|
Tweet |
Kurban Bayramı’nın bereketi ve birlik duygusu, Amasya sofralarına hem manevi hem de kültürel bir zenginlik kattı. Bayram sabahı şehrin asırlık tatları burmalı çörek, sarma ve baklalı dolma, Amasya mutfağının kadim ruhunu bir kez daha yaşattı.
Kentte hemen her evde bu bayramda da gelenek değişmedi. Fırınlardan yükselen çörek kokuları, mutfaklarda özenle sarılan incecik yaprak sarmaları ve baklanın kendine has aroması, hem gurbette yaşayanları memleketine çekti hem de şehre gelen misafirlere unutulmaz bir lezzet şöleni sundu. Sofralarında her bayram mutlaka yöresel tatlara yer verdiklerini belirten Rabia Dip, çocukluk hatıralarının burmalı çörek kokusuyla bütünleştiğini ifade ederek, “Ben çocukluğumdan beri bayram sabahına burmalı çörek kokusuyla uyanırım. Eskiden annem yapardı, şimdi sıra bizde. Hamurunu özenle açarız. Amasya’da burmalı çörek olmadan bayram tam olmaz. Sofrada önce onu arıyoruz” dedi.
Bayram sofralarının vazgeçilmezlerinden biri olan asma yaprağı sarması da yine başköşedeki yerini aldı. İncecik sarılan ve zeytinyağında pişirilen sarmalar, hem hafifliği hem de emek isteyen hazırlanışıyla “emek yemekleri” arasında yer alıyor.
Yörede önceden salamura edilen yapraklar, bayram öncesi komşuların bir araya gelmesiyle imece usulü hazırlanıyor. Komşularıyla birlikte sarma hazırladıklarını anlatan Seniha Saka ise, “Biz üç komşu bir araya geldik, bir gün önceden üç tencere sardık. Sarma yapmak bizim için sadece yemek değil; sohbet, kahkaha ve bayramı birlikte yaşamak demek. Misafir geldiğinde hemen ikram ederiz, çünkü Amasya’da sarmasız sofra olmaz” ifadelerini kullandı.
Kurban Bayramı’na özgü lezzetlerden biri olan baklalı dolma da sofralardaki yerini aldı. Taze iç baklayla yapılan bu özel yemek, hem doyurucu hem de besleyici özelliğiyle dikkat çekiyor. Ayşegül Öztürk de baklalı dolmanın aile geleneği olduğunu vurgulayarak, “Bu tarifi annemden öğrendim. Taze baklayı akşamdan ıslatır, sabah erkenden hazırlığa başlarsın. Bu dolma, bayramlarının sultanıdır” dedi.
Misafir ağırlamanın da bu kültürün önemli bir parçası olduğunu belirten Nuran Ortaköylü ise, “Bayramda gelen misafirlere yöresel lezzetler sunmak bizim için bir görev. İnsanlar sadece tarihi değil, o şehrin tadını da merak ediyor. Her misafire bir dilim burmalı çörek ve bir tabak sarma ikram ediyoruz. Özellikle çöreğin kokusu herkesi cezbediyor” şeklinde konuştu.
Bayramın dayanışma ruhu ile Amasya’nın köklü mutfak kültürü birleşince ortaya hem duygu yüklü hem de damakları şenlendiren sofralar çıktı. Bu sofralar, yalnızca yemeklerin değil; hatıraların, paylaşımların ve kuşaktan kuşağa aktarılan tariflerin de buluşma noktası oldu.
Hanife Yeşilyurt