|
Tweet |
Amasya’nın en önemli tarihî hazinelerinden biri olan ve Türkiye’nin en geniş mumya ailesi olarak bilinen 8 kişilik Müslüman mumyalar Amasya Müzesi’nde ziyaretçilerini bekliyor.
İlhanlılar döneminde Anadolu Nazırı Şehzade Cumudar, Amasya Emiri İşbuğa Noyan, İzzettin Mehmet Pervane Bey, eşi ve çocuklarına ait mumyalar, hem tarih hem de bilim dünyasının ilgisini çeken benzersiz eserler olarak koruma altında bulunuyor.
TARİHÎ YOLCULUK: MUMYALARIN NAKLİ VE KORUNMASI
Mumyalar ilk olarak, İzzeddin Mehmed Pervane Bey ve ailesine ait olanlar, 1855 yılında Fethiye Camii’nin mahzeninden alınarak çok yakınındaki Cumudar Türbesi’ne taşındı. Daha sonra Cumudar Türbesi’nde bulunan Cumudar Bey ve İşboğa Nuyin mumyalarıyla birlikte 1928 yılında Amasya Müzesi’ne nakledildi. Bu nakil süreci zorluklarla doluydu ve süreci detaylandıran en önemli kaynaklardan biri, 1962 yılında Amasya’ya gelen ve mumyaları yeni müzeye taşıyan öğretmen Tekin Tutak’tan aldığı bilgileri hatıratında aktaran Süheyl Ünver oldu.
Ünver’in kaydına göre, mumyalar önce Bayezid Camii’ne törenle götürülüp buradan müze olarak kullanılan Bayezid Medresesi’ne konuldu
TARİH VE EFSANENİN KESİŞTİĞİ NOKTA: MUMYALARIN KİMLİKLERİ
Amasya mumyaları hakkında bilinen en eski kaynaklardan biri Evliya Çelebi Seyahatnamesi. Çelebi, türbe içindeki mumyaları tabutlar içinde gördüğünü anlatırken, kimlikleri hakkında bilgi vermemiştir. Bu konuda önemli katkılar ise Amasyalı tarihçi Mustafa Vazih Efendi’den gelir. Vazih Efendi, mumyaların “şehitler” olarak anıldığını ve Muinüddin Pervane Bey ile Ümmüveled Arap cariyesi ve iki oğluna ait olduğunu ifade etmiştir.
Daha sonraki kaynaklarda, özellikle Abdi-zade Hüseyin Hüsameddin’in “Amasya Tarihi” adlı eserinde, mumyaların İlhanlı dönemi valilerinden İşboğa Nuyin (Abuşka) ve Hülagü Han’ın torunu Şehzade Cumudar’a ait olduğu belirtilir. Diğer mumyalar ise Danişmendlilerden Fetih Gazi, oğlu Mahmud Gazi ve ailelerine ait olduğu yönünde bilgiler içerir.
BİLİMSEL BULGULAR: ENDOSKOPİ VE RÖNTGEN SONUÇLARI
Amasya Müzesinde korunan mumyalarda yapılan modern tıbbi incelemeler (endoskopi ve röntgen) oldukça çarpıcı bulgular ortaya koydu:
İşboğa Nuyin (Abuşka): Kafatası içinde beyninin olmadığı, ancak az miktarda akciğer kalıntısı görüldüğü tespit edildi. Yaklaşık 30 yaşlarında ölmüş olabileceği ve artrit (eklem iltihabı) hastalığı taşıdığı belirlendi.
Cumudar Bey: Karın bölgesinde bozulmalar, akciğerlerinin büyük ölçüde yerinde olduğu, muhtemelen boğularak 35-40 yaşlarında öldüğü düşünülüyor. Çok ata bindiği için bel kemiklerinde bozulmalar saptandı.
İzzeddin Mehmed Pervane Bey: Ağız ve damak yapısı ile 50-55 yaşlarında olduğu tahmin ediliyor. Göz çukurlarındaki incelme nedeniyle kansızlık (anemi) ve artrit hastalıkları bulunduğu kaydedildi.
Pervane Bey’in cariyesi: 50-60 yaşlarında, yaşlanma ve yıpranma belirtileri taşıyan, dişlerinin tamamı dökülmüş bir kadın olarak tespit edildi. Kendisi de artrit ve anemi hastalıklarıyla mücadele etmiş.
Pervane Bey’in küçük erkek çocuğu: Yaklaşık 1 yaşında, kafatası boşluğunda beyin duruyor. Henüz dişleri çıkmamış, karın boş ve akciğer parçaları yerinde.
Büyük erkek çocuk: 2-3 yaşlarında, bazı dişleri henüz çıkmamış, kafatası boş ve karın bölgesinde bağırsak-mide kalıntıları ile kurumuş böcekler bulunduğu görülmüş.
Kız çocuğu: 4-5 yaşlarında, ileri derecede hastalık geçirdiği ve özellikle bacak kemiklerindeki eğrilik bunun sonucu olarak değerlendirilmiş. Bağırsakları kanın içinde yer almakta.
Amasya Müzesindeki bu mumya koleksiyonu, hem Anadolu’nun zengin tarihine ışık tutuyor hem de bilimsel araştırmalarla geçmişe dair önemli bilgiler sunuyor. Ziyaretçiler, yalnızca tarihin değil, aynı zamanda insani yaşamların izini sürerken, Anadolu’nun kadim sırlarına tanıklık etme fırsatı buluyor.
Hanife Yeşilyurt