beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort
Bugun...


İsa ÇOLAKER

facebook-paylas
DOĞRULUK
Tarih: 25-05-2026 09:05:00 Güncelleme: 25-05-2026 09:05:00


Doğruluk bir yaşama biçimidir. Ahlaki kaygıları olanlar, doğruluğun ne olduğunu iyi bilirler. Doğruluk, bir davranış ve yaşama unsuru olduğu kadar, ayağı ötelerde olan bir tutumdur. Yalan ve nifakın karşıtı olan doğruluk, bize yaşamı anlamlı kılan bir erdem biçimidir. Modern insanın doğruluk karşısındaki tutumu ikirciklidir. Kafası karışıklar, yalanı öne çıkarıyorlar. Hatta bunu sistematik davranış haline getiriyorlar. Biz olabildiğince doğru ve haktan yana duracağız.

Bunun zor olduğunu da biliyorum. Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler yalanı artık fazilet olamaz. Olmamalıdır da. Kur'an'da doğrulukla ilgili onlarca metin mevcuttur. "Güzel düşün, iyi hisset, aldanma; ne varsa doğrudadır, doğruluk şaşar sanma" diyen Tevfik Fikret bir gerçeğe gönderme yapar. Doğruluk, fıtratımızda olan bir değerdir. Allah bizi doğruluk üzerinde yaratır. Bunu en bariz çocuklarda görürüz. Safiyet, temizlik, güzellik örneği olan çocuklarımız çevrenin tahrikiyle yön değiştirirler. Bu kazanımı her daim korumak insanın en güzel özelliğidir. Kaybolan doğruluk, bizim bir hazinemizdir. Onu aramak ve pratiğe geçirmek de bize düşer. Uzak bir ütopya değildir doğruluk. Basittir. Ticaret aracı da olmaz.

Doğruluk üzerine yazmayı istememin nedeni, covit salgınında gördüğüm ticari yalanlardır. Bu kadar mı doğruluğun uzağına düşülür? Böyle mi yalan tüccarı olunur? Allah'ım sen bize yardım et. Stok, zam ve aldatmak için WhatsApp grubu kuran tacirler! Bir kuruş fazla kazık atacağım diye insanları dolandıran ahilikten nasibini alamamış esnaf tayfası, hepiniz doğruluk tüccarı mısınız? Doğruluk tüccarı değil, teorisyeni değil, bizatihi doğrunun kendisi olmalıyız. Allah doğrunun yanındadır. Bunu yapmak çok mu zor? Doğruluğun terazisi yine sizsiniz. İnsanları aldatmadığınız zaman, teraziden çalmadığınızda, biraz da yalan söylemediğiniz zaman doğruluk yolundasınızdır. Yani erdemli durmakta, atla deve değil. Yeter ki vicdanınız el versin. "Doğru olsam ok gibi, yabana atarlar beni / Eğri olsam yay gibi, elde tutarlar beni / Hiç keder elem etme, boş yere mahzun etme / Düşmanlarını tanı, uzak dur sitem etme / Ne fakiri aç gördüm ne zengini tok / Hedefine varır doğru ok" diyen Mevlâna Hazretleri, doğru yolda olanın menzile vardığını anlatmak isterken; iyi yolda olmanın niyetle ve salih davranmakla olduğunu anlatmak ister.

Zihinsel fakir olmanın yolu yalancılıktan ve ikiyüzlülükten geçer. Fikren fakir olan, doğru olamaz diyen Mevlâna haklıdır. Zenginin para hırsı, onu kazanmak için söylediği yalanlara iter. Bu covit salgınında yaşanan budur. Doymak bilmez kapitalist kafa, insanımızı yalana ve talana götürüyor. Akşam dolar on sekiz lira diye ev satanlar, sabah dolar on bir lira diye yoldan çıkanlardır. Burada kaybedilen para değil, doğru yoldan sapmadır. Kesin kâr, ölçüsüz para kazanma hırsı, insanımızı doğru yoldan ayartıyor. Bizi bunlardan eyleme Allah’ım. Siz de buna uymayın, ey okur! Marks'ın dediği gibi, kesin kâr faizdir. Kâr-zarar ekonomik bir davranıştır. Demek ki ahlaki kaygı, doğruluk olmadan da iyi yurttaş ve Müslüman olunmuyormuş! Kapitalistçe kazanıp da doğruluk numarası yapmak, kapitalizmin bile ruhuna aykırıdır! Neyse, biz vicdanımızın sesine bakalım.

Yalan toplumu olduk. Doğruluğumuzu ispatlamak için bile yalana başvuruyoruz. Günümüz budur. Normal bir iyiliği bile yalanla anlatmaya tevessül ediyoruz. Abartı, reklam cemiyeti olduk. Sizin doğruluğunuzu, erdeminizi davranışlarınız gösterir. Gösteriş dindarlığına, yalan esnaflığına, tecavüz fikirlerine, ahlak satmaya ihtiyacımız olmamalıdır. Ahlakı başkasından değil, kendi yaşamımızdan geliştirmeliyiz. Ötekinin ahlakından sana ne. Ahlak, bireysel bir önceliktir. Önce kendi ahlakımızı tesis edelim, sonra toplumsal ahlak kurulur. Doğruluk da böyledir. Önce sıratı müstakim üzere yaşa, sonra başkasının doğruluk anlayışını gözet. Aranan doğruluk değil, yaşanan doğruluk esas olmalıdır. Mehmet Akif, Eşref Edip’le öğle yemeğinde buluşmak için sözleşmişlerdi. Eşref Edip Vaniköy’de oturuyordu; kendisi Beylerbeyinde. Öğleden bir saat evvel oraya gidecekti. O gün öyle bir yağmur vardı ki, her taraf sel oldu. Eşref Edip, Mehmet Akif’in böyle bir yağmurda gelmeyeceğini düşünmüştü. Bu sebeple hizmetçiye döneceğini söyleyerek, evden çıkıp yakın bir komşuya gitti. Yağmur devam ediyordu. O evden çıktıktan bir süre sonra Mehmet Akif, yağmura rağmen Eşref Edip’in evine gelmişti. Eşref Edip, evine döndüğünde onun geldiğini hizmetçiden öğrenmişti. Akif, sırılsıklam bir halde olmasına rağmen içeriye girmemiş, ‘’selam söyle’’ diyerek yağmura aldırmadan gerisin geriye gitmişti. Eşref Edip ertesi gün kendisini bulmuş durumu anlatarak özür dilemek istemişti. Ama Mehmet Akif bu olaydan dolayı kırılmıştı. Eşref Edip’e şu unutulmayacak cevabı veriyordu.

— Bir söz, ya ölüm veya ona yakın bir felaketle yerine getirilmezse mazur görülebilir. Doğru sözde olmak budur.





YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARŞİVİ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI