beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort
Bugun...



MATRUŞKA


facebook-paylas
Tarih: 23-05-2026 09:07

MATRUŞKA

Şu an word dosyasını yazmak için açtım ve sayfaya bakarken kalp kardeşimle yaptığımız sohbetlerde verdiğimiz örnekler geldi ve gözlerim kitaplığımda duran matruşka bebeklerime takıldı ve aslında insan bir matruşka gibi. İç içe geçmiş birkaç farklı suretten oluşuyor ve iç dengesi, huzuru için bu iç içe geçmeleri doğru ayarlaması gerekiyor sanki.

İnsanın içinin içine sığabilmesi için, her etabın belli bir ebatta olması ve içine girdiği kabı çatlatmaması gerekir gibi. Bu sebeple içimizdeki hayvana, toplumsal varlığa ve bireye, hak ettikleri değeri vermek, dengeyi muhafaza edebilmek, iç huzuru sağlıyor gibi. Dilimizdeki o çok güzel deyişte olduğu gibi “geceleri yastığa başını rahat koymak.”…

Cennetten mi düştük bu dünyaya yoksa başka bir alemde görülen bir düşün içinde miyiz? Tüm dinlerde doğrudan, inanışlarda ve felsefelerde ise benzer figürlerle dolaylı olarak anlatılan Adem ve Havva’nın cennetten kovulması, yani düşüş hikayesini hepimiz biliriz. Peki bu düşüş neredendir neden düşüştür? Yukarıdan aşağıya bir iniş mi vardır ki böyle denmiştir?

Düşmek mecazi anlamda, değer kaybetmek ve var olduğun daha iyi bir konumdan daha kötü bir konuma inmek mi? Peki biz doğmadan önce neredeydik de dünyada var olmamız düşüş yani bir tür konum kaybı olarak mı nitelendirildi? Adem ve Havva’ya şeytanın yedirdiği yasak meyve nedir? Elma mıdır ve neyi simgelemektedir? Gerçekten bizler, Yaradan tarafından yasaklanan bir meyveyi yediğimiz için mi cennetten kovulduk? Cennet denilen yer neresidir ya da başka bir bakış açısıyla Gölgeler alemi ve insan da “Gölgenin gölgesi” mi?

Biz yaşadığımız bu dünyada uyurken rüya gördüğümüzü sanırken, acaba bu dünyada, başka bir alem de gördüğümüz bir rüyanın içinde mi yaşıyoruz? Bu rüya kimin rüyası Yaradan’ın mı yoksa bizim mi ya da başka bir varlığın mı?

Bu sorulara kesin ve net cevap vermek beni aşıyor. Din kitaplarının, ariflerin, pirlerin ve bilgelerin bu sorulara çeşitli cevapları olmuştur elbette. Ben hangi hikayeyi ya da cevabı kabul edersem edeyim, inanırsam inanayım, asıl önemli olan düştüğümüz bu düşten uyanmak. İster başkasının düşünde yaşayalım ister bu dünyaya düşmüş olalım, yapmamız gereken, uyanmak ve doğrulmak. Bunun için de kendimizi bilmeli, içimizde taşıdığımız ışığı fark etmeli ve buna uygun bir hayat yaşamalıyız.

İçimizde taşıdığımız da Yaradan’ın bir parçasıdır, buna bir ad vermek ise amaç sanki oda aşk. Aşkın içimizden bu dünyaya yansıması da sevgi midir?

Yaratılan her varlığın içinde aşktan bir dirhem, bir damla var. Bu da bir sözle, müzikle, resimle, dansla, her türlü davranışla yani aslında her nefesle dışarıya akıyor.

Genetik olarak da benzerliğimiz bunun kanıtı mıdır acep? Her insanın genetik yapısının neredeyse tıpatıp aynı olması, hatta kendinizi çok farklı gördüğünüz bir ağacın bile insan ile genetik benzerliğinin %25 olması bunun bilimsel göstergesi. Geri kalan %75’i de ağaçlar sayesinde nefes alıyor olmamız mazur gösterecektir herhalde. Zira ağaçlar bizim nefes kardeşimiz ve onlar olmasa bizler bu dünyada nefes alamayız.

Düşerek geldiğimiz bu dünyada gördüğümüz bu sonsuz düşte düştüğümüz zamanlarda bizi kaldıracak olan da işte bu aşkın gücü olduğunu söylüyor kalp dilim. Aslında tüm bu düşlerin ve düşüşlerin amacı bize aşkı anlatmak ve ancak tüm yaratılanlara duyulacak karşılıksız sevgi ve hoşgörü ile düştüğümüz bu çukurdan çıkılabileceğimizi hatırlatmak.

Kim bilir belki de insanoğlu bütün bildiğini unutmuş ve tekrar hatırlamak ve insan olmak için bu dünyaya atılmıştır! Ne kadar hızlı hatırlayacağımız, ne kadar çabuk hatırladıklarımızı hizmete çevirerek bu düştüğümüz çukurdan çıkacağımız da tamamen bize bağlı.

Bu aşka ne kadar sıkı sarıldığımız ve aldığımız her nefesin hakkını, sevgiyle ne şekilde verdiğimize bağlı…Nereden düştüğümüzü ya da bu düşte neden dünyada olduğumuzu bilmiyoruz. Ancak düştüğümüz ya da düşümüzde gördüğümüz yer dünya kadar güzel bir yer ise ve burada olmak bir düşüş ise, cennet denilen ya da düştüğümüz bu yerin nasıl bir yer olduğunu gerçekten merak ediyorum.  Bunlar tabi ki fiziki benzetmeler, asıl olan ruhani varlık ve manevi kavramlar. Ruhun cenneti ve cehennemi neresi olabilir ki…

 

Nesrin GÖKPINAR







Etiketler :

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GENEL Haberleri

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARŞİVİ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI YUKARI