Gördük KOSOVA’ nın ova düzünü,
Sırplar yakmış yıkmış özünü,
Çayır çimen solmuş, bitmiş yüzünü,
Sahipsiz KOSOVA, insan kalmamış.
Harabe binalar, yıkılmış evler,
Hani “Evimiz” diye geri dönenler?
Yanmış, yıkılmış, ölüp gitmiş niceler,
Sahipsiz KOSOVA, insan kalmamış.
Kimsesiz çocuklar, ölmüş babası,
Uğramış tecavüze genç ablası,
Arar da bulamaz yitmiş anası,
Sahipsiz KOSOVA, insan kalmamış.
Giderken yakmayı almış YUNAN’ dan,
Çok çekti dünya, zalim SIRP’ lardan,
Zulüm baki değil, emir HÜDÂ’ dan,
Sahipsiz KOSOVA, insan kalmamış.
Babalar mezarda, çocuklar ağlaşır,
Can pazarında sağa sola kaçışır,
SIRP zulmü bu, nidalar arş’a ulaşır,
Sahipsiz KOSOVA, insan kalmamış.
Ya Rabbî: SIRP’ a verme bir daha fırsat,
Can öldürmek onlara harman-hasat,
Onlar yine sokar, barışa fesat,
Sahipsiz KOSOVA, insan kalmamış.
Köyler- kentler yakılmış, her yer boşalmış,
İnsanlar mezara odun gibi atılmış,
Onca canlar, vatan için dağlanmış,
Sahipsiz KOSOVA, insan kalmamış.
Zoru görünce çekildi cani SIRP’ lar,
Babam nerde? Söyleyin nerde yakınlar?
Çıktı ortaya çokça toplu mezarlar,
Sahipsiz KOSOVA, insan kalmamış.
Dönen SIRP’ lar dan geriye kalan vahşet,
Diken olmuş tüyler, görünen tam dehşet,
Toplu mezarlar katliam bir fecaat,
Sahipsiz KOSOVA, insan kalmamış.
Gazeteci ölünce anladı batı,
Görünce toplu mezarlar, şafak attı,
Nerde acımak? Yürekler taştan katı,
Sahipsiz KOSOVA, insan kalmamış.
İnsanlık ve NATO, yetişti imdada,
Sırtlan soyu SIRP’ lar hiç kalır mı darda?
Masumların figanı, dünyayı sarmakta,
Sahipsiz değilsin, bizler yanında.
Ne yazarsa yazsın tarih, sayfa yetmez,
Zulüm, Ejder zehrinden acı, gözyaşı dinmez,
Şaha kalkmazsa TÜRKLER, bu kinler bitmez,
Çekilir göndere ALBAYRAK, inmez...