|
Tweet |
Günlük yaşamda aile içinde, iş yerlerinde, trafikte ya da sosyal ortamlarda sıkça karşılaşılan yüksek sesle konuşma davranışı, çoğu zaman öfke ya da saldırganlık olarak yorumlanıyor. Ancak uzmanlar, insanların bağırarak konuşmasının altında yalnızca kızgınlık değil, farklı psikolojik ve sosyal nedenlerin de bulunabileceğine dikkat çekiyor.
Amasya Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Derya Canlı, insanların neden bağırarak konuştuğu konusunda önemli değerlendirmelerde bulundu. Bağırmanın kimi zaman öğrenilmiş bir iletişim biçimi, kimi zaman ise kişinin duygularını yönetmekte zorlandığının bir göstergesi olabileceğini belirten Canlı, sağlıklı iletişimin temelinde sakin ve kontrollü konuşmanın yer aldığını ifade etti.
BAĞIRMAK BAZEN ÖĞRENİLMİŞ BİR DAVRANIŞ OLABİLİYOR
İnsanların iletişim kurma biçimlerinin büyük ölçüde çocukluk döneminde şekillendiğini belirten Dr. Canlı, yüksek sesle konuşmanın bazı bireyler için normal kabul edilen bir iletişim tarzı haline gelebildiğini söyledi.
Canlı, “Bir kişi çocukluk yıllarında ailesinde sürekli yüksek sesle konuşulan bir ortamda büyümüşse, bunu doğal bir iletişim yöntemi olarak benimseyebilir. Bu bireyler çoğu zaman bağırdıklarının farkında bile olmayabilirler. Çünkü onlar için bu durum, duygu ve düşüncelerini ifade etmenin olağan bir yoludur” dedi.
Aile içindeki iletişim kalıplarının bireyin yetişkinlik dönemindeki davranışlarını önemli ölçüde etkilediğini vurgulayan Canlı, sağlıklı iletişim becerilerinin de yine aile ve sosyal çevre içerisinde öğrenildiğini kaydetti.
ÖFKE KONTROLÜNDE ZORLANANLAR DAHA YÜKSEK SESLE KONUŞABİLİYOR
Bağırmanın en sık görülen nedenlerinden birinin öfke olduğunu ifade eden Dr. Derya Canlı, kişinin yoğun duygular yaşadığı anlarda ses tonunu kontrol etmekte güçlük çekebileceğini belirtti.
“Öfkelendiğimizde vücudumuz alarm durumuna geçer. Kalp atışları hızlanır, kaslar gerilir ve stres hormonları devreye girer. Bu fizyolojik değişimler kişinin ses tonuna da yansıyabilir. Kişi farkında olmadan daha yüksek sesle konuşmaya başlayabilir” diyen Canlı, özellikle stresli dönemlerde insanların tahammül seviyelerinin düştüğünü söyledi.
Günümüz yaşam koşullarının bireyler üzerinde önemli bir baskı oluşturduğunu ifade eden Canlı, ekonomik sorunlar, iş yükü, ailevi problemler ve sosyal baskıların insanların daha gergin hale gelmesine neden olabildiğini belirtti.
“BENİ DİNLEMİYORLAR” DÜŞÜNCESİ BAĞIRMAYA YOL AÇABİLİR
Bazı insanların kendilerini ifade etmekte zorlandıkları için seslerini yükselttiklerini belirten Canlı, anlaşılmadığını hisseden bireylerin zamanla bağırmayı bir çözüm yöntemi olarak görebildiğini söyledi.
Canlı, “Kişi düşüncelerinin dikkate alınmadığını, karşısındaki tarafından dinlenmediğini düşündüğünde sesini yükseltebilir. Bu davranışın altında çoğu zaman duyulma ve anlaşılma ihtiyacı yatar. Ancak bağırmak kısa vadede dikkat çekse de uzun vadede iletişimi zedeleyen bir yöntemdir” ifadelerini kullandı.
Uzmanlara göre insanlar kendilerini yeterince ifade edemediklerini düşündüklerinde, ses tonlarını artırarak mesajlarının daha etkili olacağını varsayabiliyor. Ancak bu durum çoğu zaman karşı tarafta savunma mekanizmasının devreye girmesine neden oluyor.
