|
Tweet |
Peki gerçek ne? Ben neyim? Kendimle ilişkim nasıl? Kendi kabıma baktığımda sadece alma arzusuyum.
Hep sistemde dengeden bahsedilir öyleyse alma arzumu neyle dengeleyebilirim? Hatırlıyorum da Yöneticilik ve Liderlik ile ilgili yaptığım bir sunumda şu ifadeyi kullanmıştım ‘’Önce kendimizin lideri olmak.’’
Peki liderlik kumaşını dokuyan iplikler neler? Sezgi, Yaratıcılık, İmgelem, İç görü, duyarlılık, empati, iç gözlem, merak, iyimserlik, güven, kendini adama, risk alma, sentez yeteneği, aciliyet duygusu, dinleme ve iletişim becerileri, rüya ve hayaller, bunlarla yeni olanakları keşfetmek kolay. Ya kendini keşfetmek?
Her sabah uyandığımda karşımda duran bir kaya gibi alma arzum. Ona vurduğum her darbe beni maddeden ayırıyor. Gözlerimi kapatıp bütün olanaklarımı ya da potansiyelimi kişisel ve profesyonel olarak düşünüp tefekkür ettiğimde ne gibi özelliklerimi, davranışlarımı ve etkinliklerimi yaşamımda geliştirmem gerektiğini görmeye çalıştığımda ise…
Öyle bir uykudayım ki ne istediğimin bile farkında değilim ve fark etmeden acılara şikayetlere yazılıyorum, yazıya başlamadan önce attığım başlık da bile… Çünkü her şey birbirine bağlı ve ben her şeyi ayrı sanıyorum. Bir şey isterken o isteğin sonsuz bir ağ üzerinden bir nokta olduğunu ve her yöne dallanıp dağıldığını, ona dokunduğumda birçok noktayı oynattığımı hissetmiyor ve görmüyorum.
Özümün alçakgönüllülüğü karşısında alma arzumu yani egomu oluşturan benliklerimin kibriyle hareket ediyorum. Benliklerimin ölçüsüzlüğü gerçeğimle örtüşmüyor. Benliklerim çıkar yolu akılda buluyor ve kalbimi unutturuyor. Kalbimin olmadığı eylemlerim de tüm çirkinliklerimi doğuruyor. Erdemsiz yaklaşımlarım acılarımı dindiremiyor ve içimdeki hayvanımda yaşamda kalmak, ötekilerle yarışıp kazanmak uğruna yeryüzü cehennemimi yaratıyor. Oysa acılarımın ilacı kalp ve sevgi.
Hadi ben şimdilik kaçtım…
Nesrin Gökpınar