beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan sefaköy escort beylikdüzü escort seks hikayesi beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort esenyurt escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort alanya escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayanlar beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort
Bugun...


Mahir ODABAŞI

facebook-paylas
BABASIZ BABALAR GÜNÜ
Tarih: 29-06-2026 09:14:00 Güncelleme: 29-06-2026 09:14:00


Hayat provasızdır. Bu yüzden kimine gül, kimine diken olur. İnsan sabredip yaşarsa aziz, ölürse belki de şehit olur.

Geçenlerde bir yerde otururken dikkatimi çekti. Anne ve babası ayrı olan iki kardeş, durmadan birbirlerine sarılıyorlardı. Sanki anne-baba ayrılığından doğan sevgi eksikliğini, birbirlerine omuz vererek bir nebze olsun telafi etmeye çalışıyorlardı. Hassas biri olarak bu manzara beni derinden etkiledi.

Anne-babalar vardır; çocukları için kendilerini feda ederler. Anne-babalar da vardır; kendi zevk ve sefaları uğruna çocuklarını feda ederler. Sonra da eften püften sebeplerle evliliklerini bir kalemde siliverirler.

Bir avukat arkadaşım, “Mahir Bey, neredeyse her gün yeni bir boşanma davası talebi geliyor.” deyince şaşırmıştım. Çünkü bunun uzun vadede yansıması ağır oluyor: Çocuklar perişan, ebeveynler perişan ve neticede toplum perişan...

Nasıl olmasın ki?

Apartmanınızda boynu bükük bir çocuk varsa, siz balkonunuzda güle oynaya çayınızı nasıl yudumlayabilirsiniz? Ya da sınıfta, bir tarafta Anneler ve Babalar Günü’nü neşeyle kutlayan öğrenciler; diğer tarafta ise anne ve babası hayatta olduğu hâlde çeşitli sebeplerle onlara sarılamayan çocuklar varken, bir öğretmen nasıl huzurlu olabilir?

Rabbim tavuğu civcivlerinden, çocukları anne ve babalarından ayırmasın... Annesiz-babasız Anneler ve Babalar Günü yaşatmasın...

BABALAR GÜNÜ

17 Ağustos depreminde

Annemi ve seni kaybettikten sonra

Özel günleri unutmuştum baba.

Ama şimdi tekrar hatırladım;

Bugün Babalar Günü’ymüş...

“Nereden öğrendin?” dersen;

Çiçekçilerde ayrı bir hazırlık,

Çarşı pazar ise insan seli...

Ben de, belki sizi hayalen görürüm diye,

Koştum geldim özel günlerde

Ailecek oturduğumuz,

Sizi benden ayıran apartmanın

Tam karşısındaki yeşil parka.

Kenardaki bir banka oturmuş,

Sizi düşünüyordum baba.

Beni güvenilir bulmuş olacak ki,

Yanıma küçük bir çocuk yaklaştı.

Gözleri nemliydi.

Titrek bir sesle:

“Ben de oturabilir miyim abi?” dedi.

“Buyur.” dedim.

Teşekkür etti.

“Benim adım Ali...” dedi

Ve başladı anlatmaya...

Uzun hikâye işte...

Babasını hiç tanımamış.

Daha küçücükken babası evi terk etmiş.

Annesi de “Benden bu kadar.” diyerek

Başka biriyle evlenip uzak bir şehre gitmiş.

İki kardeş, yapayalnız kalmışlar.

Bakimsızlıktan üstleri başları kir içinde,

Yüzleri sararmış.

Parkları, köprü altlarını mesken tutmuşlar.

Kimseye muhtaç olmamak için

Çöplerden topladıkları ekmeklerle karınlarını doyurmuşlar.

Ve en önemlisi;

“Bu da geçer yâ Hû...” diyerek

Acılarını, çilelerini hep içlerine gömmüşler.

Omuz omuza verip birbirlerini avutmuşlar.

Hani sen hep derdin ya baba:

“Dikkat edin oğlum; çevrede hırlısı da vardır, hırsızı da...”

O zamanlar pek anlamazdım.

Ama şimdi daha iyi anlıyorum.

Çünkü Ali’nin ağabeyi, hırsızların iftirasına kurban gitmiş.

Sorgu, sual derken

Zavallının üç yılı hapiste geçmiş.

Ali ise:

“Abim suçsuz amcalar...” diyerek

Çevreden yardım istemiş.

Ama nafile...

Sonuç mu?

Hâlâ haber yok.

“Ben suçsuzum.” dese de

Kimsenin aldırdığı yok.

İşin en kahreden tarafı ne biliyor musun baba?

Kötülerin şerrinden korkup

Ali’nin ağabeyi lehine şahitlik edecek

Bir tek yiğit çıkmamış.

Ali de yokluğun içinde yok olmuş...

Biz Ali ile sohbet ederken,

Önümüzden bir çocuk geçti.

Babasının elini tutmuştu.

Belli ki mutluluktan dünyayı unutmuştu.

Ablasının bir elinde çiçek,

Diğer elinde hediye paketi vardı.

Tıpkı bir zamanlar annemle sana aldığımız gibi...

Çiçeğin üzerinde:

“Babalar Günün Kutlu Olsun” yazıyordu.

Biz de gıptayla baktık onlara.

Çünkü ben annemi ve seni vakitsiz kaybettim.

Ali ise, istenmeyip sokağa terk edilmiş;

Anne ve babası tarafından unutulmuş bir çocuktu.

Yaşını sorarsan;

Benim yaşımın yarısı kadar...

On buçuk.

Ali’yi tanıyınca sizi daha çok özledim baba.

Çünkü siz beni asla terk etmediniz.

Sizi benden deprem ayırdı.

Ama Ali’nin hikâyesi farklı...

Onun hem annesi hem babası yaşıyor.

Fakat zavallı, istenmediği için onlara kavuşamıyor.

Sen hep:

“Her işte bir hayır vardır.” derdin ya...

Demek ki Babalar Günü’nde de bir hayır varmış.

İyi ki gelmişim buraya.

Yoksa siz mi gönderdiniz Ali’yi karşıma?

Çünkü onun gibi saf ve temiz bir dost kazandım.

Nasıl olsa imkânımız var.

Paylaşmak da güzel şeydir.

Artık bana düşen,

Ali’ye ağabeylik yapmak...

Bir Babalar Günü de böyle geçti işte baba.

Sen vesile oldun;

Bir Ali’nin elinden tuttum.

Ama biliyorum ki,

Geride daha binlerce Ali var...

Bu günlerden habersiz,

Sokaklarda yaşayan...

Çaresiz...

Çaresiz...





YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARŞİVİ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI