|
Tweet |
Amasya Üniversitesi Sabuncuoğlu Şerafettin Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görev yapan Öğretim Üyesi Psikiyatrist Dr. Derya Canlı, şizofreniyle ilgili doğru bilinen yanlışları değerlendirdi.
Uzmanlar genetik alt yapılı olmasının yanında çeşitli dış etkenlerle beyin kimyasını bozan nörobiyolojik bir hastalık olan şizofreninin, yaşam boyu süren kronik bir hastalık olduğunu, ancak günümüzde uygun ilaç tedavileri ile belirtilerinin büyük oranda iyileşebileceğini belirtiyor.
Amasya Üniversitesi Sabuncuoğlu Şerafettin Eğitim ve Araştırma Hastanesi Öğretim Üyesi Psikiyatrist Dr. Derya Canlı, ‘şizofreni hastaları tehlikelidir’ yanlış kanısına ve hastaların maruz kaldığı “damgalamaya” dikkatleri çekerek tedaviye ulaştıkları sürece herhangi tehlikeli bir durum olmayacağını söylüyor.
ŞİZOFRENİ HASTALARI AİLESİ TARAFINDANDA DAMGALANABİLİYOR
Şizofreniye karşı olumsuz tutum ve davranışların değiştirilmesi için yüzyıllardır gelen damgalamayla ilgili yanlış inançları, gerçeklerle değiştirmek gerektiğini belirten Psikiyatrist Dr. Derya Canlı, “Damgalama sadece başkaları tarafından yapılmaz. Hastanın kendisi veya aile yakınları bile damgalayabilir. Toplum da hasta ve ailesini damgalayabilir.” dedi.
Şizofreni yaşam boyu süren kronik bir hastalıktır
Şizofreninin, beyinin mezolimbik ve mezokortikal dopamin yolaklarında işlev bozukluğu olması sonucunda ortaya çıkan, genetik alt yapılı nörobiyolojik bir hastalık olduğunu söyleyen Psikiyatrist Dr. Derya Canlı, “Yaşam boyu süren kronik bir hastalıktır. Ancak günümüzde uygun ilaç tedavileri ile hastalık belirtileri büyük oranda iyileşebilir. Duygu, düşünce ve davranışın etkilendiği; zaman zaman gerçeklik algısında kopmaların olduğu çok yönlü bir rahatsızlıktır.” şeklinde açıkladı.
Duygu Ve Genel Düşüncelerde Yaşanan Değişikliklerle Kendini Göstermeye Başlar
Şizofreni hastalığının oluşmasında birçok etkenin rol oynayabileceğini kaydeden Amasya Üniversitesi Sabuncuoğlu Şerafettin Eğitim ve Araştırma Hastanesi Öğretim Üyesi Psikiyatrist Dr. Derya Canlı, “Bunlardan biri genetik yatkınlık. Ancak bir kesinlikten söz edilemeyebilir. Beyin kimyası, beyin anomalisi ve çevresel etmenler şizofreni hastalığının oluşum nedenleri arasında yer alabilir. Aşırı stres, travmalar, viral enfeksiyonlar, iletişimsizlik ve asosyallik de çevresel etmenlerden bazılarıdır.” dedi.
Şizofreni hastalığının kişinin duygu ve genel düşüncelerinde yaşanan değişikliklerle kendini göstermeye başladığına dikkat çeken Psikiyatrist Dr. Derya Canlı, sözlerine şöyle devam etti:
“Duygu ve düşünce değişiklikleri davranışa dönüştüğü andan itibaren ise kişinin çevresi tarafından da fark edilmeye başlar. Kişi mevcut yaşantısının ve olayların dışında olmayan durumları düşünür ve o durumlara inanır. Bu durum bir süre sonra başa çıkılamaz hale gelebilir. Bu yüzden mutlaka tedavi edilmesi gereken psikiyatrik bir rahatsızlıktır.”
HASTALIĞIN YANINDA MADDE BAĞIMLILIĞI OLANLAR TEHLİKELİ DAVRANIŞLARDA BULUNABİLİR
Şizofrenide muhakemenin bozulması sonucunda, şüphecilik, alınganlık gibi düşünceler oluşabildiğini aktaran Psikiyatrist Dr. Derya Canlı, “Bu düşünceler fiziki ve mantığa dayalı kanıtlarla çürütülse dahi hasta bu düşüncesinden vazgeçmez. Zaman zaman sesler duyma, görüntüler görme de gerçekleşebilir. Bu zamanların dışında da kişi içe kapanık, sosyal izole ve hareketsiz kalabilir. Çoğunlukla çevrelerinden uzaklaşmayı ve yalnız olmayı tercih ederler. Fakat hastalığın yanında madde veya alkol bağımlılığı olanlar tehlike ve şiddet içeren davranışlarda bulunabilir. Öte yandan şizofreni hastaları kendilerine zarar verebilir. Şizofreni hastaları arasında genç yaşta ölümün birinci nedeni intihardır. Doğru tedaviyle şizofreni hastaları psikiyatri hastaneleri yerine, aileleriyle veya toplum içinde üretici bir hayat yaşayabilirler.” açıklamasında bulundu.
ZAMANINDA TEDAVİYE ULAŞAN HASTALAR SOSYAL HAYATA ADAPTE OLABİLİR
‘Şizofreni hastaları tehlikeli ve suça meyillidir’ düşüncesinin yanlış olduğunun altını çizen Psikiyatrist Dr. Derya Canlı, “Tedaviye ulaştığı sürece herhangi tehlikeli bir durumu olmayacaktır. Toplumda işlenen suçların büyük bir oranı akıl sağlığı yerinde, organize şekilde suç işleyen insanlar tarafından gerçekleştirilmektedir. Bilinen bir diğer yanlış da bu kişilerin hayatını tek başına idame ettiremeyeceği, işlevselliklerinin kaybolacağı ve sosyal hayattan izole olacağıdır. Tedaviye ulaşan bir birey tedavi dirençleri yoksa ve gecikmediyse sosyal hayatına adapte olabilir.” ifadelerini kullandı.