face=Tahoma>Politikacı olan….
Vitrinlik…
Albenisi olan…
Ama özgül ağırlığı olmayan…
Derinliksiz…köksüz.
Su misali buharlaşan ve/fakat sonra yukarılarda yoğunlaşıp, toplumun üzeren afet olarak geri dönen sözler.
Parçalı zihinler, hep karşıdakini düşman gören, yok sayan.
Herkese cumhuriyet düşmanı, gerici, şeriatçı, yobaz, cahil köylü gözüyle bakanlar…
Cumhuriyetin tek sahibiymiş gibi konuşan kibirli başöğretmen edalılar.
Bir de herkesi din düşmanı, vesayetçi, Ergenekoncu görme şartlanmışlığı…
Karşıdakileri “vesayetçi” “halkı anlamayan” “jakoben” “halkın dinine karşı” gören bir bakış…
Böyle bir vasatta barış tahayyül edilebilir mi?
Bu ülkenin/rejimin kurtuluşunu, Tunus/Mısır ayaklanmasında görenler, her iki ülkedeki “halk ittifakı”na gözlerini kapamadalar her nedense.
Ortadoğu’da ayaklanmış halklar, bizdeki gibi parçalanmış bir zihne sahip değiller.
Çağdaş olma, yeryüzünde üretilmiş her değerden ortaklaşa yararlanma duygusu birleştirmiş onları.
Onlar ülkelerindeki monarşik yapılara karşılar.
Küresel düzlemde üretilmiş refahtan daha çok pay istiyorlar.
Bizdeki gibi toplumun bir yarısı kendi mutluluğunu, diğer yarısının mutsuzluğu üzerinden üretmiyor.
Gerici sandığımız Ortadoğu halkları, demokrasi taleplerini devlete dayatan bir kararlıkla gündemdeler.
Bizim gibi halkı hizaya sokan ve şartlarını devletin/rejimin belirlediği bir aydınlanmacı/jakoben demokrasi değil dertleri.
Ortadoğu halkları, tam da bizim cumhuriyet rejiminin dayatmacılığına karşı sokak sokak, mahalle mahalle bir “direnişçiliğin” bayrağını yükseltmedeler.
Halkını “terbiye” eden, onu hizaya sokan bir “üst-benci” aydınlanmacı cumhuriyetçiliğin adı “demokrasi olmamalı, olamaz da, olmadı da….
Halkını ya da halkının bir kısmını inancından/ gelenekçiliğinden/ muhafazakarlığından dolayı düşman gören rejimin adı bir “seçkinci cumhuriyet” olabilir. Ama kesinlikle demokrasi değildir.
Demokrasi bir rejimin adı da değildir zaten. Demokrasi bir rejime dönüştüğünde demokrasi olmaktan çıkar.
Demokrasi aslında bir proje olarak, tüm farklılıkları/ideolojileri kendi içinde barındırma iddiasıdır.
Cumhuriyet, bir ideolojiyi/yaşam biçimini dayatırken, halkın inançlarını, giyim-kuşamını, hangi şartlarda nerelere girip çıkabileceğini belirlerken, demokrasi bu konuda bir öngörüde bulunamaz.
Ülkenin her alanı, “kamusal” ya da değil, herkese açıktır. Batılı giyim tarzı da, geleneksel ya da dindar giyim tarzları da demokrasilerde bir tehdit unsuru değildir.
Televizyon kanalları çığırtkanı bol panayır yerleri gibi.
Çığırtkanları yazar olan…