BAĞIRMAK HER ZAMAN ÖFKE ANLAMINA GELMİYOR
Toplumda yaygın olarak bağırmanın öfkeyle ilişkilendirildiğini ancak bunun her zaman doğru olmadığını belirten Dr. Canlı, bazı kişilerin heyecanlandıklarında ya da coşkulu olduklarında da yüksek sesle konuşabildiklerini söyledi.
“Bazı bireylerin mizacı gereği enerjileri yüksektir. Heyecanlandıklarında, mutlu olduklarında veya bir konuyu tutkuyla anlatırken ses seviyeleri farkında olmadan yükselebilir. Bu durum her zaman saldırganlık ya da öfke anlamına gelmez” diyen Canlı, iletişimde yalnızca ses yüksekliğine değil, kişinin beden diline ve genel davranışlarına da dikkat edilmesi gerektiğini ifade etti.
SÜREKLİ BAĞIRMAK İLİŞKİLERE ZARAR VERİYOR
Bağırarak konuşmanın özellikle aile ilişkileri üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğine dikkat çeken Dr. Derya Canlı, bu durumun zamanla iletişim kopukluklarına yol açabileceğini belirtti.
Araştırmaların sürekli bağırmanın çocuklar üzerinde de olumsuz etkiler bıraktığını gösterdiğini ifade eden Canlı, “Çocuklar sık sık bağırılan ortamlarda büyüdüklerinde kendilerini güvensiz hissedebilirler. Ayrıca bu iletişim biçimini model alarak ilerleyen yaşlarda benzer davranışlar geliştirebilirler” dedi.
Eşler arasında yaşanan yüksek sesli tartışmaların da zamanla duygusal uzaklaşmaya neden olabileceğini söyleyen Canlı, sağlıklı ilişkilerin temelinde saygılı ve sakin iletişimin bulunduğunu vurguladı.
STRES VE KAYGI DÜZEYİ ETKİLİ OLABİLİYOR
Bağırarak konuşmanın altında zaman zaman yoğun stres ve kaygı durumlarının da bulunabileceğini belirten Canlı, özellikle uzun süreli psikolojik baskı altında kalan bireylerin duygusal tepkilerini kontrol etmekte zorlanabileceğini ifade etti.
“Kişi kendisini sürekli baskı altında hissediyorsa, yaşadığı duygusal yük zaman zaman yüksek sesle konuşma şeklinde dışa vurulabilir. Bu nedenle bağırma davranışını değerlendirirken kişinin yaşam koşullarını ve psikolojik durumunu da göz önünde bulundurmak gerekir” dedi.
SAĞLIKLI İLETİŞİM İÇİN NELER YAPILMALI?
Dr. Derya Canlı, bağırma alışkanlığını azaltmak isteyen bireylerin öncelikle bu davranışın farkına varmaları gerektiğini belirtti.
Kişilerin öfkelendikleri veya yoğun duygular yaşadıkları anlarda hemen tepki vermek yerine kısa bir süre beklemelerinin faydalı olacağını ifade eden Canlı, şu önerilerde bulundu:
“Derin nefes almak, kısa bir mola vermek, duyguları sakinleştirdikten sonra konuşmak ve karşı tarafı aktif şekilde dinlemek iletişim kalitesini artırır. İnsanlar çoğu zaman bağırarak daha etkili olduklarını düşünürler ancak gerçekte sakin ve net bir iletişim çok daha güçlü sonuçlar doğurur.”
Empati kurmanın da iletişimde önemli bir yere sahip olduğunu belirten Canlı, bireylerin karşı tarafın duygularını anlamaya çalışmasının çatışmaların azalmasına katkı sağlayacağını söyledi.
“SAYGI VE ANLAYIŞ İLETİŞİMİN TEMELİDİR”
Toplumda giderek artan stres ve yoğun yaşam temposunun insan ilişkilerini zorlaştırabildiğini belirten Dr. Derya Canlı, sağlıklı iletişimin korunmasının ruh sağlığı açısından da büyük önem taşıdığını ifade etti.
Canlı, “İnsanların birbirlerini gerçekten dinlemeye, anlamaya ve saygılı bir dil kullanmaya her zamankinden daha fazla ihtiyacı var. Bağırmak çoğu zaman çözüm üretmez, aksine iletişimde yeni sorunlar ortaya çıkarabilir. Sakinlik, anlayış ve empati ise hem bireysel hem toplumsal ilişkilerin güçlenmesine katkı sağlar” diye konuştu.
Hanife Yeşilyurt