|
Tweet |
Amasya Üniversitesi Okul Öncesi Öğretmenliği öğrencilerinden Kevser Gökceren, Dilara Dökmeci’nin yapmış olduğu araştırmaya göre 21. yüzyılda hala kadına şiddetin olduğu ortaya çıktı.
Konuya ilişkin araştırmanın ayrıntıları şu şekildedir; Gün geçmiyor ki kadına şiddet azalsın insanlar biraz insan olmayı öğrensin. Dünyada ki her şey gelişirken bilim, teknoloji ve yaşam koşullarımız bunun tam aksine insanlığımız gerilemekte. Bunun en bariz örneği ise kadınlara yapılan şiddet.
İnsan temelde iki cinsiyetten oluşur kadın ve erkek, hiçbir cinsiyetin birbirinden üstünlüğü yoktur. İki cinsiyette bir tümüm parçaları olmasına rağmen kadınlar şiddet görmeye devam ediyor. Kadına yönelik şiddeti önlemede en önemli unsurun toplumun bilinçlenmesidir. Çoğu zaman uygulanan şiddet normal olarak kabul edilir. Onun yerine kadın ve erkek arasında farkın olmadığını; bu farkın toplumun beklentileri ile ortaya çıktığının fark edip toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik tutumların değiştirilmesi gerekmektedir. Korunmaya muhtaç prensesler yetiştirmek yerine kendi hayatlarının kahramanı kadınlar yetiştirmek, şiddeti önleyecek olan en önemli çözüm yoludur. Sen yaparsın denilerek desteklenen cinsiyetten bağımsız çocuklar, şiddeti durduracaklardır. Ne yazık ki toplumlar bu bilinçte olamadıkları için kadınlar şiddet görmeye devam ediyor, hatta giderek artıyor.
İstatistiklere bakıldığın da pek çok ülke de, ülkemizde dâhil olmak üzere kadın cinayetlerinin arttığı görülmektedir. Bazı ülkeler kadınlar için hâlâ çok tehlikeli; bu açıdan dünyanın en tehlikeli ülkesi ise Senegal.
Senegal’de kadınların%87’si şiddet görüyor. Güney Afrika’da da her gün üç kadın eşi tarafından öldürülüyor. Her gün dört kadının öldürüldüğü Brezilya ise kadın cinayetlerinde beşinci sırada yer alıyor. Sanırım, cezaların yeterince caydırıcı olmaması katillerin işini kolaylaştırıyor Bunun örneklerinden biri de İtalya. 2018 yılında 120 kadın cinayeti işlenen İtalya’da kadına karşı şiddetin cezası iki kat arttırılarak 15 yıla çıkartıldı. Bu karardan sonra cinayetlerin sayısı yarıya düştü. Türkiye’ye gelecek olursak 21.yy.da olmamıza rağmen cezaların caydırıcı olmaması sebebiyle kadın cinayetleri konusunun henüz tam bir çözüme kavuşmamış olduğunu görüyoruz. Türkiye de işlenen kadın cinayeti sayısı 2002'de 66, 2003'te 83, 2004'te 128, 2005'te 317, 2006'da 663, 2007'de 1011, 2008'de ise 806 olarak açıklanmış ve 2002'den bu yana kadın cinayetlerinde 14 misli artış olmuştur. 2009'da 171, 2010'da 177, 2011'de 163, 2012'nin ilk 9 ayında ise 128 kadın cinayeti işlendiği bildirildi. 2021 yılı Ocak Ayında İçişleri Bakanı Süleyman Soylu twitter hesabından yaptığı açıklamada,6284 Sayılı Kanun kapsamındaki kadın cinayetlerinde hayatını kaybeden kadın sayısını 2017'de 353, 2018'de 279, 2019'da 336 ve 2020'de ise 266 olarak duyurdu. Gün geçtikçe artan şiddetin önüne hala geçilememiştir. Bu verilere bakıldığında her kadının hayatı gün geçtikçe daha ucuz ve ölüme bir adım daha yakın olduğu görülmektedir.
