|
Tweet |
Türk Eğitim-Sen Amasya Şube Başkanı İlker Özel, kamuoyunda “üç dönem” düzenlemesi olarak bilinen yükseköğretimdeki olası değişikliğe ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Özel, eğitimde sürenin değil niteliğin esas alınması gerektiğini vurgulayarak, istişare edilmeden yapılacak köklü reformların ciddi riskler barındırdığını ifade etti.
Son günlerde kamuoyuna yansıyan değerlendirmelerde, yükseköğretimde lisans eğitiminin üç dönem esasına göre yeniden yapılandırılmasının ve başarılı öğrencilerin lisans eğitimini üç yılda tamamlayabilmesinin gündemde olduğunu belirten Özel, bu noktada asıl ölçütün süre değil, eğitimin etkililiği olduğunu söyledi.
Özel, “Türk Eğitim-Sen olarak altını özellikle çiziyoruz: Eğitimde nicelik değil, nitelik esastır. Bu denli köklü bir sistem değişikliği; pedagojik, akademik, sosyal ve ekonomik boyutlarıyla kapsamlı bir gereklilik ve etki analizi yapılmadan hayata geçirilemez” dedi.
Uluslararası Örnekler Türkiye İçin Otomatik Gerekçe Değil
Amerika ve Avrupa Yükseköğretim Alanı’nda lisans programlarının çoğunlukla 180–240 AKTS ve 3–4 yıl aralığında yapılandığını hatırlatan Özel, Avrupa Kredi Transfer Sistemi’nde 60 AKTS’nin bir akademik yıla karşılık geldiğini belirtti. Ancak bu durumun, Türkiye’deki tüm üniversiteler ve programlar için “üç döneme geçiş” gibi köklü bir değişikliği zorunlu kılmadığını vurguladı.
“Neden Üç Dönem?” Sorusu Yanıt Bekliyor
Üç dönem modelinin pedagojik, akademik, sosyal ve iktisadi sonuçları olan büyük bir sistem değişikliği olduğuna dikkat çeken Özel, şu soruların yanıtlanması gerektiğini söyledi:
Üç dönem modeli hangi somut probleme çözüm getirmektedir?
Hangi programlarda, hangi veriler ışığında böyle bir ihtiyaç doğmuştur?
Mezun niteliği, ders yükü, ölçme-değerlendirme kalitesi, staj ve uygulama süreleri açısından beklenen kazanımlar nelerdir?
Öğrenci, aile, üniversite, personel ve kamu açısından maliyet-fayda analizi yapılmış mıdır?
Bu sorular yanıtlanmadan ve paydaş görüşleri alınmadan atılacak adımların, kamuoyunda ve akademik çevrelerde haklı tereddütler doğuracağını ifade eden Özel, tartışmaların yaz tatilinin üçüncü döneme dönüştürülmesi ve akademik takvimin sıkışması ekseninde yoğunlaştığını da sözlerine ekledi.
Çözüm Mevcut Sistem İçinde Mümkün
Türkiye’de birçok lisans programının hâlihazırda 240 AKTS ile tamamlandığını belirten Özel, AKTS’nin öğrenci iş yüküne dayalı bir sistem olduğunu ve başarılı öğrenciler için teknik olarak hızlandırılmış mezuniyete zaten imkân tanıdığını söyledi.
Asıl sorunun sistemden ziyade uygulamadaki kısıtlar olduğunu ifade eden Özel, Türk Eğitim-Sen’in önerisini şu sözlerle açıkladı:
“Üç döneme geçmeden, mevcut iki dönem sistemi korunarak; dönemlik alınabilecek AKTS veya kredi üst sınırı, tüm öğrenciler ya da belirli başarı ölçütlerini sağlayan öğrenciler için yüzde 25–30 oranında artırılmalıdır. Böylece akademik takvim kökten değiştirilmeden üç yılda mezuniyet mümkün hale gelebilir.”
Teknik Altyapı Güncellenmeli
Birçok üniversitede ders alma kapasitesini fiilen belirleyen unsurun yalnızca akademik kurul kararları olmadığını vurgulayan Özel, Öğrenci İşleri Bilgi Sistemi (ÖİBS) yazılımlarındaki kısıtların da önemli bir engel oluşturduğunu dile getirdi.
Özel, kredi ve AKTS tavanı tanımları, esnek kayıt modülleri, ders çakışması, kontenjan yönetimi ve danışman onayı süreçlerinin veriye dayalı şekilde iyileştirilmesi gerektiğini belirterek, hızlandırılmış mezuniyet uygulamalarının pilot çalışmalarla hayata geçirilmesini önerdi.
Öğrenci Yaşamı ve Çalışma Hayatı Açısından Riskler Var
Üç dönem modelinin, öğrencilerin yaz aylarında çalışma, staj, saha uygulamaları, hareketlilik programları ve gönüllülük faaliyetlerine ayırdığı zamanı daraltabileceğine dikkat çeken Özel, bu durumun mezuniyet sonrası çalışma hayatına hazırlığı zayıflatma riski taşıdığını söyledi.
Akademik ve İdari Personel İçin Tükenmişlik Uyarısı
Üç dönem düzenlemesinin yalnızca ders haftalarını değil, ölçme-değerlendirme süreçlerini ve idari iş yükünü de yıl geneline yayacağını belirten Özel, bunun akademik personelin araştırma ve yayın faaliyetlerini, idari personelin ise çalışma yükünü olumsuz etkileyeceğini vurguladı.
“Finansman Algısı Meşruiyeti Zedeler”
Yükseköğretimin ticari bir hizmet gibi ele alınamayacağını ifade eden Özel, kampüslerin yılın 12 ayı işletilen bir yapı haline getirilmesine yönelik algının düzenlemenin toplumsal meşruiyetini zedeleyebileceğini söyledi.
“İstişaresiz Düzenleme Olmaz”
Açıklamasını değerlendirme çağrısıyla tamamlayan Özel, “Türk Eğitim-Sen olarak; üniversitelerde üç dönem uygulamasına geçilmeden önce kapsamlı bir gereklilik ve etki analizi yapılmasını ve tüm paydaşların görüşlerinin alınmasını zorunlu görüyoruz. Yükseköğretimde alınacak her karar; nitelik, etkililik, öğrenci refahı ve toplumsal fayda temelinde ele alınmalıdır” dedi.
Haber Merkezi