Çaresi Bende!
Dadı Uzaktan süzdü Ferhatı.
“Yiğit de bir oğlandın Ferhat, Amma benim oğlumda yiğitti.
İstemedi Şirin!” diye kinle içinden söylendi.
Sonra seslendi uzaktan,
“A oğul kolay gelsin, neylersin”
Duydu Ferhat.
Bizim buralarda Töredir,
Bir büyük gelende, Selam alınır selam verilir.
Bıraktı külüngü yere, aldı selamı, verdi selamı Ferhat.
“Neyleyim Dadım, Kenti suya,
Kendimi de Şirine kavuşturmaya çalışıyorum.”
Üzüldü, çehresi düştü Dadının.
“A benim güzel oğlum, a benim yiğit oğlum, A benim kara oğlum.
Boşa uğraşırsın artık.”
“Niye ki Dadı”
“ Niye olacak a oğlum,
Haberin yok senin zahar,
Şirin Sultan canına kıymıştır, Aha da buda, Şirinin Helvasıdır.”
İnanamadı Ferhat,
“ Senin dillerin ne söyler dadı” dedi Ferhat.
Dizlerin bağı çözüldü. Yaslandı külüngüne, çöktü olduğu yere.
“ Canına niye kıysın ki Şirinim? “
“Nerden bilicem, belkim de aşkındandır!..
kıymış işte canına Çirkin Soyka..
Kızdı dadıya
“ O nasıl sözdür Dadım, Şirin benim dünya güzelim,
Gönlümün de sultanıdır”
Sonra döndü Yaradanına,
“Madem bu dünyada yer yoktur Şirinime,
Bana da Haramdır Yaşamak” dediği gibi
Kavradı Külüngü sapından, kalktı ayağa,
Göğe doğru savurdu.
“Bekle beni Şirinim “diye bağırdı Ferhat.
Külüng döndü, döndü döndü havada,
Ve düştü Ferhat’ın kafasına….
Yığıldı olduğu yere Ferhat, kan ve revan içinde.
Yanaştı dadı, ayağının ucuyla ittirdi elini Ferhat’ın,
“ Ölmüştür bu “ dedi, hafif bir tebessümle.
Sonra tepsiyi atarak elinden,
heyecanla, sevinçle
14 ünde kız gibi, Saraya döndü seke seke…
“Çaresi bende, çaresi bende “ diye türkü tutturdu birde…