beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan sefaköy escort beylikdüzü escort seks hikayesi beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort esenyurt escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort alanya escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayanlar beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort
Bugun...


Naci ÖZKAN

facebook-paylas
BİR SORU, BİN SESSİZLİK “NASILSIN?”
Tarih: 31-07-2026 09:01:00 Güncelleme: 31-07-2026 09:01:00


Geçen yıl Amasya’yı ziyaretimde, Yavuz Selim Meydanı ve çevresinde dolaşırken bir an durup etrafı izledim. Köşe başındaki simitçiyle selamlaşan esnaftan, otobüs durağında yıllar sonra karşılaşan iki eski dosta kadar herkesin dilinde aynı nakarat vardı.

- “Nasılsın?”

- “İyiyim, hamdolsun.”

Kalabalığın içinde yüzlerce kez tekrarlanan bu kısa diyalogu dinlerken aklımdan tek bir düşünce geçti.

Belki de çağımızın en büyük sessizliği, en çok kurduğumuz cümlelerin içinde saklıydı.

Gerçekten iyi miydik?

Yoksa birbirimizi üzmemek, yormamak ya da içimizde taşıdıklarımızı anlatmaya değmeyeceğini düşündüğümüz için mi bu iki hecelik cevabın arkasına saklanıyorduk?

Eskiden “Nasılsın?” sorusu, gerçekten hâl hatır sormaktı. İnsanlar kapı önlerinde oturur, çay demlenir, dertler paylaşılırdı. Birinin yüzündeki gölge fark edilir, “Bir sıkıntın mı var?” diye ikinci kez sorulurdu.

Şimdi ise aynı soru çoğu zaman cevabı beklenmeyen bir nezaket cümlesine dönüştü.

Soruyoruz…

Ama dinlemiyoruz.

Doğup büyüdüğümüz şehirlerde bile artık birbirimizin gözlerinin içine bakmayı unuttuk.

Sabah dükkânını açan esnafın aklında ödenecek faturalar olabilir.

Üniversiteyi bitirmiş bir genç, geleceğini düşünerek geceleri uykusuz kalıyor olabilir.

Emekli, pazar filesini doldururken cebindeki parayı defalarca hesaplıyor olabilir.

Bir anne, çocuğuna belli etmeden mutfakta eksilenleri tamamlamaya çalışıyor olabilir.

Bir baba ise gece herkes uyuduktan sonra sessizce yarını düşünüyor olabilir.

Ama biri sorduğunda…

“İyiyim.”

Çünkü artık çoğumuz, karşımızdakinin cevabı gerçekten merak ettiğine inanmıyoruz.

İnsan bazen derdini anlatmaktan değil, anlaşılmamaktan korkuyor.

Anlatıp da karşısındaki gözlerde yalnızca sabırsızlık görmek, yaranın kendisinden daha çok acıtıyor.

Bu yüzden çoğumuz, içimizde kopan fırtınaları iki hecelik bir kelimenin içine gömüp yolumuza devam ediyoruz.

Oysa her “iyiyim”in arkasında görünmeyen bir hayat var.

Yarım kalmış hayaller…

Sessizce taşınan hastalıklar…

Kimseye anlatılamayan yalnızlıklar…

Kırılmış umutlar…

Kaybedilmiş insanlar…

Ve geceleri kimsenin duymadığı dualar…

Belki de insanı en çok yoran, yaşadığı acılar değildir.

Onları anlatacak bir yürek bulamamaktır.

Teknoloji ilerledi.

Şehirler büyüdü.

Meydanlar kalabalıklaştı.

Ama insanlar birbirine yaklaşacağına biraz daha uzaklaştı.

Aynı kaldırımlarda yürüyoruz.

Aynı otobüslere biniyoruz.

Aynı sokaklardan geçiyoruz.

Fakat birbirimizin sessizliğini duymuyoruz.

Belki yeniden başlamamız gereken yer çok basit.

Bir dahaki sefere birine “Nasılsın?” diye sorduğumuzda gerçekten duralım.

Telefonumuza değil, yüzüne bakalım.

Cevabını bekleyelim.

Belki de o an, uzun zamandır ilk kez konuşmak isteyen bir insanla karşılaşacağız.

Ve eğer gerçekten iyi değilsek, sırf adet yerini bulsun diye “İyiyim.” demek zorunda da hissetmeyelim kendimizi.

Çünkü güçlü olmak, hiç düşmemek değildir.

Düştüğünde elini uzatacak bir insan bulabilmektir.

 

Kim bilir…

Belki de bugün bir insana verebileceğimiz en kıymetli hediye; para, makam ya da öğüt değildir.

İçtenlikle sorulmuş bir “Nasılsın?” ve o sorunun cevabını gerçekten dinleyebilecek kadar büyük bir yürektir.

Çünkü bazen…

Bir soru, bin sessizliği anlatır.

Sokaklarında sadece adımların değil, gönüllerin de buluştuğu bir Amasya ümidiyle...





YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARŞİVİ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI