Evlat!
İnsan, sevdiklerinin kıymetini çoğu zaman yoğun bakım kapısında daha derinden anlıyor. Yanımızdayken doya doya sarılmaya vakit bulamadığımız insanlar için, o kapının ardında ekrandan birkaç dakika görebilmenin hasretiyle bekliyoruz. Bunun için, o gün gelmeden sevdiklerimize sıkı değil, sımsıkı sarılmayı ihmal etmeyelim. Çünkü pişmanlığın en ağır yükü, zamanında gösterilemeyen sevgidir. (Bunu bizzat yaşayan biri olarak söylüyorum.)
Evlat!
Anne babanın zor zamanlarında kardeşler, bir binanın kolonları gibi dimdik durmalı; anne baba ise o binanın temel direği gibi korunmalıdır. Ancak o zaman hayatın depremleri, aile ocağının gönül duvarlarını yıkamaz. Aileyi ayakta tutan, yalnızca kan bağı değil; yükü birlikte omuzlayan yüreklerin sadakatidir.
Evlat!
İnsanların acı ve sevinç dolu özel günlerinde; uzaktan söylemekle kapısına varıp söylemek arasında tepeler değil, dağlar kadar fark vardır. Taziye, düğün, hastalık ve benzeri zamanlarda sözünü mümkünse yüz yüze söylemeyi kendine alışkanlık edin. Çünkü bazı duygular ancak varlıkla teselli olur.
Evlat!
Her ölüm, ağırlığınca acıdır. Fakat yine de, "Rabbim, sıralı ölümler nasip eylesin." diye dua etmek gerekir. Hayatın en ağır imtihanlarından biri, anne babanın evladını toprağa vermesidir.
Evlat!
İnsan, sevdiğine zaman zaman tatlı bir sitemde bulunmalıdır. Çünkü sevgi, sadece susmak değil; kırmadan söyleyebilmektir. Belki de o küçük sitemler, ayrılık gününün tarifsiz acısına gönlü usulca hazırlayan ince birer merhemdir.
Evlat!
"Rabbim, evlatlara anne babalarının cenaze namazını kılmayı nasip eyle; anne babalara ise evlatlarının cenaze namazını kılmayı nasip etme." diye dua etmek, merhametin en içten niyazlarından biridir.
Evlat!
Bazen Rabbimiz sevdiğimizi bir anda değil; saatlere, günlere, aylara, hatta yıllara yayılan bir süreç içinde bizden alır. O zaman insan, umut ile korku arasında yaşamayı öğrenir. Belki de bu bekleyiş, ilâhî rahmetin kuluna verdiği en ince hazırlıklardan biridir.
Evlat!
İnsan, en sevdiğini kendi elleriyle yıkarken, kefenlerken, kabre indirirken, başını ve ayakucunu kıbleye çevirip "Rabbim, emanetini sana teslim ediyorum." dedikten sonra üzerine ilk toprağı attığı o ânın duygusunu ömrü boyunca unutamaz. Bazı acılar zamanla hafiflemez; sadece insan onlarla yaşamayı öğrenir.
Evlat!
İnsan, dinî eğitimin ve Kur'an'la kurduğu bağın kıymetini, en sevdiğini ebedî yolculuğuna uğurlarken daha iyi anlar. O an, sığınacak en sağlam limanın iman olduğunu hisseder. Bunun için her evlat hiç değilse Yâsîn-i Şerîf'i okuyabilecek kadar Kur'an'la hemhâl olmalıdır.
Evlat!
Sevdiklerimizin kabri, toprağı henüz kurumamışken daha başka konuşur insana. Betonun soğukluğu henüz dokunmamış, ayrılığın sıcaklığı ise hâlâ toprağın üzerindedir. O günleri fırsat bil; sık sık ziyaret et, dua et, hasbihâl et. Çünkü özlem de dua ile hafifler.