Hava alaca karanlık, daha güneş doğmadan,
At arabası sesi sokakta duyuldu.
Pont dağına doğru yöneldi.
Külüngler, çekiçler, murçlar, keskiler...
At arabası her çukura düştüğünde,
şangır, şungur ses çıkarıyor,
mahallelinin " hadi kolay gelsin" sesiyle çınlıyordu.
Sarayda, Şirinin odasından ışık göründü,
oda sevdiğine" haydi kolay gelsin yiğidim" dedi,
Ferhad duymasa da bu tatlı dileği hissetti.
Kaleye doğru baktı. Bir tebessüm gönderdi.
Atların gemini çekti.
“Dübürrrrrrss. Durun bakalım küheylanlar.
Fedon ustanın işaretlediği yerden, sondan başlıcaz.
Ben dağdan değil dağ benden korksun!...
Venk Kilisesinin altında ilk külüngü vuralım bakalım.”
Ve sonra, inanarak, güvenerek kaldırdı külüngü, var olan tüm gücüyle vurdu,
Pont dağının böğrüne Ferhad;
" Yaradan aşkına, hü"