|
Tweet |
Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Amasya İl Başkanı Satılmış Ayan, “Açıklanan asgari ücret rakamları toplumsal sağlığımızı tehdit ediyor.” dedi.
Başkan Ayan, “Sağlığın belirleyicileri arasında ki en önemli parametreler; yeterli ve dengeli beslenme, uygun konutlarda barınma, sağlıklı gıdaya ve temiz suya erişim, temiz çevre, doğayla uyumlu, demokrasi ve barış içinde bir yaşam gelmektedir.
Sağlığın en genel tanımı olarak ta; fiziksel, ruhsal, sosyal ve siyasal anlamda tam bir iyilik hali olarak ifade edilir. Peki şimdi bakalım bu asgari ücret oranı sağlığın belirleyicileri ve tanımını ne kadar karşılıyor. Açlık sınırı 30 bin TL’yi aştı. 4 Kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı 100 bin Tl’ye yaklaştı. Tek başına yaşayan bir kişinin yoksulluk sınırı 43 bin 292 TL olarak hesaplanıyor. Oysa 2026 yılı için yılda bir kez belirlenen net asgari ücret 28 bin 075 TL olarak belirlendi. Bu rakamlar ile sağlığın belirleyicileri arasında yer alan; Uygun barınma koşullarına uygun bir evde yaşamak için ne kadar ücret ödenmeli? Uygun barınma koşulları olan bir eve hasbelkader yerleşebilsek bile ısınmayı nasıl sağlayacağız?
Sağlıklı ve dengeli beslenmeye yetecek gıda hangi ücret ile alınacak
Suyun bile şişelendiği ve yüksek ücretlerle alma durumumuz değerlendirildiğinde, musluklardan akan suyun bile güvenliğinden şüphe duyulan ve üstelik ona da yüksek paralar ödediğimiz durum ortada iken temiz suya erişimi hangi paralarla yapacağız?
Sağlığın tanımı içinde yer alan sosyal iyilik halinden kasıt; eğitim, kültürel ve sanatsal faaliyetlere katılma, dinlenme, tatil yapabilme olarak bilinir.
Açlık sınırının altında kalan bu ücretle karnımızı doyuramazken eğitim, tatil, kültürel ve sanatsal etkinlikler ile ruhumuzu dinlendirme, tatil yaparak bedenimizi dinlendirmeyi nasıl gerçekleştireceğiz?
Siyasal iyilik halinden ise; demokrasinin kurum ve kurallarıyla yerleştiği barış içinde yaşanacak bir siyasal rejimden bahsediyoruz.
Asgari ücret belirlemesinde işçi sınıfının söz ve karar sahibi olmadığı sermaye ve onun örgütü konumundaki devlet tarafından tek başına belirlenmesi bile rejimin antidemokratik yapısını göstermeye yetmektedir. Özel sektörde 15 milyondan fazla kayıtlı işçinin sadece 1 milyon 100 bin civarı sendikalı durumda. Yani özel sektörde örgütlenme oranı sadece yüzde 7. Sendikalaşanların işten atıldığı bir çalışma rejiminde hangi barıştan bahsedeceğiz. Asgari ücret ile çalıştırmanın temel bir istihdam ve ücret rejimi haline getirildiği ülkemizi ucuz emek gücüne dönüştüren politikalar ile sağlıksız bir toplum haline getiriliyoruz. Toplumsal sağlığımız ve geleceğimiz için, emeğin özgür ve demokratik pazarlık hakkının olduğu, çalışma yaşamı başta olmak olmaz üzere her alanda demokrasi ve barış içinde bir yaşam için toplumun büyük bir kesimini açlığa mahkûm eden bu asgari ücrete hayır diyoruz.
Tüm emek ve meslek örgütlerine, toplumun tüm örgütlü yapılarına çağrımızdır. Bizleri sağlıksızlığa mahkûm eden bu ücret politikasına karşı hep birlikte mücadele edelim” diye konuştu
SES Amasya Şubesi Bülten