beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan sefaköy escort beylikdüzü escort seks hikayesi beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort esenyurt escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort alanya escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayanlar beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort
Bugun...



Korku Çocukların Dünyasını Nasıl Etkiliyor?


facebook-paylas
Tarih: 20-08-2026 08:15

Korku Çocukların Dünyasını Nasıl Etkiliyor?

Çocukların yaşadığı korku ve endişeler, kimi zaman gelişim döneminin doğal bir parçası olurken, yoğun ve uzun süreli kaygı çocuğun günlük yaşamını, dikkatini, uykusunu ve sosyal ilişkilerini etkileyebiliyor. Amasya Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Derya Canlı, çocuklarda korku ve kaygının ne zaman normal sınırların dışına çıktığının önem taşıdığını belirtti.

“KORKU, ÇOCUĞUN KENDİSİNİ KORUMASINI SAĞLAYAN DOĞAL BİR DUYGUDUR”

Çocukların belirli dönemlerde karanlıktan, yalnız kalmaktan, anne-babadan ayrılmaktan, okuldan ya da bazı hayvanlardan korkmasının gelişim sürecinin bir parçası olabileceğine dikkat çeken Canlı, burada önemli olanın korkunun çocuğun hayatındaki etkisi olduğunu ifade etti.

Korkunun aslında organizmanın tehlikeye karşı verdiği doğal bir tepki olduğunu belirten Canlı, çocuğun karşılaştığı durumun gerçekten tehlikeli olup olmadığını değerlendirmesinin zaman içerisinde geliştiğini aktardı.

Ancak korku ve endişenin sürekli hale gelmesi durumunda çocuğun zihinsel ve duygusal olarak yorulabileceğine dikkat çekildi.

“SÜREKLİ KAYGI YAŞAYAN ÇOCUK TETİKTE KALABİLİR”

Çocuk yoğun kaygı yaşadığında zihninin önemli bir bölümünü olası tehlikelere ayırabildiğini belirten Canlı, bunun dikkat ve öğrenme süreçlerini de etkileyebileceğine dikkat çekti.

Özellikle “Ya kötü bir şey olursa?” düşüncesinin sürekli tekrarlanması halinde çocuk günlük yaşamındaki olaylara odaklanmakta zorlanabiliyor. Ders sırasında dikkatini toplamak, arkadaşlarıyla oyun oynamak ya da uykuya geçmek güçleşebiliyor.

Canlı, çocuklarda kaygının yalnızca duygusal belirtilerle ortaya çıkmadığını, baş ve karın ağrısı, uyku problemleri, huzursuzluk, ağlama, içe kapanma veya sürekli güvence arama gibi belirtilerin de görülebileceğini ifade etti.

“ÇOCUĞUN KORKUSUNU KÜÇÜMSEMEYİN”

Ebeveynlerin çocukların korkularına yaklaşımının büyük önem taşıdığını vurgulayan Canlı, “Korkacak bir şey yok” diyerek çocuğun yaşadığı duygunun küçümsenmesinin her zaman işe yaramayacağını belirtti.

Çocuğu dinlemenin ve neyin korkuttuğunu anlamaya çalışmanın daha sağlıklı bir yaklaşım olduğunu ifade eden Canlı, ebeveynlerin çocuklarına güven veren ve onları yargılamayan bir iletişim kurmalarının önemli olduğunu ifade etti.

Çocuğa korkusunu anlatması için fırsat verilmesi, yaşına uygun açıklamalar yapılması ve ihtiyaç duyduğunda yanında olunduğunun hissettirilmesi, kaygıyla baş etme becerisini destekleyebiliyor.

“ANNE VE BABANIN KAYGISI ÇOCUĞA DA YANSIYABİLİR”

Çocukların özellikle küçük yaşlarda çevrelerindeki yetişkinlerin davranışlarını yakından gözlemlediğine dikkat çeken Canlı, ebeveynlerin olaylara verdikleri tepkilerin çocukların dünyayı algılama biçiminde etkili olabileceğini söyledi.

Anne veya babanın sürekli olarak tehlike ihtimalinden söz etmesi, aşırı koruyucu davranması ya da belirli durumlarda yoğun korku göstermesi, çocuğun da benzer durumları tehdit olarak algılamasına zemin hazırlayabiliyor.

Bu nedenle çocukların güven duygusunu destekleyen, ancak gerçek riskleri de yok saymayan dengeli bir ebeveyn tutumunun önem taşıdığı belirtiliyor.

“HER KORKU BİR HASTALIK DEĞİLDİR”

Çocukluk döneminde ortaya çıkan her korkunun psikiyatrik bir sorun anlamına gelmediğini vurgulayan Canlı, korkunun gelişim dönemine uygun olup olmadığına bakılması gerektiğini ifade etti

Korkunun zaman içerisinde azalması ve çocuğun günlük yaşamını etkilememesi durumunda bunun gelişimsel bir süreç olabileceği belirtilirken; korkunun giderek artması, uzun süre devam etmesi ve çocuğun okul, aile veya sosyal yaşamını kısıtlaması halinde profesyonel değerlendirme gerekebiliyor.

“ÇOCUĞUN DAVRANIŞLARINDAKİ DEĞİŞİKLİKLER DİKKATE ALINMALI”

Çocuğun daha önce severek yaptığı etkinliklerden uzaklaşması, okula gitmek istememesi, arkadaşlarından kaçınması, yalnız kalamaması veya uyku düzeninin belirgin biçimde bozulması gibi değişikliklerin ebeveynler tarafından dikkate alınması gerektiği ifade ediliyor.

Özellikle travmatik bir olay sonrasında ortaya çıkan yoğun korku ve kaygının uzun süre devam etmesi halinde uzman desteğinin önemli olduğu belirtiliyor.

“AMAÇ KORKUYU YOK ETMEK DEĞİL, ÇOCUKLA BİRLİKTE YÖNETEBİLMEK”

Çocukların hayatında korkunun tamamen ortadan kaldırılmasının mümkün olmadığını belirten Canlı, asıl hedefin çocukların korku ve kaygılarını tanımalarını ve bu duygularla sağlıklı biçimde baş etmelerini sağlamak olduğunu söyledi.

Ebeveynlerin çocukları dinlemesi, onları küçümsememesi, yaşlarına uygun bilgiler vermesi ve gerektiğinde uzman desteğine başvurması, sağlıklı bir ruhsal gelişim açısından önem taşıyor.

Çocukluk döneminde fark edilen yoğun kaygı ve korkuların zamanında ele alınmasının, ilerleyen dönemlerde yaşanabilecek ruhsal sorunların önlenmesi veya etkilerinin azaltılması açısından önemli olduğu belirtildi.

Hanife Yeşilyurt







Etiketler :

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER SAĞLIK Haberleri

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARŞİVİ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI YUKARI