|
Tweet |
Amasya Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr.Derya Canlı, yaşlılık döneminde sık görülen ancak çoğu zaman fark edilmeyen depresyonun, bireyin yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürdüğünü belirterek önemli uyarılarda bulundu. Yaşlılık depresyonunun yalnızca ruhsal değil, fiziksel ve sosyal etkileriyle de dikkat çektiğini ifade eden Canlı, erken tanı ve doğru tedaviyle hastalığın kontrol altına alınabileceğini söyledi.
Yaşlılık döneminin; emeklilik, yalnızlık, eş kaybı, kronik hastalıklar ve sosyal çevrenin daralması gibi birçok değişimi beraberinde getirdiğini belirten Dr. Canlı, bu süreçte bireylerin ruh sağlığının daha hassas hale geldiğini ifade etti. Özellikle ileri yaş grubunda görülen depresyonun çoğu zaman “yaşlılığın doğal bir parçası” olarak değerlendirildiğini söyleyen Canlı, bunun yanlış bir yaklaşım olduğunu vurguladı.
“DEPRESYON YAŞLILIĞIN DOĞAL SONUCU DEĞİLDİR”
Yaşlı bireylerde görülen mutsuzluk, isteksizlik ve içine kapanmanın normal yaşlanma süreci olarak görülmemesi gerektiğini ifade eden Dr. Derya Canlı, “Yaşlı bireylerde depresyon oldukça yaygın görülmektedir. Ancak belirtiler çoğu zaman fiziksel hastalıklarla karıştırıldığı ya da yaşlılığın doğal sonucu gibi düşünüldüğü için tanı gecikebiliyor. Oysa depresyon tedavi edilebilir bir hastalıktır” dedi.
Depresyonun yaşlı bireylerde gençlerden farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirten Canlı, özellikle fiziksel yakınmaların ön plana çıktığını söyledi. Sürekli yorgunluk hissi, uyku problemleri, iştahsızlık, unutkanlık, ağrı şikayetleri ve hayattan zevk alamama gibi durumların depresyon belirtisi olabileceğini ifade etti.
“UNUTKANLIK BAZEN DEPRESYON BELİRTİSİ OLABİLİR”
Yaşlı bireylerde unutkanlığın her zaman demans anlamına gelmediğini belirten Canlı, bazı durumlarda depresyonun hafıza sorunlarına yol açabileceğini kaydetti. “Kişi günlük işlerini yapmak istemeyebilir, konuşmalardan kaçınabilir, sosyal ortamlardan uzaklaşabilir. Bu durum bazen Alzheimer hastalığı ile karıştırılabiliyor. Ancak detaylı değerlendirmeyle depresyon ile demans birbirinden ayırt edilebilir” diye konuştu.
Aile bireylerinin yaşlı yakınlarındaki davranış değişikliklerini dikkatle gözlemlemesi gerektiğini söyleyen Canlı, özellikle uzun süren mutsuzluk hali, sosyal geri çekilme ve umutsuzluk ifadelerinin dikkate alınması gerektiğini vurguladı.
YALNIZLIK VE SOSYAL İZOLASYON RİSKİ ARTIRIYOR
Modern yaşam koşullarında yaşlı bireylerin yalnızlaşmasının depresyon riskini artırdığına dikkat çeken Dr. Canlı, sosyal destek mekanizmalarının önemine işaret etti. Özellikle çocukların farklı şehirlerde yaşaması, eş kaybı ve hareket kısıtlılığı gibi nedenlerin yaşlı bireyleri psikolojik açıdan olumsuz etkilediğini belirtti.
Canlı, “Yaşlı bireylerin sosyal hayattan kopmaması çok önemlidir. Aile ziyaretleri, arkadaş görüşmeleri, yürüyüşler, hobi faaliyetleri ve toplumsal etkinliklere katılım ruh sağlığını olumlu etkiler. Kendini yalnız hisseden bireylerde depresyon gelişme riski daha yüksektir” ifadelerini kullandı.
KRONİK HASTALIKLAR DEPRESYONU TETİKLEYEBİLİYOR
Şeker hastalığı, tansiyon, kalp hastalıkları ve hareket kısıtlılığına neden olan fiziksel rahatsızlıkların depresyon riskini artırdığını belirten Canlı, bazı ilaçların yan etkilerinin de ruh hali üzerinde etkili olabileceğini söyledi.
Yaşlı bireylerde hem fiziksel hem ruhsal sağlığın birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirten Canlı, “Uzun süreli hastalıklar kişide çaresizlik ve bağımlılık hissine neden olabiliyor. Bu durum zamanla depresif belirtileri artırabiliyor. Bu nedenle yaşlı bireylerin yalnızca fiziksel şikayetleri değil, ruhsal durumları da mutlaka değerlendirilmelidir” dedi.
“TEDAVİ MÜMKÜN, YAŞAM KALİTESİ ARTIRILABİLİR”
Yaşlılık depresyonunun tedavisinde psikoterapi, ilaç tedavisi ve sosyal destek uygulamalarının önemli rol oynadığını ifade eden Dr. Derya Canlı, erken müdahalenin hastanın yaşam kalitesini belirgin şekilde artırdığını söyledi.
Tedavi sürecinde aile desteğinin büyük önem taşıdığını belirten Canlı, “Yaşlı bireylerin kendilerini değerli ve güvende hissetmeleri gerekir. Onlarla iletişim kurmak, duygularını dinlemek ve sosyal hayata katılımlarını desteklemek tedavinin önemli bir parçasıdır” şeklinde konuştu.
“RUH SAĞLIĞI HER YAŞTA ÖNEMLİDİR”
Toplumda ruh sağlığı konusunda farkındalığın artırılması gerektiğini ifade eden Canlı, yaşlı bireylerin psikolojik destek almaktan çekinmemesi gerektiğini belirtti. Ruhsal sorunların gizlenmemesi gerektiğini söyleyen Canlı, “Depresyon kader değildir. Her yaşta ruh sağlığı önemlidir ve destek almak yaşam kalitesini artırır” dedi.
Hanife Yeşilyurt