|
Tweet |
Amasya Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Derya Canlı, yaz aylarında tatil yapmasına rağmen zihinsel olarak dinlenemeyen kişilerin yaşadığı kaygıya dikkat çekti. Canlı, “Tatil dediğimiz şey sadece bulunduğumuz ortamı değiştirmek değil, zihinsel olarak da günlük hayatın yüklerinden bir süreliğine uzaklaşabilmektir. Kişi tatile çıktığı halde işini, sorumluluklarını ve kaygılarını yanında götürüyorsa gerçek anlamda dinlenmekte zorlanabilir” dedi.
Yaz aylarının gelmesiyle birlikte milyonlarca kişi tatil planları yaparken, bazı kişiler için uzun süredir beklenen tatil dönemi beklenen rahatlamayı getirmeyebiliyor. Tatil öncesinde yaşanan hazırlık telaşı, maddi kaygılar, yolculuk stresi, tatilde yapılacakların planlanması ve sosyal medya üzerinden oluşturulan “mükemmel tatil” algısı, kişilerin dinlenmek yerine daha fazla stres yaşamasına neden olabiliyor.
Amasya Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Derya Canlı, tatil döneminde yaşanan kaygının nedenlerini ve ruh sağlığını korumak için dikkat edilmesi gerekenleri anlattı.
“TATİLE ÇIKMAK TEK BAŞINA DİNLENMEK ANLAMINA GELMİYOR”
Tatilin yalnızca kişinin çalışma ortamından fiziksel olarak uzaklaşması anlamına gelmediğini belirten Doç. Dr. Canlı, zihinsel olarak da günlük yaşamdan uzaklaşmanın önemine dikkat çekti.
Canlı, “Bir kişi iş yerinden ayrılıp başka bir şehre ya da başka bir ülkeye gidebilir ama zihni hâlâ işinde olabilir. İşle ilgili telefonları kontrol etmek, mesajlara bakmak, sürekli yapılacak işleri düşünmek veya geride bırakılan sorumluluklarla ilgili kaygı yaşamak kişinin tatilde olmasına rağmen zihinsel olarak çalışmaya devam etmesine neden olabilir” diye konuştu.
Tatilin bir ihtiyaç olduğunu belirten Canlı, kişinin dinlenme biçiminin de bireysel farklılık gösterebileceğini söyledi.
“Her insanın dinlenme şekli aynı değildir. Bir kişi deniz kenarında hiçbir şey yapmadan dinlenmekten hoşlanabilir, başka bir kişi doğa yürüyüşü yapmak isteyebilir. Bir başkası ailesiyle veya arkadaşlarıyla sakin bir ortamda zaman geçirmekten keyif alabilir. Dolayısıyla tatilin mutlaka yoğun aktivitelerle geçirilmesi gerektiğini düşünmemek gerekiyor” ifadelerini kullandı.
“TATİLİ DE BİR PERFORMANS HALİNE GETİRMEYELİM”
Sosyal medyanın tatil beklentilerini etkileyebildiğine dikkat çeken Doç. Dr. Canlı, kişilerin başkalarının tatilleriyle kendi tatillerini karşılaştırmasının kaygıyı artırabileceğini söyledi.
Canlı, “Sosyal medyada insanların genellikle hayatlarının en güzel anlarını gördüğümüzü unutmamak gerekiyor. Çok güzel bir otel, güzel bir manzara, kalabalık bir arkadaş grubu veya sürekli eğlenilen anlar paylaşılabiliyor. Kişi kendi hayatını bu görüntülerle karşılaştırdığında ‘Benim tatilim neden böyle değil?’ diye düşünebiliyor. Bu da tatilden keyif almak yerine kişide yetersizlik veya mutsuzluk hissi oluşturabiliyor” dedi.
Tatilin de bir performans alanına dönüştürülmemesi gerektiğini vurgulayan Canlı, “Tatile çıktım, mutlaka çok eğlenmeliyim, her gün farklı bir şey yapmalıyım, çok güzel fotoğraflar paylaşmalıyım gibi düşünceler kişinin üzerindeki baskıyı artırabilir. Tatilin amacı sürekli bir şeyler yapmak değil, kişinin kendisini iyi hissettiği şekilde dinlenebilmesidir” diye konuştu.
“TATİL ÖNCESİ KAYGI DA GÖRÜLEBİLİYOR”
Bazı kişilerde kaygının tatil başlamadan önce ortaya çıktığını ifade eden Canlı, planlama sürecinin de stres kaynağı haline gelebileceğini belirtti.
“Tatile nereye gidileceği, nerede kalınacağı, ne kadar para harcanacağı, ulaşımın nasıl sağlanacağı gibi pek çok konu tatil öncesinde düşünülüyor. Özellikle bütün planlama ve sorumluluğun tek bir kişinin üzerinde olması tatil öncesinde ciddi bir stres yaratabilir. Bu nedenle tatili mümkün olduğunca kişinin ekonomik ve sosyal koşullarına uygun, gerçekçi ve esnek şekilde planlamak önemli” dedi.
