宔ķONT style=”FONT-SIZE: 8pt”>
HİÇ DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ?
Oturup düşünün kendimizi sorgulayabiliyor muyuz? Yıllardır seyirci kaldığımız ülkemizde olup bitenleri, neler götürdüğünü anlayabiliyor, anlatabiliyor muyuz? Dünyanın en güçlü ülkesi olma imkanlarımız varken, bunları nasıl yok ettiğimizin farkında mıyız? Basit şahsi çıkarlar uğruna geleceğimize ipotek konmasına aldırmıyoruz. Dün böyleydi, bu günde böyle, siyaseti ülkeye hizmet olarak değil, belli zümreye ayrıcalık tanıyan bir mekanizma olarak işletiyoruz. Bizden, sizden zihniyeti ile nice değerleri pasifize ediyoruz. Yıllarca birbirimize kurşun attıranları, paralarının gücü ile ülkemize baş tacı ediyoruz. Gittikçe kendimize, çevremize yabancılaşıyoruz. Özümüzü, değerlerimizi tek tek yitiriyoruz. Çevremizde olup bitenlere aldırmıyoruz. Her gün gördüğümüz, duyduğumuz haksızlıklara, yolsuzluklara, geleceğimizden parça parça koparanlara ne diyebiliyoruz?
70 milyonun gücünü, geleceğini görüp ürkenlere fırsat veriyoruz. Ben, sen o hepimiz suçluyuz olanlardan. Dün böyleydi, bu gün de böyle, yarın da bu günün benzeri olacak masallarına kanmış uyutulup gidiyoruz. Bu ülke için korkmadan, yılmadan, fırsatçılara meydanı bırakmadan taşın altına hepimiz elimizi koymuyoruz.
Yanlış planlamalara, kimden gelirse gelsin savrulan trilyonlara sesimizi çıkarmıyoruz. 1 milyar dolar için el kapılarında beklerken ülke içinde yürütülen, savrulan milyar dolarlara sahip çıkamıyoruz. Biz dün böyle değildik. Bugün bu hale getirildik. İnançlardan, değerlerden bizi yıllarca dünyayı titreten güçten sistemli biçimde uzaklaştırılıyoruz. Ama seyrediyoruz. Olup biteni anlamaya bile çalışmıyoruz. Birileri kaçırılan onbaşısı için ülke yakıp yıkarken, biz şehit verdiğimiz onbaşılara sadece ağıt yakıyoruz. Her şey bu ülke, Türkiye için diyoruz da bu uğurda neler yapıyoruz. Hiç düşündünüz mü? Gittikçe erozyona uğruyoruz tüm değerlerimizle. Tutunacak dallarımızı, köklerimizi kendi ellerimizle kurutuyor, yakıp yıkıyoruz.
Sen sen olamıyorsun ki bu günde
Yarınlara ne taşıyacağız
Oysa dünden taşıdıklarımızla ayaktayız
Hovardaca harcıyoruz tüm servetimizi
Onların kapıları hiç açılmadı ki bize
Niye çalar dururuz habire
Onlar bizim içimizde
Kemirip duruyor her şeyimizi
Dönüp bakın sinsice değil
Göstere, göstere bizi bizden soğutuyorlar
Nereye, kiminle gidiyoruz diye düşünmedikçe
El, ele, gönül gönüle vermedikçe
Bu ülkeyi her şeyin üstünde görmedikçe
Alıp götürürler bizi istedikleri yerlere…