tam tekmil sınıfları dolduruyorlar.
“Neredeydiniz?” diyorum, “kaç gündür.”
“Ders yoktur diye göndermedik.” diyor bazı veliler utangaç bir gülümsemeyle çocuklarına fırsat vermeden.
“Ama ben okuldaydım. Yani sınıfta. Bazı öğrencilerim de. Ben ve bazı öğrencilerim sorumlu davrandığımız için geldik. Yani sorumluluk duygusuyla… Siz hangi duyguyla çocuğunuzu okula göndermediniz?”
Etkilenmiş gözükmüyor ne veliler, ne de çocukları…
Gözleri alacakları karnelerde!..
Eğer derslerin hepsi “peki”yse yani “100”se sorun yok.
***
Velilerin kahır ekseriyeti, çocuklarının “kişiliği”yle ilgili değiller.
“olgunluğuyla…”
“yardımseverliğiyle”
edep ve terbiyesiyle…
sorumluluk duygusuyla
sosyal ilişkileriyle…
***
tek ölçü başarı… yüksek not… yani sayısal… niceliksel…
Çocukların “değeri”, başarıları üzerinden artıyor ya da düşüyor.
aldıkları not üzerinden…
sayılar üzerinden!.. borsa gibi…
Çocuğu değerlendirirken “miktar” önemli.
kaçıncı? kaç yanlış? kaç doğru? kaç net? kaç puan?
vs. vs.
***
Eğitim sistemimiz çocukları olgunlaştırmak üzerinden yürümüyor artık.
Yüklü müfredatlar, çocukları birer bilgisayar harddiskine dönüştürdü…
“Yapan” değil, “bilen” çocuklar hedefleniyor.
Hayatlarında gerekli olmayacak bir yığın bilgi dolduruluyor çocuk beyinlere.
Nerede, ne zaman, niçin gerekli olacağı bilinmeyen yüz binlerce bilgi işgal ediyor beyinleri.
Birer bilgi hamalına döndü çocuklar.
Sonuçta ileri teknoloji üretemeyen bir ülkeyiz.
Yan yana gelip sağlıklı konuşamayan, iletişim kuramayan, kutuplaşmış, kavga eden, savaşan ve birbirini öldüren insanlar ülkesi olduk.