|
Tweet |
Amasya’nın kültürel mirasının önemli merkezlerinden biri olan Şeyh Hattat Hamdullah Müzesi, tarih ve arkeoloji meraklılarını geçmişe yolculuğa çıkarıyor. Özellikle Hititler dönemine ait kil tablet, ziyaretçilerin yoğun ilgisini çekiyor. Müze koleksiyonunda yer alan ve MÖ 1650 civarına tarihlenen bu tablet “Arazi Bağış Belgeleri” olarak adlandırılırken ve Hititler’in sosyal, ekonomik ve hukuki yaşamına dair önemli ipuçları sunuyor.
Müze, sadece Hitit tabletlerini değil, aynı zamanda Osmanlı’dan Cumhuriyet dönemi hattatlarının eserlerini de sergileyerek ziyaretçilerine farklı dönemlerden kültürel bir yolculuk sunuyor. Hattat Hamdullah’ın sanatının izlerini taşıyan müze, geleneksel Türk hat sanatının en güzel örneklerini bir araya getiriyor. Bunun yanında Hitit tableti, yazının gelişimine ait belgeler,müzenin tarihî derinliğini ve çeşitliliğini ortaya koyuyor.
Ziyaretçiler, kil tabletlerin sadece arazi bağışlarını değil, dönemin toplumsal yaşamını da gözler önüne serdiğini söylüyor.
Müze gezisi sırasında görüştüğümüz Hüsniye Mansur, “Bu tabletleri gördükçe o dönem öncesinin yaşamını gözümde canlandırabiliyorum. Kimlerin hangi arazilerde çalıştığını, hangi hayvanların ve ağaçların bağışlandığını görmek çok etkileyici. Tarihi bir kitabı değil, yaşamın kendisini görüyorsunuz sanki” diye konuştu.
Bir başka ziyaretçi ise belgelerin detaylarından oldukça etkilendiğini belirtti: “Tableti görünce bu nasıl bir belge diye internetten araştırdım. Bağışların sadece arazi değil, hizmetliler, hayvanlar ve ağaçlarla birlikte düzenlenmiş olması beni şaşırttı. Hititler’in ne kadar planlı ve organize bir toplum olduğunu bu şekilde daha iyi anlıyorsunuz. Burada gördüğünüz her tablet, kendi başına bir tarih dersi gibi” ifadelerini kullandı.
Özellikle belgelerde kadınlara da yer verilmesi ziyaretçiler tarafından dikkat çekici bulundu. Bir vatandaş, “Özellikle kadınların belgelerde yer alması dikkat çekici. Kadınlar da toplumda hak sahibi olarak kayda geçmiş. Bu, o dönemin sosyal yapısı hakkında çok şey anlatıyor” dedi.
Bazı ziyaretçiler ise günümüz tapularını hatırlatarak, tabletlerin o dönemde hukuki kayıtların nasıl tutulduğuna dair ipucu verdiğini ifade etti. İzmir’den gelen Ahmet Gündoğan, “Galiba günümüzün tapusu gibi bir şeymiş bu. Her şeyi resmi bir kayıt altına almışlar. İnsan, yıllar öncesinde bile ne kadar planlı bir yaşam sürdürüldüğünü görünce şaşırıyor” diye konuştu
Amasya Şeyh Hattat Hamdullah Müzesi’nde sergilenen bu tablet, Hititler’in tarımsal üretim, hukuk ve sosyal yaşamını anlamak için eşsiz bir fırsat sunuyor.
Ziyaretçiler, koleksiyonun sadece akademisyenler için değil, herkes için öğretici olduğunu vurgulado
Müze, Şeyh Hattat Hamdullah’ın hayatı ve eserlerine dair geniş bir koleksiyon sunmasının yanı sıra, Hititler dönemine ışık tutan bu tabletl ziyaretçilerine tarihî bir perspektif kazandırıyor.
Şeyh Hattat Hamdullah Müzesi’ni gezenler, hem Osmanlı hat sanatının inceliklerini hem de binlerce yıl öncesinin Hitit toplumu hakkında ayrıntılı bilgi edinme fırsatını bir arada bulabiliyor.
Müze gezisini tamamlayan Ayşegül Öztürk, “Bu tableti gördükten sonra insan, tarihin sadece kitaplarda değil, gerçek yaşamda da nasıl şekillendiğini daha iyi anlıyor. Burada gördüğünüz her detay, size binlerce yıl önceki yaşamı anlatıyor” diyerek izlenimlerini paylaştı.
Amasya Şeyh Hattat Hamdullah Müzesi, hem bölge halkı hem de yerli ve yabancı turistler için kültürel ve tarihî bir cazibe merkezi olarak ön plana çıkıyor. Hititler birçok medeniyetten Osmanlı’ya yazının tarihini anlatan zengin koleksiyonlarıyla müze, ziyaretçilerini zamanda yolculuğa çıkararak, tarihî mirasın önemini bir kez daha hatırlatıyor.
Hanife Yeşilyurt