Çaresi bende….
Bizim buralarda ananedir,
Bir evde ölü olanda, Helva karılır , konuya komşuya dağıtılır.
Ruhuna dua edilir.
Gece uyumamıştı Dadı.
Ocaklığa geçti, yaktı ocağı erkenden.
Heyecandan yerinde duramıyordu.
Hem acısını alacaktı oğlunun,
Hem de 10 kese altın.
“Köyüme dönücem, son günlerimde toprağımda olacağım “dedi Dadı.
Tereyağını verdi tavaya, ocaklığın bir köşesine de bekmezi koydu.
Eriyince yağı, cevizini saldı önce sonra unu kavurdu.
Tavına gelince de yavaş yavaş Bekmezini saldı helvanın.
Güzelcene tepsiye aldı, hem soğuması için, hem de daha iyi karışsın diye,
Tepsiyi döndüre döndüre karıştırdı helvayı.
Kaşıkla tek tek alarak, güzelce şekillendirip, dizdi tepsiye.
Sonrada Ceviz içi kırıklarını serpti üstüne, geri adım attı.
Sanatçı edasıyla baktı Helva tepsisine.
“Mükemmel oldu” dedi.
Örttü tepsinin üstünü,
Sonra aldığı gibi tepsiyi, düştü yollara…
“Çaresi bende, çaresi bende” diye, mırıldana , mırıldana
Vardı Pont dağının eteğine.