamak ve profesyonel destek almaktır. Uyku sağlığı, genel sağlık kadar hayati öneme sahiptir.”
Uzmanlar, toplumda uyku bozukluklarına yönelik farkındalığın artırılmasının hem bireysel hem de toplumsal sağlık açısından büyük önem taşıdığını belirtiyor.
Hanife Yeşilyurt