Her sabah işe gitmek için saat 7.00′de evden çıkıyorum.
Gidiş güzergahım ara sokaklar.
Sessiz… Sakin…
Çöplerde kediler… ürkek… tetikte… kaçtı kaçacak…
Bir kadın…
Sabahın ayazında buz kesmiş evini ısıtabilmek için yakacağı sobanın kovasındaki külü, çöp tankına değil, hemen yanı başına boşaltıyor.
Yani kaldırıma…yani yola…
Elbetteki kül dolu kovayı kaldırıp tankın içine boşaltmak mümkün değil. Kovanın içindeki ızgaranın oldukça derin tankın içine düşmesi de kuvvetle muhtemel. Havaya direklenen toz da cabası tabii.
….
Sokaklar sakin… Kimsesiz…
Şehri bir baştan bire başa ortadan ikiye bölen ana yolda kamyonlar… otobüsler… servis araçları…
Taşıtların motorlarından yayılan gürültü…
Egsoz gazı…
Sabah sabah çekilir gibi değil.
Bu nedenle aylardır ara sokakları tercih ediyorum işe gitmek için.
……
Sessiz, sakin sokaklar…
Hareketsiz… kımıltısız…cansız…
Zamanın sonsuzluğunda donmuş gibiler sanki…
Hayır…
Sokaklar o kadar da masum değil.