|
Tweet |
Amasya’da kış sofralarının vazgeçilmez lezzetlerinden biri olan Amasya yağlısı, yöre kadınlarının el emeğiyle hazırlanmaya başlandı. Şehzadeler şehri Amasya’nın zengin mutfak kültürünün en önemli simgelerinden biri olan yağlı, hem lezzeti hem de yapım süreciyle dikkat çekiyor.
Yuvacık Köyü’nde kadınlar sabah erken saatlerden itibaren bir araya gelerek hamuru yoğurdu, oklavayla açtı ve sac üzerinde pişirdi. Hazırlık süreci hem geleneksel yöntemlerle yürütülüyor hem de köyde kadınlar arasında dayanışma ve paylaşım duygusunu güçlendiriyor.
“YAĞLI YAPMAK BİR GELENEĞİ YAŞATMAK DEMEK”
Kadınlardan Aysel Ortaköylü Amasya yağlısının sadece bir yemek olmadığını, aynı zamanda kültürel bir miras olduğunu ifade etti. “Her kış öncesi bir araya gelerek yağlı hazırlıyoruz. Bu süreç, geçmişten bugüne aktarılmış bir gelenek. Hamurun yoğrulması, oklavayla açılması ve sacda pişirilmesi ayrı bir emek gerektiriyor. Yağlı yapmak, hem ailelerimiz için hazırlık hem de kültürel bir mirası yaşatmak demek” dedi.
Aysel Ortaköylü, ayrıca hazırlık sürecinin kadınlar arasında sosyal bağları güçlendirdiğini de vurguladı. “Birlikte çalışırken sohbet ediyor, deneyimlerimizi paylaşıyoruz. Bu sadece lezzetli bir yemek değil, aynı zamanda dayanışmanın ve paylaşımın da simgesi” diye konuştu.
“YAĞLI KIŞ SOFRALARININ VAZGEÇİLMEZİ”
Köy sakinlerinde Nuran Ortaköylü, Amasya yağlısının kış sofralarındaki önemine dikkat çekti. “Her evin mutfağında mutlaka yağlı yapılır. Kış boyunca sofralarımızın baş tacı oluyor. Hamuru açmak, sacda pişirmek sabır ve özen istiyor. Bu yüzden her aşamayı büyük bir titizlikle yapıyoruz” dedi.
Ortaköylü, yağlı yapımının genç nesillere aktarılmasının da büyük önem taşıdığını belirterek, “Çocuklarımızı ve torunlarımızı da yanımıza alıyoruz. Onlara tarifleri ve püf noktalarını öğretiyoruz. Böylece bu gelenek devam ediyor” ifadelerini kullandı.
“YAĞLI SADECE BİR YEMEK DEĞİL, BİR KÜLTÜRDÜR”
Hacer Sakar ise yağlıyı bir yemek olarak değil, kültürel bir değer olarak gördüğünü söyledi. “Amasya yağlısı sadece kış sofralarının lezzeti değil; geçmişten günümüze aktardığımız bir kültürdür. Kadınlar bir araya gelerek hem bu lezzeti hazırlıyor hem de bir toplumsal bağ kuruyor” dedi.
Sakar, üretim sürecinin tüm köyde ilgi gördüğünü ve her yıl artan bir katılım olduğunu vurguladı. “Genç kızlar, anne ve ninelerinden tarifleri öğreniyor. Böylece gelenek hem korunuyor hem de geliştiriliyor. Hamurun yoğrulmasından sacda pişirilmesine kadar her aşama ayrı bir özen istiyor ve ortaya çıkan yağlılar sofralara lezzet katıyor” diye konuştu.
KÖYDE DAYANIŞMA VE LEZZET BİR ARADA
Yuvacık Köyü’nde kadınların bir araya gelerek yağlı hazırlaması, sadece kışlık bir hazırlık değil, aynı zamanda köyde sosyal dayanışmayı da güçlendiriyor. Kadınlar, hamurun yoğrulması, oklavayla açılması ve sacda pişirilmesi süreçlerini birlikte yürütürken hem deneyimlerini paylaşıyor hem de köy kültürünü genç nesillere aktarıyor.
Amasya yağlısı, köy kadınlarının el emeği ve titiz çalışmasıyla sofralara taşınırken, kış boyunca aile sofralarının baş tacı oluyor. Bu gelenek, Amasya’nın zengin mutfak kültürünü yaşatan ve kuşaktan kuşağa aktarılan en önemli değerlerden biri olarak öne çıkıyor.
Hanife Yeşilyurt