Tüm sanatçı arkadaşlarıma sesleniyorum: hadi gelin, dünyayı baştan boyayalım. İçine bol sanat katalım, merhamet içeren, mutlu eden güçlü notalarla dünyanın frekansını yükseltelim. Ne yazık ki renklerin solduğu, kelimelerin tükendiği, görgünün, adabın tükendiği bu günlerde, o nezih insanların yerini gergin, selamsız sabahsız, tahammülsüz, şükürsüz insanlar aldı. Bununla birlikte birden fazla sorun baş gösterdi.
Her şartta korunması gereken sanatın, maddi kaygıların öne çıkmasıyla tehlikeye girmesi büyük risk teşkil eder. Sanat toplumun bel kemiğidir. Toplum "belin değerini" kırıldığında mı anlayacak?
Kızılderili Şef Seattle'ın dediği gibi: "Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık tutulduğunda, beyaz adam, paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak!”
Yapmak fiili altında var olanı yok etmek, yerine yenisini sunamamak acı verici. Sanat günümüze kadar bütün naifliği ve asaleti ile her daim korunmuş ve var olmuştur. Eğer bir yerde maddi çıkarlar sanatın önüne geçmişse yazık o yerin haline! Sanata değer vermeyen toplumların nasıl dejenere olduğu, yozlaştığı görülmektedir. Günümüzde, geçmişe ait bilgilere ulaşabiliyorsak, bunun sebebi geçmişte yaşayan medeniyetlerin sanata verdiği değerdendir. Yaptıkları kalıcı sanat eserleriyle o döneme damga vurdukları gibi günümüze de ışık tutmaktadırlar. Bu sayede tarihi öğreniyoruz.
O yüzden sanatın önemini küçümseyen zihniyetler, düşünceler kaybolmaya mahkumdur. Günümüzde herşeyin çabuk eskitildiği, hunharca tüketildiği bir dönemdeyiz. Artık tüketim çılgınlığına bir son vererek, üretmeyi sevdirmek, daha ön plana çıkartmak gerekir. Ruhu sanatla beslenen insanlar asla kötülük yapamazlar. Sanat, ruhun gıdasıdır. Toplumumuz öyle bir hale geldi ki herkes sinirli, herkes üzgün. Dokunsan patlayacak haldeler. İnsanlar trafikte çıldırmak üzereler, bir şey anlatmak istediğinizde dinlememek için neredeyse kulaklarını tıkayacaklar. Öyle çıkmaz bir hal ki ben buna sanatsızlık diyorum, şuur bulanıklığı diyorum. Bu ruhsal bir hastalık, frekans düşüklüğü.
Artık hekimlerin reçetelerine günde üç öğün olmak üzere sanat, merhamet, sabır, hoşgörü yazmaları yakındır.
Sanatla hemhal olan kişiler, toplum kurallarına uyan, hiçbir canlıyı incitmeyen, doğaya zarar vermeyen kişilerdir. Bu yüzden toplumun sanata çok değer vermesi gerekmektedir.
Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün sözüyle yazımı sonlandırmak istiyorum.
“Fikirler ve devrimler SANAT ile yayılır.