Bizim milletçe canımız çok yanmadıkça akıllanıp yola gelmiyoruz.
Dilerim bundan sonra hayat boyu her konuda temkinli oluruz.
Bu yaşadığımız deprem felaketi katliamı aratmadı. Yerleşme ve kentleşmede ki hatalarımız günyüzüne çıktı ve neler gördük neler.
Kumdan kaleler, olmayan demirler, zayıf betonlar, az demirli kuvvetsiz kirişler, betonsuz kolonlar ve kolon içinde oluşan boşluklara tıkılmış çimento torbaları, gazete kağıtları ve saymakla bitmeyecek kusurlar gördük. Ülke olarak İnşaat alanında bu kadar kötü olduğumuzu görmek bizleri çok incitti.
Mimarlığın, mühendisliğin, müteahhitliğin yanı sıra, İnşaat ustalığının önemide gözler önüne serildi.
Bir İnşaat ustasına, işçisine çok iş düşer. Yaratıcı içinde iman ve merhamet olmayanın şerrinden hepimizi korusun. Eğer bir usta inşaat yaparken içine sinmiyorsa, eksikleri varsa buna bilerek devam etmemeli. Merhametin, inancın ve adaletin olmadığı yerde hiçbir zaman huzur olmaz.
Biz millet olarak, kendi kendimize kazık atma ve zarar verme konusunda önceliği kimselere vermiyoruz.
Malesef ki, hayatı yada gördüklerimizi, duyduklarımızı sorgulamıyoruz.
Hiç kimse kimseyi günah keçisi ilan etmesin. Baştan sona kadar hepimiz suçluyuz.
Düzelmeye doğru yerden başlamak lazım.
İnşaat malzemesi satanların ucuz malzeme satma şansı olmamalı.
Çünki bizim insanımız eninde sonunda malzemeden kaçacaktır... Esnafın işi ticarettir. Mesleğinin gereğince o satmaya bakar. Mimar, insan hayatına öncelik verir, sanatıyla ilmini birleştirir. Meslekteki hatasının bedeli ağırdır. Peki ya
Müteahhit? Kimler mütaahhit olabilir? Ve müteaahhit olabilmek için neler gerekir?
Bir sorgulayayım.
Genellikle üstlenici veya yüklenici firma yada şahıs olarak yapılan müteahhitlik mesleği için hiçbir okuldan diplomanız olması gerekmiyor. Türk vatandaşı olan ve 18 yaşını bitiren herkes, müteahhitlik için Ticaret Odası'na kayıt yaptırabiliyor.
Devlette bu konuda büyük boşluklar var. Gazinocu, işletmeci birçok meslek sahibi yada elindeki evi arabasını satarak bu işe başlayan sayısız insan var.
Fazla kazanç sağlayan bu meslek cazibesini hiç yitirmedi.
İlaç içerken prospektüsüne bakıyoruz, yiyecek alırken son kullanma tarihine bakıyoruz ama ne hikmetse canımızı emanet edeceğimiz, evleri seçerken sadece süsüne bakıyoruz. Hatta bina yapılırken zemin etüt bilgisine, hangi kalite demir kullanıldığına, kalite onay belgesine hatta ve hatta son kullanım tarihi gibi ne kadar oturulabileceğinin malzeme bilgisi, resmi evrak bilgisi oluşturulup, alıcıya sunulması gerektiği kanısındayım.
Ama günümüzde bu öyle bir hale gelmiş ki, evi ne kadar fazla pahalı alırsak o kadar sağlam ve kaliteli olduğunu düşünüyor ve ne kadarda çabuk kanıyoruz. Çünki işin içinde gösteriş ve şaşa var.
Zira insanın gösteriş ve şatafat zaafı, gerekli hayati önem taşıyan soruları sormamasını sağlıyor.
Bu tek kullanımlık hayatta, yedek parçamızın olmadığını asla unutmayalım.