BİR ÇARE …..
Mehmene Banu, büyük bir hırsla, Divan da dönüp duruyordu.
Birden durdu ve hınçla emir buyurdu.
“Paşalar Divana “ dedi
Koca sakallı Paşalar, el pençe divanda huzura durdular.
“ Hani bu dağlar suya yol vermezdi, hani aşılmazdı Pont dağı.
Hani bu deli oğlan getiremezdi suyu!...”
Kara Vasıf Paşa eğdi boynunu;
“Getiremezdi sultanım, getiremezdi de… biz her şeyi hesap ettik. Etmesine de amma!…..
“eee paşa,sonuç”
“ Bir şeyi unuttuk sultanım”
“Neymiş unuttuğumuz Paşa?”
“Aşkın gücü Sultanım”
“Heyhatttt. Aşkmış, meşkmiş ne dersin sen Paşa, Paşalığını bil.
Ne aşkı, adam güçle, akılla, bilimle sökürtmüş geliyor,
sen aşktan , meşkten söz ediyorsun!...
Vermem, veremem Şirinimi bir çulsuza, bir ipsize.
Defolun divandan, çıkın divandan. Bir çare. Bir çare….
Paşa durdurun bu Deli Yusufun oğlunu, babasından çılgın çıktı bu deli…”
Divandan başları önlerinde çıktılar Paşalar.
Divanda bulunan dadı, peçesini açtı
“ Sultanım bende bir çare var, fakat nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum…”
“ Çare var ve sen söylemiyorsun ha, söyle bakayım” ,
“Sultanım ben bu deli oğlanı durdururum da…”
“ Eeee ne istersin, çıkar baklayı şu meynemetsiz dilinin altından bakalım”
“ Durdururum. Durdurmasına da, 10 kesecik altın isterim”
Divanda bir kahkaha koptu.
“Paşaların çare olmadığı yerde sen mi çare olacaksın, de bakalım”
“Sultanım, bu deli oğlanı biz öldürerek de durdururuz da,
Türkmen obasını başımıza tebelleş ederiz, isyan ederler diye korkarız
İmdi……” diye çaresini anlattı Dadı…..
“ hımmmmm. Çok da iç açıcı bir plan değil. Dene bakalım.
Haznedar başı divana….”
Emir buyurdu Sultan.
Haznedar başı divana geldi
“Ben emir buyuranda, dadıya 10 kese altın verile,
Dediğini de yapamazsa 100 kırbaç ceza.
Demek 10 kese altın ha. Sen ya altın saymasını bilmiyorsun,
yada iyi bir sopa yemen gerekiyor Dadııı!...”
“ Nasıl uygun bulursanız Sultanım. Veren el, alan elden üstün ola…”
Dadı divandan çıktı, Aşevine doğru Yürüdü.