Doğumdan 40 gün sonra çocuğun ve annenin kotu etkilerden korunmak için çeşitli uygulamaların yapıldığı dönemdir.
Banyo yapılacak suyun içine 8 kez beş, parmak batırılır.
Suyun içine altın yada gümüş, bir avuç buğday yada arpa konulur su kevgirin içinden dökülür.
Kırk kaşık su konulur.
İki kez kırklama yapılır; doğumun yirminci gününde yapılan kırklamada banyo suyunun içine yirmi kaşık su konulur bu suyla anne ve çocuk yıkanır. Kalan suyla çocuğun eşyalarının yarısı yıkanır. Buna "yarı kırkı" denir. Doğumdan 40 gün sonra aynı işlem tekrarlanır. Buna "kırk uğurma" yada "kırklama" denilmektedir.
Kalburun içine üç tane tahta kaşık konulur ve su bunun üzerinden dökülür. Banyo işlemi bittikten sonra bu kalbur yuvarlanır eğer ağzı açık düşmüşse çocuğun bahtının iyi olacağına kapalı düşmüşse çocuğun bahtsız olacağı düşünülür. Aynı şekilde kullanılan tahta kaşıklar da havaya atılır ve kapalı yada açık olmalarına göre yorum yapılır. (Şarklı köyü)
Eskilerden kalma "kırk tasıyla çocuk ve anne banyo yaptırılır. (Boğazköy)
Bir yumurtanın tepesi delinir ve üzerinden kırk kez su atlatılır. Bu suyla yıkanılır. Ayrıca çocuk kırklanırken mum eritilir yıkama esnasında o muma bakılır. (Hasanbey)
Al Basması:
Kırkı çıkmamış, çocuk ve anne evde yalnız bırakılmaz. Halk inanışında; kötü, çirkin devasa boyutlarda, kırkı çıkmamış, loğusa ve bebeklerin ciğeriyle beslenen bir varlık olarak tasavvur edilen ve "Al Karısı" olarak adlandırılan bu varlıktan korunmak için insanlar bir dizi tedbirler almışlardır.
Bunlar:
Loğusanın ve çocuğun yanında erkek gocuk bulundurulur.
Başucuna Kuran konulur.
Yastıklarının altında bir parça ekmek ve kilitlenmiş bir kilit bulundurulur.
Loğusanın yakasına iğne takılır.
Bıçak ya da makas gibi demir bir nesne,
Süpürge ve kazma konulur.
Yatağın çevresine keçi kılından örülmüş, ip dolanır.
Yatağın çevresine kırmızı örtüler serilir.
Geçmişte Al karısını yakalayanların evinden herhangi bir bez parçası getirilerek yastığın altına konulur.
Al basması durumunda çocuk ve annenin öleceğine inanılır.