mi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu milletimi özümden çok sevmektir. Ülküm yükselmek ileri gitmektir. Ey büyük Atatürk! Açtığın yolda gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim. Varlığım Türk varlığına armağan olsun. Ne mutlu Türk’üm diyene !”
Türk kelimesinin bir ırkı değil, TC sınırları içinde yaşayan dili, ırkı, cinsiyeti, mezhebi, siyasi görüşü ne olursa olsun bütün vatandaşlarımızın ortak adı olduğunu ve Türk devletine vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkesin herhangi bir ayrıma tabi tutulmaksızın Türk vatandaşı olduğunu anlatamayıp birilerini gönüllemek adına bu ülkenin genç dimağlarına milli şuuru, vazife bilincini, sorumluluğu hatırlatan kalkınmanın şuurlanmanın manifestosu olan andımızı kaldırdık.
Böyle olunca da insanlığın şekli formu içeriği değişti. Değeri haz, mutluluğu da tüketim olan yeni bir insan türü ortaya çıktı. Anne baba katilleri, tecavüzcüler, uyuşturucular böyle bir dünyanın ürünü oldular. Sosyal pazarda yiyicilik, yağmacılık, bölücülük en çok satan kavramlar haline geldi.
Bu ülkenin gençlerini, çocuklarımızı en körpe çağından itibaren milli şuurla nafakalandırmaz “Andımız” gibi kudret kaynaklarını onların ruhunda yeniden meşalendirmezsek bu sosyal sızlanmamız ve dertlenmemiz devam edecektir.
Yıllar önce Japon ilim heyetinin rahmetli Özal’a sunduğu raporun neticesi “ Sizde milli ruh yok” cümlesi üzerinde milletçe çok düşünmeliyiz çok…