|
Tweet |
Amasya Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Derya Canlı, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu’nun (DEHB) yalnızca çocukluk çağında görülen bir rahatsızlık olmadığına dikkat çekerek, erken tanı ve doğru tedavinin bireyin yaşam kalitesi üzerinde belirleyici bir rol oynadığını vurguladı.
DEHB; dikkatin sürdürülmesinde güçlük, aşırı hareketlilik ve dürtüsellik ile karakterize edilen nörogelişimsel bir bozukluk olarak tanımlanıyor. Toplumda sıklıkla “yaramazlık” ya da “disiplinsizlik” olarak algılanan bu durumun, aslında bilimsel temellere dayanan ve tedavi edilmesi gereken bir sağlık sorunu olduğunu belirten Dr. Canlı, yanlış inanışların tanı sürecini geciktirdiğini ifade etti.
Çocukluk Çağında Başlıyor, Yetişkinlikte Devam Edebiliyor
Dr. Derya Canlı, DEHB’nin genellikle çocukluk döneminde ortaya çıktığını ancak uygun destek alınmadığında ergenlik ve yetişkinlik döneminde de devam edebildiğini söyledi. Özellikle okul çağındaki çocuklarda derslere odaklanamama, verilen görevleri tamamlayamama, unutkanlık ve sınıf içinde aşırı hareketlilik gibi belirtilerle kendini gösteren DEHB’nin, akademik başarıyı ve sosyal ilişkileri olumsuz etkileyebildiğini belirtti.
“DEHB tanısı alan çocuklar çoğu zaman çevreleri tarafından yanlış anlaşılabiliyor. Bu çocuklar tembel ya da isteksiz olarak etiketlenebiliyor. Oysa bu durum çocuğun isteğiyle değil, beynin işleyişiyle ilgilidir,” diyen Dr. Canlı, ailelerin ve öğretmenlerin bilinçli yaklaşımının son derece önemli olduğunu vurguladı.
Yetişkinlerde DEHB Göz Ardı Ediliyor
DEHB’nin yalnızca çocukluk çağı hastalığı olarak görülmesinin büyük bir yanılgı olduğunu ifade eden Dr. Canlı, yetişkinlerde de dikkat dağınıklığı, zaman yönetiminde zorluk, erteleme davranışı, unutkanlık ve dürtüsel kararlar alma gibi belirtilerle ortaya çıkabildiğini söyledi. Bu durumun iş hayatında verim kaybına, kişilerarası ilişkilerde sorunlara ve özgüven problemlerine yol açabildiğini belirtti.
“Yetişkinler çoğu zaman yaşadıkları sorunların DEHB ile ilişkili olabileceğinin farkında olmuyor. Bu nedenle tanı almadan uzun yıllar boyunca zorluklarla baş etmeye çalışıyorlar,” şeklinde konuşan Canlı, geç tanı alan bireylerde eşlik eden kaygı ve depresyon gibi ruhsal sorunların da daha sık görülebildiğine dikkat çekti.
Tanı Süreci Çok Yönlü Değerlendirme Gerektiriyor
DEHB tanısının tek bir testle konulamayacağını belirten Dr. Derya Canlı, tanı sürecinin ayrıntılı klinik görüşmeler, ölçekler ve gerekli durumlarda aile ve öğretmenlerden alınan bilgilerle desteklenmesi gerektiğini söyledi. Özellikle çocuklarda, belirtilerin en az iki farklı ortamda (ev ve okul gibi) gözlenmesinin tanı açısından önemli olduğunun altını çizdi.
Dr. Canlı, “Her hareketli çocuk hiperaktif değildir. Aynı şekilde her dalgın bireyde de dikkat eksikliği bulunmaz. Bu nedenle tanının mutlaka bir ruh sağlığı uzmanı tarafından konulması gerekir,” dedi.
Tedavi Kişiye Özel Planlanmalı
DEHB tedavisinin bireye özgü olarak planlanması gerektiğini ifade eden Dr. Canlı, tedavide ilaç tedavisinin yanı sıra psikoeğitim, bilişsel davranışçı terapiler ve aile danışmanlığının da önemli bir yer tuttuğunu söyledi. Özellikle çocuklarda, ailelerin ve öğretmenlerin sürece aktif olarak dahil edilmesinin tedavinin başarısını artırdığını belirtti.
“DEHB tedavi edilebilir bir bozukluktur. Doğru yaklaşımla bireyler potansiyellerini ortaya koyabilir ve yaşamlarını sağlıklı bir şekilde sürdürebilirler,” diyen Canlı, erken müdahalenin uzun vadeli olumsuz sonuçları önlemede etkili olduğunu vurguladı.
Toplumsal Farkındalık Artmalı
Son olarak toplumsal farkındalığın artırılmasının önemine değinen Dr. Derya Canlı, DEHB hakkında doğru bilgilerin yaygınlaştırılmasının hem bireylerin hem de ailelerin yaşadığı zorlukları azaltacağını ifade etti. Okullarda, sağlık kurumlarında ve medya aracılığıyla yapılacak bilgilendirici çalışmaların, bu bozukluğa yönelik önyargıların kırılmasına katkı sağlayacağını belirtti.
Dr. Canlı, “DEHB bir eksiklik değil, doğru destekle yönetilebilen bir farklılıktır. Önemli olan bunu zamanında fark etmek ve bilimsel yöntemlerle ele almaktır,” sözleriyle açıklamalarını tamamladı.
Hanife Yeşilyurt