beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort
Bugun...


Naci ÖZKAN

facebook-paylas
BUGÜN HAVA MEMLEKET GİBİ KOKUYOR BURNUMA
Tarih: 04-05-2026 09:12:00 Güncelleme: 04-05-2026 09:12:00


İnsan hayatı boyunca çok şey biriktiriyor… Fotoğraflar, sesler, kokular, yollar, yüzler, ayrılıklar, kavuşmalar… Fakat bütün bunların içinde bazı şeyler vardır ki, üzerinden kaç yıl geçerse geçsin ilk günkü sıcaklığını kaybetmez. Bir okulun bahçesi mesela… Çocukluğun geçtiği sınıflar… Tebeşir kokusu… Sabahın erken saatlerinde sıraya giren çocukların heyecanı… Siyah beyaz önlükler, yakalara takılmış kırmızı kurdeleler, öğretmenin uzaktan gelen sesi…

Sonra yıllar geçer. Çocukluk büyür, gençlik gelir, ardından hayatın ağır yükü omuzlara bırakılır. İnsan şehirler değiştirir, evler değiştirir, dostlar değiştirir. Hatta bazen aynaya baktığında yüzündeki çizgilerin bile değiştiğini fark eder. Ama bir şey değişmez… İnsan, doğup büyüdüğü toprağı asla unutamaz.

Çünkü memleket dediğimiz şey sadece bir şehir değildir. Sadece nüfus cüzdanına yazılmış bir memleket hanesi de değildir. Memleket; ilk düştüğünüz topraktır. İlk dizinizin kanadığı sokaktır. İlk sevinciniz, ilk gözyaşınız, ilk arkadaşınız, ilk bayramınız, ilk okul yolunuzdur.

Memleket, çocukken önünden geçtiğiniz çeşmenin suyudur. Kışın soba başında anlatılan aile hikâyeleridir. Yaz akşamlarında kapı önlerinde oturan büyüklerdir. Sokaktan gelen çocuk kahkahalarıdır. Mahallede top oynarken annenizin balkondan seslenişidir.

İşte insan bunları unutamıyor.

Hele bir de gurbet varsa hayatınızda… İşte o zaman memleketin anlamı bambaşka oluyor.

Gurbet, çoğu insanın sandığı gibi sadece başka bir şehirde yaşamak değildir. Gurbet bazen kalabalığın ortasında bile yalnız kalmaktır. Binlerce insanın içinde kendine ait bir yüz aramaktır. Selam verdiğinizde sesinizin havada asılı kalmasıdır.

Gurbette “Selamünaleyküm” dersiniz… Bazen cevabı gelir, bazen gelmez. Ama insan yine de memleketindeki sıcaklığı arar. Çünkü memlekette verilen selam sadece ağızdan çıkmaz; gözlerden, yüzlerden, yüreklerden gelir.

Bir gün çarşıda yürürken atkısını sıkıca bağlamış yaşlı bir teyze görürsünüz. İçinizden bir ses, “Aha, vallahi bu bizim oralı…” der. Belki hiç tanımıyorsunuzdur ama yürüyüşünden, bakışından, duruşundan anlarsınız. Çünkü aynı toprağın insanı birbirini tanır.

Sonra bastonuna yaslanmış şapkalı bir amca görürsünüz. Yüzündeki kırışıklıklarda geçen yılların izini, çekilen emeklerin ağırlığını görürsünüz. Gidip elini öpmek gelir içinizden. Çünkü o eller size babanızı, dedenizi, köyünüzü hatırlatır.

İşte gurbet böyle bir şeydir…

İnsanı hiç tanımadığı insanlara bile yakın hissettirir. Çünkü insan memleketini özlediğinde, kendi toprağından gelen her sese, her şiveye, her bakışa tutunmak ister.

Ve benim için memleket denince aklıma önce Amasya gelir…

Sonra Taşova gelir.

Sonra çocukluğumun geçtiği köy yolları…

Çaydibi’nin toprak kokusu…

Yeşilırmak kıyısında esen serin rüzgâr…

Uzaklardan bana göz kırpan dağlar…

Kışın kar altında boy veren kardelenler…

Çocukluğumun yankısını taşıyan sokaklar…

Hele bir de Kırkharman adı geçince… İçimde tarif edilmez bir heyecan başlar. Kalp atışlarım hızlanır. Sanki yıllardır kapalı kalan bir kapı açılır da çocukluğum yeniden dışarı çıkar.

Sonra yol uzar…

İnsan tanıdık yolları geçtikçe nefesi değişir. Her viraj başka bir anıyı getirir. Her ağaç başka bir hikâye anlatır.

Ve memlekete girişte o tabela görünür…

İşte insanın bütün direnci orada kırılır.

Koskoca adam olursunuz, nice fırtınalar atlatırsınız, nice şehirlerde yaşarsınız… Ama memleket tabelasını görünce içinizdeki çocuk bir anda uyanır.

Çünkü orası ana kucağıdır…

Orası baba ocağıdır…

Orası sizi hiçbir zaman yabancı hissettirmeyen tek yerdir.

Meğer gurbet, insanın yüreğini büyütüyormuş…

Öyle büyütüyormuş ki sadece bir evi değil, bir köyü, bir ilçeyi, bir nehri, bir dağı, hatta bütün memleketi içine sığdırabiliyormuş.

Ve insan anlıyor ki memleket özlemek, sadece bir yeri özlemek değilmiş…

Memleket özlemek, kendini özlemekmiş.

Bugün hava memleket gibi kokuyor burnuma…

Nasıl kokmasın ki…

İçimde hâlâ çocukluğum yürürken…

Yüreğim hâlâ memleketim için çarparken…

Ve adını her duyduğumda gözlerim uzaklara dalarken…

Nasıl kokmasın ki…





YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARŞİVİ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI