|
Tweet |
Ölgün, “Ortada Teklif Değil, Sefalet Dayatması Var”
Amasya’da kamu emekçileri, hükümetin toplu sözleşme sürecinde sunduğu zam teklifine tepki göstermek amacıyla iş bırakma eylemi gerçekleştirdi.
Amasya’da Askeri İş Yerlerinde Görevli Kamu Çalışanları Sendikası (ASİM-SEN), Bağımsız Kamu Görevlileri Sendikaları Konfederasyonu (BASK), Çalışanlar Birliği Sendikalar Konfederasyonu (ÇALIŞAN SEN), Devlet Memurları Konfederasyonu (DMK), Kamu Çalışanları Hak Sendikaları Konfederasyonu (HAK-SEN), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) ve Yurt Sendikaları Konfederasyonu (YURT-SEN) temsilcileri, toplu sözleşme sürecinde hükümetin açıkladığı zam teklifini protesto etmek amacıyla iş bırakma eylemi gerçekleştirdi. Yavuz Selim Meydanı’nda bir araya gelen sendikalar adına KESK Dönem Sözcüsü Mustafa Ölgün basın açıklaması yaptı.
“Ortada toplu sözleşme değil tehdit var”
Basın açıklamasında hükümetin teklifini eleştiren Mustafa Ölgün, “Bu teklifte 4 milyon kamu emekçisini ve 2,5 milyon emekliyi memnun edecek hiçbir adım yok. Ortada toplu sözleşme teklifi değil, sefalet ve güvencesizlik dayatması vardır” dedi.
Ölgün, hükümetin sunduğu teklifin kamu çalışanlarını ve emeklileri görmezden geldiğini belirterek, “Kamu binalarının ticarethaneye, vatandaşların müşteriye dönüştürüldüğü, kamu hizmetlerinin paralı hale getirildiği bir modelin bedelini hepimiz felaketlerle ödüyoruz. Bu modelde bizlere düşen ise düşük maaş, güvencesiz çalışma, çalışırken yoksulluk ve emeklilikte sefalet oldu” ifadelerini kullandı.
“Sadece kendi haklarımız için değil”
Eylemin yalnızca kamu çalışanlarının değil, tüm yurttaşların geleceği için yapıldığını vurgulayan Ölgün, “Bugün sadece kendimiz için değil; nitelikli, ücretsiz, ulaşılabilir kamu hizmeti hakkı yok sayılan yurttaşlarımız ve göz göre göre sefalete itilen milyonlarca emekli için grevdeyiz” dedi.
Taleplerini sıraladılar
Kamu emekçileri adına konuşan Ölgün, hükümete şu soruları yöneltti:
İnsanca yaşamaya yetecek bir ücret artışı var mı?
Seyyanen ödeneğin taban aylığa ve emekli maaşlarına yansıtılması var mı?
Gelir vergisi adaletsizliğine son verilmesi var mı?
Konutu olmayan kamu emekçisine kira yardımı var mı?
Kreş desteği, ücretsiz servis ve yemek hakkı var mı?
Güvencesiz istihdama son verilip kadro güvencesi sağlanacak mı?
Mülakat kaldırılacak mı?
Kadın emekçilerin yaşadığı ayrımcılığa karşı somut bir adım var mı?
Grev hakkının tanındığı gerçek bir toplu sözleşme düzeni var mı?
Ölgün, “YOK! Çünkü aslında ortada toplu sözleşme değil, milyonlara sefalet dayatması vardır” diyerek tepkisini dile getirdi.
“Hak verilmez, mücadeleyle alınır”
Vergilerin artırıldığını, sermayeye teşvikler verildiğini ancak kamu çalışanlarının taleplerinin yok sayıldığını ifade eden Ölgün, “Yoksulluk sınırının 2026 başında 100 bin TL’yi bulacağı koşullarda bizlere sefalet oranları dayatılıyor. Hükümet kamu emekçilerini ve emeklileri yok saymaktadır. Artık yeter diyoruz” dedi.
Ölgün, konfederasyonları ve sendikaları da uyararak, “Hiçbir kamu emekçisinin yeni bir satış sözleşmesine tahammülü kalmamıştır. Bu tabloya karşı yapılması gereken şey müzakere değil mücadeledir” diye konuştu.
“Bu daha başlangıç”
Eylemin, ortak mücadele çağrısıyla sona erdiğini belirten Ölgün, “Bu karanlık tablodan tek çıkış yolu, emeğimizin karşılığını almak için omuz omuza mücadeleyi yükseltmektir. Bizleri yok sayan bu sefalet teklifine karşı üretimden gelen gücümüzü kullanıyoruz. Bu daha başlangıç, mücadeleye devam” dedi.
Şerife Kara