Şiddeti uygulayan insanların genel olarak bakıldığında karılaştığımız sorunlar şunlardır:
• Eğitimsizlik,
• Kötü aile koşulları (ebeveynlerin zayıf bir benlik, yetersiz bir denetim ve tutarsız davranışlara sahip olmaları, ebeveynlerin aile içerisinde şiddet tutumlarını sergilemeleri veya çocuklarının uyguladıkları şiddet tavırlarına karsı bir ilgisizlik içinde olmaları),
• Şiddete eğilimli gruplar içinde yer almak, erkeğin öfkesini kontrol edememesi,
• Kitle iletişim araçlarından ve popüler kültürden etkilenmek,
• Silahlara kolay yollardan ulaşabilme imkânının bulunması,
• Alkol ve uyuşturucu kullanma,
• Sosyopati (Toplumsal ve sosyal kurallara uyamama, toplu taşıma araçlarındaki kurallara uyamama ya da sosyal çevre içerisinde gösterilen davranış̧ bozuklukları),
• Kadının törelere uygun davranması, namusunu koruması gerektiğine dair ataerkil yapı ve değerler: Bu değerlere sahip toplumlarda kadının salt (tek) bedene dair bir imge olarak algılanması, düşünsel ve yaşamsal pratiklerde öğretilmekte ve kültürel süreçleri de yaygınlaştırılmaktadır. Bu algılamanın en önemli sonucu da bu bedene bu gözle bakan kişilerin zihninde çıplaklığın doğması, çıplaklığın çağrıştırdığı tüm öge ve olgulardan dolayı kadının suçlanması ve nihayetinde; kadının her türlü şiddet, cinsel saldırı, öldürme vb. şekillerde vahşete maruz kalmasıdır
• Erkeğin güçlü, kadının ondan daha güçsüz olduğuna dair geleneksel düşünce yapısı: Erkek ve kadın davranış biçimleri,
Kadına şiddetin tek suçlusu işleyen kişiden ibaret değildir. Bu şiddete insanların da göz yumması, görmezden gelmesi de bir suçtur. İnsanlar hala bir şiddet gördüğünde yetkilileri aramak yerine ya seyirci kalıyor ya da görmemiş gibi hayatına devam ediyor. Unutmayın ki! Şiddet sadece yaşayan kişi ile kalmaz bir gün sizin de başınıza gelebilir. Bu konuda insanlara gerek sivil toplum kuruluşları bilgi vermeli, gerek üniversiteler de seminerler verilmeli ve devletin güvenlik organları bu konuda insanların yanında olup şikâyet eden insanları korumalı ve onlara daha çok destek olup güç vermeli. Böylelikle en azından şiddetin bu kadar sokak ortasında aklına her estiğinde yapmasını engelleyebiliriz. Peki, bu yeterli mi? tabi ki hayır. Şiddet işleyen insanlar gereken cezayı almalıdır.
Şiddette göz ardı edilen konular peki ya şiddetin azalması için neler yapabiliriz:
• Kadına yönelik şiddet toplumsal bir sorundur. Bunun için bütün yayın organları ve toplumsal kurumlar bir arada çalışmalıdır.
• Kadının; eğitim, ekonomik, siyasi ve iş alanları genişletilmeli, güçlendirilmeli ve desteklenmelidir. Aynı maaşı almalı, aynı izne sahip olmalı ve aynı itibarı görmelidir. Bu da kadına şiddeti azaltabilecek durumlardandır.
• Kadınları şiddetten korumak için yapılan ‘kadın koruma ve sığınma’ evleri arttırılmalı ve niteliği geliştirilmelidir.
• Toplumsal cinsiyet rolleri kadını ve erkeği birbirinde üstün görmeye neden oluyorsa bunlar kaldırılmalıdır.
• Çocuklara temelden kadın ve erkeğin birbirinden üstün olmadığı öğretilmeli ve bu bilinç ile büyültülmelidir.
• Kadın ile erkeği birbirinden aşağı gören argo kelimeler ya da diğer kelimeler kaldırılmalı ve kullanılmamasına dikkat edilmeli.
• Aileler bilinçlendirilmeli küçük yaşlarda çocuklarımım yanında hâl ve hareketlerine dikkat etmelidir.
Bu maddeler uygulandığı takdirde kadına şiddet bitmeye bilir fakat azalma olacaktır. Sağlam, gelişen, ilerleyen bir toplum ancak içinde ki yaşayan insanlara bağlıdır. Bu da kadın ile erkeğin ne kadar eşit, adil olduğu toplumlarda görülmektedir Umarım önümüzdeki yıllarda, hem Türkiye’de hem de dünya genelinde, gerekli politikaların uygulanması sonucunda kadına yönelik şiddetin giderek azalıp sona ermesi sağlanır.
Bu gazete yazısının sonunu Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözleriyle tamamlamak istiyorum:
“Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürüklenmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın.”
“Dünyada her şey kadının eseridir. Kadınlarımız eğer milletin gerçek anası olmak istiyorlarsa, erkeklerimizden çok daha aydın ve faziletli olmaya çalışmalıdırlar.”
“Mümkün müdür ki bir toplumun yarısı topraklara zincirlerle bağlı kaldıkça, diğer kısmı göklere yükselebilsin! ”
Direktör, Cemaliye (2021), Kadına Yönelik Şiddeti Önlemede En Önemli Unsur Toplumun Bilinçlenmesidir,
Türkiye’de Kadın Cinayeti, Vikipedi, Özgür Ansiklopedi
Domaniç Yelçe, Ayşegül (2020), Kadına Şiddet.