İnsanlar bedenini tanıyor ama çakralarını, aurasını, eterik bedenini tanımıyor. İnsanoğlu bu dünyada aura ve enerjisiyle bir bütündür. Bedenimizi koruduğumuz kadar auramızıda korumamız gerekir. Kötü duygular, üzücü olaylar, değersiz hissetmek auramızın yıpranmasına neden olur. Biri size bir nesne ile saldırmak istese, bedeninizi istemsizce ondan korumaya yada kaçmaya çalışırsınız.
Auraya olan saldırıda ise silahı göremediğimiz için bu durumu kabullenmemiz mi gerekir? Duygu saldırısında, alışılanın dışında söz silahı kullanılır. Hatta insan olumsuz düşünerek bile kendine saldırıda bulunur. İşte bu konuda dehşet savunmasızız. Savunmaya geçmek için, İlla saldırı silahını gözle görmek mi gerekir?
Ama hastalıklar size bedeninizin saldırıya uğradığını zaten söylüyor. Günlük rutin yaşamın, sitresin içinde benliğimizi, ruhsal bir varlık olduğumuzu unuttuk.
Kendimize değer vermemiz gerekir. Kendinize zaman ayırın. Tatiliniz kaliteli olsun istiyorsanız eğer, kendinizle başbaşa yani yalnız kalın. Hayatı ve yaşamı sorgulamayı unuttuk ve unutturuldu da zaten.
Bioenerjistler şifacıdırlar. Allah herkese nasip etmez. Herkesin enstrüman çalamadığı gibi. Onlar aurayı tedavi etmek için ve şifa vermek için varlar. Enerji uygulanan kişi doğruyu görecek, iyileşen aurasının sayesinde bedeni artık kendini koruyacaktır. Birşeylerin ruhunda ters gittiğini anlayan bioenerjist ve sifacılara gelir. Önce enerjiste gitmezsen geç kalmış olursun. Aksi takdirde Tıbbi tedaviye ihtiyacın olacaktır. Ama tıbbi tedaviye kesinlikle devam edilmelidir. Şifalanmak bir nasip işidir. Eğer siz içinizde o uyanışı yaşamadıysanız burada ilahi gücün devrede olduğunu bilmelisiniz. Uyanmazsanız, kendinizi cezalandırmaya devam etmiş olursunuz. Uyanış için önce öğrenmek, sadece etten ve kemikten yaratılmadığımızı anlamak gerekir. Hastalıklarımızın sebebi yaşadığımız ruhsal sorunlardır.
İnsanın kendini pozitif düşüncelerle şifalandırabileceği büyük ve bariz bir gerçektir. Ruhumuza
dışardan gelen saldırılar, aurayı yırtar, zayıflatır. Eterik bedenimize sirayet eder ve aura artık korumasını yapamaz. Bu ağır duygular bedenimize
hastalıklar, marazlar olarak döner. Her duygunun yönettiği organlarımız artık rahatlıkla hasar alır. Bu da yetmez! Yaratıcının kutsal kitapta bahsettiği 18 bin alemden varlıklar, rahatlıkla korumasız bedene sirayet eder. Kışın ortasında montsuz gezmek gibi, bilgisayarınızda virüs koruma programının olmaması gibi.
Ciddi bir konudur.
Önce bioenerjiste, sonra aile hekimine gidilmelidir.
Tıp sadece bedeni, Psikologlar da, hasta duyguları tedavi eder. Kadim bilgilerde şifacılığın yeri çok kutsaldır. Eski medeniyetler de en çok kullanılan yöntemdir. Şamanların muhteşem şifacı yetenekleri ve uygulayıcı olmaları da bir tesadüf değildir. Eksik bilgiler hiç bir zaman tamamlanma sağlamaz. İnsanın kendini, bedenini tanıması için özüne dönmesi, varoluşu anlaması gerekir. Özellikle bu bilgilerin geçmişten günümüze kadar olan süreçte unutturulmuş olması da tesadüf değildir.
Neden ve niçin? Bu kadar ilaç kullanılıyor?
Önce ruhsal işgence ön plânda nasıl mı? Maddiyatı, maneviyatı, ahlaki şuuru ortadan kaldıran sebeplerle zulüm ediyorlar. Bu da su, yol, elektirik olarak bedene dönüyor. Kişi hastalanıyor ilaca muhtaç oluyor.
Ama o tehlikeli insanlar bu kadim öğretilerin bilincin de.
Bu iyi ve halis olan yöntemi şeytanlaştırarak silaha çeviriyorlar.
Bu kadim bilginin asıl sahibi olan millet uyuya dursun. Sen önce kendini savunamazsan vatanını da savunup koruyamazsın.
Ortada hiç sekteye uğramayan bir ilaç sektörü var. Ve bu sektör dehşet paralar kazanıyor.
Şifacılarda el verme olayı vardır.
El verme , ekseriyetle rüya yoluyla kişiye verilir.
Kimi şifacı vücuda bıçağın keskin olmayan tarafını kişiye sürerek dualar okur, kimi suya okur içirir. Kimi kurşun metalinin enerjisini kullanır, üzerlik gibi bir çok bitkinin tütsüsünden faydalanır. Kimi de bilmeden aura süpürme hareketini kullanır. Çalı süpürge ile içinde kavga kötülük olan mekanı, negatiflerden arındırmaya niyet ederek çeşitli dua ve pozitif söylemlerle alan temizleme yani süpürme hareketi yapar. Bu ekseriyetle Alevi geleneklerinde vardır. Tamamen iç güdüsel bir harekettir ve doğrudur. Size bunun bioenerjisel yönünü anlatayım. Biz enerjistler enerji uygulamadan önce niyet ederiz. Avuç içlerimizle aura alanında süpürme hareketi yaparız. Günümüzde kadim ama yeni öğrenilen bir teknik olan Mekan dengelemeyi yapmış olurlar.
Hele biz Türk'ler kadim bilgilerin asıl sahipleriyiz. Anadolu' nun ley hatlarıyla sırlı, çevrili olması bizim avantajımızdır.
Toprağı kutsal ve sırlı olan bizlerin geç olmadan içsel uyanışı yaşamasını diliyor,
Asıl şifacılığın uzak doğudan değil de kendi özümüzde olduğunu söylemek istiyorum. Kendini dinle ve seni sen yapan özüne dön.