“TATİLİN İLK GÜNLERİNDE HEMEN RAHATLAMAYABİLİRİZ”
Yoğun çalışma temposundan çıkan kişinin bir anda rahatlamasının her zaman mümkün olmadığını belirten Doç. Dr. Canlı, tatilin ilk günlerinde yaşanan yorgunluğun tek başına endişe verici olmadığını söyledi.
Canlı, “Uzun süre yoğun çalışan bir kişinin tatile çıktığı gün bütün stresinin bir anda ortadan kalkmasını beklememek gerekir. Bedenin ve zihnin yoğun tempodan daha sakin bir düzene geçmesi biraz zaman alabilir. İlk günlerde yorgunluk, isteksizlik veya huzursuzluk hissedilebilir” diye konuştu.
Bu durumun uzun süre devam etmesi halinde ise dikkatli olunması gerektiğini belirten Canlı, “Eğer kişi tatilde olmasına rağmen sürekli yoğun kaygı yaşıyorsa, hiçbir şeyden keyif alamıyorsa, uyku sorunları yaşıyorsa veya bu durum günlük yaşamını belirgin şekilde etkiliyorsa bunu sadece tatil stresi olarak değerlendirmemek gerekir” ifadelerini kullandı.
“TELEFON VE İŞ MESAJLARI TATİLİ BÖLMEMELİ”
Teknolojinin tatil döneminde de çalışma hayatının devam etmesine neden olabildiğini belirten Canlı, mümkün olduğunca iş ve özel hayat arasında sınır oluşturulması gerektiğini vurguladı.
“Telefonun sürekli elimizde olması, iş mesajlarının kontrol edilmesi, e-postalara bakılması kişinin tatilde olmasına rağmen zihinsel olarak işten kopmasını zorlaştırabilir. Elbette herkesin iş koşulları aynı değil ancak mümkün olduğu ölçüde tatil döneminde işle ilgili iletişimi sınırlandırmak kişinin zihinsel olarak dinlenmesine yardımcı olabilir” dedi.
“TATİLDE HİÇBİR ŞEY YAPMAMAK DA NORMAL”
Tatil döneminde insanların kendilerini sürekli aktivite yapmak zorunda hissetmemesi gerektiğini söyleyen Canlı, boş zamanın da dinlenmenin bir parçası olduğunu ifade etti.
“Her günün programla doldurulmasına gerek yok. Bazen hiçbir şey yapmadan geçirilen bir gün, kişinin ihtiyaç duyduğu dinlenme biçimi olabilir. İnsanların kendilerine ‘Bugün hiçbir şey yapmadım’ diye kızmaması gerekiyor. Dinlenmek de başlı başına bir ihtiyaçtır” diye konuştu.
“KENDİ TATİLİMİZİ BAŞKALARININ TATİLİYLE KIYASLAMAYALIM”
Tatilin kişisel ihtiyaçlara göre şekillendirilmesi gerektiğini belirten Canlı, “Başkalarının tatilinden etkilenmek yerine kendi ihtiyaçlarımızı düşünmeliyiz. Bütçemiz, zamanımız, fiziksel ve ruhsal durumumuz neye uygunsa ona göre bir tatil planlamak daha sağlıklı olacaktır” dedi.
Özellikle ekonomik kaygıların tatil döneminde göz ardı edilmemesi gerektiğini belirten Canlı, kişinin tatil sonrasında daha büyük bir maddi stres yaşamaması için kendi imkânlarını aşan harcamalardan kaçınmasının da önemli olduğunu söyledi.
“NE ZAMAN UZMANDAN DESTEK ALINMALI?”
Tatil dönemindeki her stresin psikiyatrik bir sorun olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Canlı, ancak belirtilerin yoğunlaşması ve kişinin yaşamını etkilemesi halinde uzman desteğinin önem kazandığını söyledi.
Canlı, “Kaygının kişinin günlük işlevlerini bozması, uzun süre devam etmesi, uyku ve iştah değişiklikleri, belirgin çökkünlük, hiçbir şeyden keyif alamama veya yoğun huzursuzluk gibi belirtilerin ortaya çıkması durumunda profesyonel destek almak gerekir. Kişinin yaşadığı sorunları tek başına çözmeye çalışmak yerine gerektiğinde bir ruh sağlığı uzmanına başvurması önemlidir” dedi.
“TATİLİN AMACI KENDİMİZİ YORMAMAK”
Tatilin temel amacının kişinin kendisini yenilemesi ve günlük hayatın yoğunluğundan uzaklaşabilmesi olduğunu ifade eden Canlı, sözlerini şöyle tamamladı:
“Tatilin de bir görev gibi görülmemesi gerekiyor. Her şeyi kusursuz planlamak, her anı değerlendirmek veya sürekli mutlu olmak zorunda değiliz. Bazen sakin bir gün geçirmek, uyumak, yürüyüş yapmak, sevdiklerimizle sohbet etmek veya sadece dinlenmek yeterli olabilir. Önemli olan kişinin kendisi için neyin iyi geldiğini fark etmesi ve tatili buna göre yaşayabilmesidir.”
Yaz aylarında tatil planı yapan vatandaşlara da mesaj veren Canlı, “Kendinize dinlenmek için izin verin. Tatili başkalarıyla kıyaslamayın, mükemmel olmak zorunda olmadığını unutmayın” dedi.
Hanife Yeşilyurt