Bu ülkede liyakatsiz insanları sırf namaz kıldığı için makam ve mevkilere atayabiliyorlar. Sanki namaz kılan diğer günahları işlemiyormuş gibi! Asıl günah "işi ehline vermemek" Kişinin ibadeti Allah ile onun arasındadır. Onun hatalarını Allah belki affeder ama dünya, hataları kaldıracak kadar büyük değildir. İnsanlarda affedici değildir. Burada hak devreye girer. Mazallah insanlar haklarını haram etseler ettiği ibadetlerde kurtaramaz onları.
Sen A' dan Z' ye donanımlı insanı hakettiği makama getirmez, liyakatsiz kişiyi makama getirirsen, o makamın kendisine ait olduğunu zanneder, zannetmesede etrafındakiler ettirirler. Halbûki o makamlarda oturan insanların, makamlarını diğer aleme götüremedikleri aşikârdır. Kendini bilen her insan için değişmeyen bir kural vardır. Hangi makamda olursan ol, eninde sonunda varacağın makam hiçlik makamıdır.
Makama değer katmak, bittiğinde de saygı ve sevgiyle anılabilmektir esas olan.
Bazen kişi makamı taşıyamaz! bazılarıda layıkıyla taşır, onuda liyakatsızlar kaldıramaz.
Yapılan kötülükler yarına kalır ama kimsenin yanına kalmaz.
Abdül Kadir Geylani, insanların kimliklerinin güç ve makam sırasında ortaya çıktığını söyler.
Makam ve mevkilere gereğinden fazla değer vermemek lazım, insanda güvenirlik, güzel ahlâk ve adalettir bâki olan. Eğer mevki çok önemli olsaydı peygamberler çoban olmazdı.