Guguk 40 gün çalıda 40 gün yaprakta öter. Orak zamanı kaybolup gider. "Abrul beşi" ve "mayıs yedisi" gibi belirli günler halk arasında sayılı soğuklar olarak algılanmıştır. 5 Nisanı ifade eden "Abrul beşi" "Kork abrulun beşinden, öküzü ayırır eşinden" şeklinde ifade edilmiştir. Mayıs yedisinde de "kış, ben daha buradayım, gitmedim" diye kendini hissettirirmiş. Havaların güneşli gittiğine kanmamak anlamında "Samanın sarısını, odunun kurusunu bu günler için saklamak lazım" denilir. Hava gün içinde çok sıcaksa bu "soğuk katran kaynıyor" olarak algılanır ve sonunda yağmur yağacağı düşünülür.
İNANÇLAR:
Dolu yağarken kesilsin diye evden dışarıya "sac ayağı" atılır. Bir cenaze gömülmeye götürülürken yağmur yağıyor ve birden kesilirse bu "kefen cenazenin ağzında gitti" diye yorumlanır. Cuma ve sail günleri kuluçka yatırılmaz. Cuma günü yatırılırsa civcivlerin horoz olacağına, sail günü yatırılırsa yumurtaların cılk olup hiç civciv çıkmayacağına inanılır.
Cuma, cumartesi ve sail günleri, hasat, ekim dikim işlerine başlanmaz. Ev süpürülmez, çamaşır yıkanmaz.
Mayıs yedisinde yağan yağmur bir kaba biriktirilir ve bu suyla yoğurt mayalanır. Bu şekilde yoğurdun iyi tutacağına inanılır.
Yılbaşından sonraki gün eve gelen ilk kişiden sonra evde olumlu gelişmeler olmuşsa (eşya alınması, mutlu bir haber vs.) gelen kişinin ayağının uğurlu, evde olumsuz gelişmeler olursa (kaza, hayvanların ölmesi, bir şeylerin kırılması vs.) gelen kişinin ayağı uğursuz olarak nitelendirilir.
Güneş ve ay tutulmalarında dualar edilir, havaya silah atılır, teneke çalınarak gürültü çıkarılır.
Yüzük parmağına iki yüzük takılmaz, takılırsa üstüne kuma gelirmiş.
Yaylaya çıkılırken uzunca bir hasır yola dizilerek yakılır ve bütün hayvanların yanan ateşin üstünden atlaması sağlanır. (Suluova Eraslan Beldesi)
Çok ağlayan (çocuğun ağzına sela vakti babasının ayakkabısıyla hafifçe vurulur.
Cenaze yıkanırken yıkayan kişinin teneşir tahtasına çıkması iyi sayılmaz. Ardından ölüm olacağına inanılır.
Evi olmasını isteyen kişi; hiç kullanılmamış yeni yapılmış, bir evin bacasından aşağıya doğru "Allah'ım bana da ev ver, benimde evim olsun" diye bağırır. Ya da; ev sahibi olan 41 kişiden para toplanır, toplanılan parayla çaydanlık alınır, kendi oturduğu evde kırk bir yasın okutulur ve satın alınan çaydanlıkla yapılan çay misafirlere ikram edilerek ev sahibi olunması için de dua edilir. (Amasya Merkez)
Ağzın içinde herhangi bir yer ya da dil yara olmuşsa kendinden küçük birine üç, kez
"dilime ben düştü" der, karşıdaki de yine üç kez "tükür yere" der. Bu şekilde yaranın çabuk iyileşeceğine inanılır.
Kapı önünde duran ayakkabı ya da terliklerin hasbelkader uc, uca gelmesi misafir geleceğinin habercisidir. "Terlikler konuşuyor, misafir gelecek denir".
Terliklerden birinin ters olması uğursuzluk getireceğine inanılır ve terlik hemen düzeltilir.
İsteklerin gerçekleşmesi için türbelere gitme oldukça yaygın bir gelenektir. Bunlardan; (çişini söylemede geciken çocuk üç Cuma sela vakti çiş evliyasına götürülür.
Yaramaz çocukların atleti alınır ve dilek kuyusu yanında yer alan evliya mezarının üzerine Perşembe gününden serilir. Cuma sabahtan alınır ve çocuğa giydirilir. (Amasya merkez)
Dilek tutularak dilek kuyusu adı verilen kuyunun içine bakılır. Kalın bir örtüyle kuyuya ışık gelmesi engellenir. Karanlık kuyudan ışık görmüşse kişi, dileği gerçekleşecek anlamına gelir.