|
Tweet |
Terörle Mücadele ve Vazife Kahramanları ve Aileleri Dayanışma Derneği Amasya Şube Başkanı Ziya Kutlu yaptığı açıklamada şunları söyledi; Bu yazıyı nasıl yazacağımı günlerce düşündüm; duyduğumda ürperdim, utandım ailesine torununa ne cevap vereceğimi bilemedim. Boğazım düğümlendi.
Bilindiği gibi Genel Merkezi Ankara’da Gazi Emrullah Aktaş Başkanlığında kurulan ve kısa zaman öncede Amasya da Şubesini açtığımız Terörle Mücadele ve Vatan Kahramanları ve Aileleri Dayanışma Derneği yerleşkesinde rutin büro işlerini yaparken telefonum çaldı.
Karşımda Çankırı Şubemiz Başkanı Okan Sütcüoğlu hal hatır sorduktan sonra ağlamaklı bir sesle Ziya Başkanım “AMASYA da ŞEHİT “ mezarı arıyorum deyince telefon elimden düştü . Kendimi toparladıktan sonra Nasıl dedim? Ben değil size Torunu anlatsın dedi. Torun Yasemin DEDE hanımı aradım hemen. Anlattıkları ile hadise şu şekilde cereyan ediyor; Şakir Ekizceli 1951 yılının Eylül ayında Eşi Sare Hanımı ve 1 yaşında kızı Gülbahar Ekizceli’yi Çankırı Kızılırmak İlçesi Tepealagöz köyüne bırakarak Kutsal vatan görevini ifa etmek için Amasya Merzifon ilçesinde bulunan 12 . Uçak Savar Topcu Alay Komutanlığına teslim oluyor.
Askerlik görevini ifa ederken 10 Nisan 1953 tarihinde asker arkadaşı tarafından “KAZAEN“ vurularak ölüyor. Ve naaşı şu anda hali hazırda bulunan Merzifon Kabristanlığına defnediliyor. Ölüm 15 -20 gün sonra aileye ulaşıyor. O zamanın şartları aile yokluk nedeni ile Çankırı’dan Amasya Merzifon’a gelemiyor. Sare Hanımı da Şakir Ekizceli’nin kardeşi ile evlendiriyorlar.
Yıllar geçmesine rağmen kızı Gülbahar hanım baba hasreti ile yanıp tutuşuyor, Babasının mezarını bulabilmek için günübirlik Amasya Merzifon a geliyor ancak bulamıyorlar. Boynu bükük ayrılıyorlar.
Kızı Gülbahar Hanım Milli Savunma Bakanlığına 03.02.2022 tarihinde yazılı Müracaat ediyor Ancak Milli Savunma Bakanlığı Kara Kuvvetleri Komutanlığı Personel Daire Başkanlığı Kızı Gülbahar Hanıma “Babanızın Mezarının yerini” bize değil Öldüğü ilin ilçenin belediyesine sorun diye nasihat ediyor usulen başsağlığı dilekleri ile cevap veriyor.
Bunları duyduğumda ürperdim. Aklıma şu sorular geldi
1- Yıllar geçse de bu “ADLİ VAKA”nın neticesinde süregelen “YARGILAMA” sonucu aile ye neden bildirilmedi ?
2- Türk Silahlı Kuvvetlerinde “İNTİHAR” olmadığı süreçte KAZA dahi olsa ölüme “ŞEHİT” yaralıya “GAZİ” denmiyor mu ?
3- İlgili Komutanlığın vermiş olduğu cevabi yazıda ölen Şakir Ekizceli ‘ nin herhangi bir kusuru olmadığı anlaşıldığı halde neden “ ŞEHİT” lik mertebesi verilmedi ?
4- Ailenin müracaatına rağmen MEZAR yerinin tespiti konusunda aile neden yalnız bırakıldı?
Sayın Milli Savunma Bakanı Hulisi AKAR nezninde tüm hiyerarşik yapı ya seslenmek istiyorum, Türk Silahlı Kuvvetleri nizamiyesinden giren ve terhis oluncaya kadar vatana emanet olan her bir askerimiz için ; kanunlarımız ne der bilmiyorum ancak bir evlada “ MEZAR “ yerini gösterecek kadar “ ARŞİV” iniz Mihmandarlık edecek bir görevliniz yok mu ?
Sayın Hulisi AKAR paşam “ŞEHİDİMİZ NEREDE? “