beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort
Bugun...


Recep Orhan Özel

facebook-paylas
“SÛRE” NE DEMEK?
Tarih: 13-03-2026 09:06:00 Güncelleme: 13-03-2026 09:06:00


Ramazan-ı şerifin bariz vasıflarından biri de Kur’ân ayı olmasıdır. Nitekim idrak ettiğimiz şu günler son ilahi mesajın insanlıkla buluştuğu kutlu zaman dilimleri yani Kur’ân’ın doğum günleridir. Dolayısıyla bu ayda Kur’ânla haşir neşir olmak yapılabilecek en güzel ibadetlerden biridir. Bu bağlamda bugünkü yazımızda “sûre” kelimesi üzerinde durmak ve kelimeden gönlümüze düşen anlamları sizlerle paylaşmak istiyorum.

Sûre, Kur’ân’ın en az üç ayetten oluşan bölümlerine verilen isimdir. Bu kavramı Kur’ânla ilgili olarak sonradan insanlar değil bizzat Allah (c.c) kullanmıştır. Yüce Rabbimizin kendi kelamına dair bir kavramı seçip kullanması calib-i dikkat bir husus olmalıdır. Bu bakımdan kavramı sözlük anlamıyla beraber düşünmek ve buradan hareketle niçin böyle bir ismin seçildiğini anlamak güzel olacaktır.

Tercih edilen görüşe göre “sûre” kelimesinin etimolojisinde yüksek mevki, yüksek konum gibi anlamlar vardır. Nitekim aynı kökten gelen ve bizim de dilimize geçmiş olan “sur” kelimesi de benzer anlamlar taşır. Zira bir şehri çevreleyen yüksek duvarlara “sur” denilmektedir. Kelime dilde bu anlamlara sahipken yüce kitabımızda yüz on dört bölümden her biri için isim olarak kullanılmıştır.

Tam da burada Cenab-ı Hakkın yüce kitabının bölümlerine “sûre” adını uygun görmesinde şu hikmetler öne çıkmaktadır:

1. Kur’ân Arapça’dır ama Arab’ın sözü değildir. Manası yanında kelimeleri de Allah’a aittir. Allah (c.c) kendi kelamını okuyan kulunu manen yükseltir. Bu bakımdan Kur’ân’ın her bir sûresini bir basamak gibi düşünelim. Müminin manevi rütbesi Kur’ân’ı sûre sûre okudukça yükselir. Nitekim bu mübarek kelam dünyamıza makamların en yücesi Yaradan’ın ilminden indirilmiştir. O halde onu okuyan, okudukça rütbe alır, terfi eder.

2. Elbette Kur’ân, Allah’ın mesajını kullara taşıyan bir kitaptır. İnsanı reziletlerden çıkarıp faziletlerle donatmayı yani ahlaki olarak yüceltip yükseltmeyi hedefler. Akif’in “Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta/Dişsiz mi bir insan onu kardeşleri yerdi” şeklinde nitelediği üzere Kur’ân cahiliye insanının kararmış ve taşlamış kalbini şefkat, merhamet, adalet, sehavet, diğerkâmlık, yardımlaşma, kul hakkı, takvâ gibi yüksek değerlerle süslemiştir. Teknolojide en ileri noktalara ulaşan ama ahlaki açıdan dibe vuran çağdaş medeniyet İslam’ın mezkûr değerlerine bugün ne kadar da muhtaç görünüyor. Çünkü maddi yönden ilerleyen ama manevi değerlerden yoksun kalan insan tipi tüm insanlığın başına bela oluyor. Gözünü kan bürümüş sömürgeci istilacıların her yeri ifsad edip enkaz yığınına çevirdiği şu zamanlar insanlığın İslam’a en muhtaç olduğu zamanlar aynı zamanda. Müslümanlar emperyalizme karşı bilimsel ve teknolojik üstünlüğü yeniden kazanmak, sahip olduğu fazilet ve erdemleriyle çaresizliğe mahkûm edilmiş insanlığı yeniden ayağa kaldırmak zorundadır. Tamir-i bilâd (beldeleri ihya etmek), terfî-i ibâd (insanlığı yükseltmek) gibi hedefi olan İslamî değerler bu dönüşümü gerçekleştirmeye muktedirdir.

3. Kur’ân toplumda mazlum, muhtaç, mağdur olmuş kimselerin elinden tutmuştur. İnsanlara mal, para, makam, şöhret gibi dış göstergelerin üstünlük ölçüsü olmadığını anlatmış ve köle sınıfını atıldığı yerden zirvelere çıkarmıştır. Horlanan, toplum katmanının en altına itilen bu insanlardan alimler, imamlar, kumandanlar, yöneticiler çıkarmıştır.  “Böylece Allah bu Kur’ân’la bazı toplumları yükseltir, bazılarını da alçaltır” hadisi tecelli etmiştir. Yeni değer anlayışına binaen Bilal-i Habeşiler, Salimler, Ebu Cehil ve Ebu Leheb’lerden daha üstün olmuştur.

4. Yine Kur’ân getirdiği tevhit inancıyla, şirke bulaşıp kendini aşağılayan, itibar ve onurunu kendi elleriyle yok eden insanı yüceltmiştir. Ne acı ki, akıl gibi büyük bir nimetle donatılan insan dünyaya vekil ve halife kılınmışken o dünyanın taşından ve ağacından putlar yapmıştır. Ahsen-i takvim üzere yaratılmışken duymayan, görmeyen, fayda ve zarardan aciz timsallerin önünde eğilmiş, onlardan medet umacak kadar kendini aşağılamış, esfel-i sâfilin derekesine indirmiştir. İşte tevhit inancıyla Kur’ân insanı hem putlara hem kullara kul olmaktan çıkarmış ve ona gerçek anlamda iade-i itibar vermiştir.   

Evet Kur’ân, getirdiği değerlerle insanı yirmi üç yılda sûre sûre yükseltmiştir. Bugün de aynı ivmeyi yakalamak mümkündür. Ancak bu kitabı okuyup, anlayan ve yaşayanlar yükselecektir. Bizi böyle yüce bir kitapla buluşturduğu için Rabbimize hamd, Resûlüne salât ederiz. Hayırlı Cumalar dilerim.





YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARŞİVİ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI