|
Tweet |
On bir ayın sultanı Ramazan’ın yaklaşmasıyla birlikte Amasya’da evlerde hummalı bir hazırlık başladı. Mahalle aralarında kurulan imece sofraları, mutfaklardan yükselen yaprak kokuları ve komşular arasında süren koyu sohbetler, Ramazan’ın manevi iklimini şimdiden hissettirmeye başladı. Özellikle yaprak sarması, Amasya’da iftar sofralarının vazgeçilmez lezzeti olarak öne çıkarken, kadınlar günler öncesinden sarma mesaisine başladı.
Amasya’da uzun yıllardır Ramazan hazırlıklarını geleneksel yöntemlerle sürdüren Aysel Ortaköylü ve Hatice Gürgen, komşularıyla bir araya gelerek büyük tepsiler eşliğinde sarma hazırladı. Kıştan özenle hazırlayıp salamura yaptıkları bağ yapraklarını tek tek açan kadınlar, hazırladıkları iç harcı sabırla sararak hem dondurucuya hem de iftar sofralarına hazırlık yaptı.
“RAMAZAN’IN BEREKETİ PAYLAŞINCA ARTIYOR”
Yıllardır bu geleneği sürdürdüklerini belirten Aysel Ortaköylü, Ramazan hazırlıklarının kendileri için sadece yemek yapmak anlamına gelmediğini söyledi. Ortaköylü, “Ramazan bizim kültürümüzde paylaşmak, dayanışmak ve bir arada olmak demek. Sarmayı tek başımıza da yapabiliriz ama birlikte yapınca hem işimiz kolaylaşıyor hem de muhabbet oluyor. Bu hazırlıklar aslında Ramazan’a bir manevi hazırlık gibi” dedi.
Özellikle çalışan kadınlar için önceden yapılan hazırlıkların büyük kolaylık sağladığını ifade eden Ortaköylü, “Ramazan’da her gün iftara ayrı bir özen gösteriyoruz. Çorbası, yemeği, tatlısı derken zaman yetmeyebiliyor. O yüzden şimdiden hazırlık yapıyoruz. Misafir geldiğinde de elimiz boş kalmıyor. Soframız bereketli oluyor” diye konuştu.
“SARMA İFTARSIZ SOFRA DÜŞÜNEMEYİZ”
Hatice Gürgen ise yaprak sarmasının Amasya’da Ramazan sofralarının baş tacı olduğunu dile getirdi. Gürgen, “Bizim evde iftar sofrasında sarma yoksa eksik sayılır. Çocuklar da torunlar da çok seviyor. Annemden, kayınvalidemden nasıl öğrendiysem o şekilde yapmaya devam ediyorum. Yaprağın ince olması, iç harcın kıvamı çok önemli. Ne çok baharatlı ne de çok sade olacak. Her şeyi ölçüsünde yapıyoruz” dedi.
Sarma yapmanın sabır istediğini vurgulayan Gürgen, “Saatlerce oturup tek tek sarıyoruz ama hiç yorulduğumuzu hissetmiyoruz. Çünkü biliyoruz ki iftar sofrasında ailemizle birlikte o sarmayı yerken bütün yorgunluğumuz geçecek. Her birine sevgimizi katıyoruz” ifadelerini kullandı.
İMECE GELENEĞİ YAŞATILIYOR
Ramazan hazırlıkları vesilesiyle mahalle kültürünün de canlı tutulduğunu belirten kadınlar, bir gün bir komşunun evinde, ertesi gün başka bir evde toplanarak hazırlıkları sürdürdüklerini söyledi. Bu buluşmaların yalnızca yemek hazırlığı değil, aynı zamanda hasret giderme ve dayanışma anlamı taşıdığını dile getiren Aysel Ortaköylü, “Eskiden mahallede herkes birbirine yardım ederdi. Şimdi o günleri arıyoruz ama elimizden geldiğince yaşatmaya çalışıyoruz. Birlikte çalışıyoruz, birlikte gülüyoruz” dedi.
DONDURUCULAR RAMAZAN İÇİN DOLUYOR
Hazırlanan sarmalar porsiyonlar halinde paketlenerek derin dondurucularda muhafaza ediliyor. Böylece Ramazan boyunca hem zamandan tasarruf ediliyor hem de her gün iftar sofralarına geleneksel bir lezzet konulabiliyor. Kadınlar sadece sarma değil; erişte, mantı, içli köfte ve çeşitli tatlıları da şimdiden hazırlamaya başladı.
Amasya’da Ramazan öncesi mutfaklarda yaşanan bu hareketlilik, şehrin kültürel zenginliğini de gözler önüne seriyor. Yaprak sarması, yalnızca bir yemek değil; emeğin, sabrın ve paylaşmanın simgesi olarak sofralarda yerini alıyor.
Ramazan ayının manevi atmosferi yaklaşırken, Amasya’da evlerden yükselen tencere sesleri ve samimi sohbetler, birlik ve beraberliğin en güzel örneklerini oluşturuyor. Aysel Ortaköylü ve Hatice Gürgen gibi birçok kadın, iftar sofralarının bereketini artırmak için günler öncesinden kolları sıvıyor. Hazırlanan her sarma, Ramazan’ın paylaşma ruhunu sofralara taşıyor.
Hanife Yeşilyurt