beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort
Bugun...



UYKUDAN UYANMAK


facebook-paylas
Tarih: 02-12-2025 09:08

UYKUDAN UYANMAK

Dedikleri gibi, kâinatta bir toz tanesiyiz. Hatta ve hatta ne kadar yer kapladığımız bile meçhul. Koca kâinat ve onun karşısında ben…. Neredeyse yok hükmündeyiz.

Neredeyse yok hükmünde olduğumuz gerçeğine rağmen, yalnızca kendimiz için yaşayacak kadar da kibirliyiz. Yani, kendimiz için ve kendi kabuğumuzda yaşadığımız ölçütte, sonsuz gerçekliğin içerisinde yok hükmünde olmaya mahkumuz.

Peki, nedir bu sonsuz gerçeklik? Bilebilir miyiz? Hissedebilir miyiz? Böyle bir potansiyelimiz var mı? Bana kalırsa bu potansiyel her birimizin kalbine üflenmiş, ki “insan olmak” meselesinin özü belki de budur. Ancak, hakikatin ve insan olma erek noktasının “ben ve ego” kavramlarının çok çok ötesinde olduğu kesin.

Bedenimizin, aklımızın, mantığımızın ve fizyolojik hissiyatlarımızın ötesinde olanı aramak ve nihayetinde de maddeyi şekillendiren üst gücü tanıyıp O’nunla bağ kurmak mümkün mü? Bana öyle geliyor ki, herkesin içerisinde yalnızca O’nu tanıyıp O’nunla bağ kurmayı arzulayan bir parçacık var ve bu parçacık bir tür uyku halinde.

Belki de bu içsel parçacığa bir nevi tanrısal parçacık diyebiliriz. Ve içimizdeki bu tanrısal parçacık maddenin ötesine özlem duymakta. Bu parçacık bedenin ve maddeselliğin içerisinde hapis ve tek dileği özgür kalmak.

Bu tıpkı şuna benziyor: Diyelim ki, uykuda olduğumuzun ve rüya gördüğümüzün farkındayız. Ancak bu kötü rüyanın içerisine hapsolmuş gibi, bir türlü uyanamıyoruz. Ta ki gerçek bir uyanma talebine gelene ve nihayetinde rüyadan gerçeğe geçiş yapana kadar. Bu nedenledir ki, kötü rüyalar iyi rüyalardan daha kıymetlidir. Zira kötü rüyalar bizleri bilinçli olarak uyanma talebine getirir. Ve bu sayede rüya ve gerçek arasındaki ayrımı idrak edebiliriz. Aksine, kim iyi bir rüyadan uyanmak ister ki? İyi rüyalar bizleri o matrix içerisine hapseder ve hapiste olduğumuzu bile idrak edemeyebiliriz.

Bu perspektiften bakarsak, belki de maddesel hayat yalnızca bilinçli olarak uyanma isteğine gelmek ve nihayetinde ise bilinç yaratmak için vardır. Peki, gerçekten bu kötü rüyadan uyanmak istiyor muyuz? İçimizdeki o “tanrısal parçacık”ın sesine kulak veriyor muyuz? Yoksa bizleri rüya halinde tutmak isteyen egoizm ve “ben”in sesini mi dinliyoruz? Hangisini seçiyoruz? Özgürlüğün seçimi nerede? Belki de bu özgürlüğün seçimi uyku-rüya-uyanıklık arasında geçen bir hikâyede inşa oluyordur. Ve nihayetinde gözlerimizi öteki bir dünyaya açana kadar bu hikâye devam edecektir. Kim bilir?

 

Özgün Törer







Etiketler :

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GENEL Haberleri

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARŞİVİ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI YUKARI