uml;nem Amasya Milletvekili, 23,24,25 ve 26. Dönem Ankara Milletvekili olarak Meclis’te bulunduğu süre içerisinde devam eden kendisine 20 yılı aşkın saygım ve dostluğumuz ile birlikte, çalışmalarını hayranlıkla izleme şansına sahip oldum.
Amasya’nın ücra bir köyün de başlayan hayat yolculuğu ve yıllar içinde tüm liderlerin ve hukukçuların tartışmasız kabul ettiği Anayasa Hukuku Uzmanlığına giden yoldaki her kilometre taşındaki başarı öyküsü, adeta ibretlik bir vesika olarak ders niteliğindedir.
Nitekim bu uzmanlığının kabulü olarak, yıllardır Meclis’in Anayasa ve devamında Adalet Komisyonu Başkanlığı kendisine teslim edilmiştir.
Her daim engin bilgi ve kültürünü yansıtan söylemleri, farklı üslubu, olaylara sığ ve güncel politika olarak değil, derinlemesine yaklaşım ve yapıcı çözümleri, gerektiğinde parlamenter sistem ve milletvekilleri ile ilgili öz eleştirileri sadece günümüze değil geleceğe de ışık tutacak bir birikim oluşturmaktadır. Bunu da yazdığı kitaplar ile tarihe not olarak düşmüştür.
Geniş ve farklı yaklaşımının örneği olarak öncülük ettiği ve sonuçlandırdığı, bundan yıllar önce ara yerel seçimlerin kaldırılması, herhangi bir nedenle boşalan bir belde başkanlığı için bile yapılan seçimlerin, günlerce ülke gündemini meşgul etmesi sonucunda oluşan gergin atmosferin bitirilmesi ve ülke ekonomisine kazandırılan on milyarlarca liralık kazanım, siyasi tarihimizde unutulmazlar arasında yerini çoktan aldı bile.
Geçtiğimiz günlerde Ankara’da bulunmam dolayısıyla yaptığım ziyaret ve keyifli paylaşımların ardından, imzalayarak verdiği 2015 basımı “Siyaset Hukuku Sorunları” isimli kitabını adeta bir solukta okudum. Dünya ve Avrupa Hukuku ile siyasal sistemlerinin, ülkemiz gerçekleri ile karşılaştırmalı ve harmanlanmış, yakın ve uzak siyasi tarihe ışık tutan eseri, siyaset bilimcileri için bir başucu kitabı olarak yerini alacaktır.
Bir siyasi düşünür ve yazar olarak, her zaman Amasyalı olmaktan gurur duyan ve yaşayan Sayın İyimaya’nın farklı ve cesur düşüncelerini, sistem ve siyasetçiler dahil olmak üzere açık yüreklilikle paylaştığı öz eleştirilerin bir kısmını bende sizlerle paylaşmak istedim.
Kitabın başlangıcında yaptığı ve kitabını ithaf ettiği; “Kafkasya’dan Anadolu’muza göç eden 93 harbi mazlumlarının aziz hatıralarına, rahmetle…” cümlesi, köklerine, geleneklerine ve Anadolu’ya yürek bağının özeti adeta.
Önsöz yerine isimli bölümdeki;“Siyaseti, millet için yapmak gerçek bir vatanseverliktir; her faniye nasip olmaz…” cümlesi, gelecek kuşaklara siyasetin ben için değil, biz için, millet için yapılması gerektiğinin bir dersidir.
Devamında; “Bakış açınız, siyaset anlayışınızı belirler.”Hesap adamı” iseniz, hayal fırtınalarınız sizi uyutmaz. “Gel-gitler”, kaderiniz olur. Siyasette doğru olan bu mudur; bilemiyorum. Ama siyasetçi çoğunluğuna egemen olan ruh hali, “bu” dur.
Ben “hesap açılı” bir siyasetçi olmadım, olamazdım da… İlla tanımlamak gerekirse, “hasbi /özgeci siyaset yolunu tercih edenlerdenim. Parmağımda tecelli eden milli egemenliği, ortak akıl ve bilimsel bilgi ile buluşturmanın derunumda ürettiği haz, tarif olunamaz. Hukuk düzeninin üzerinde yükseldiği bir normu yahut kapsamlı bir reformu inşa ederken çekilen zorluğu, damlatılan beyin terini ve toplumsal yansımaları, ancak yaşayan bilir.
Siyasetçinin tecrübe ve analizlerini toplumla ve gelecekle paylaşma yükümlülüğü vardır. Bu, hem bir katkı ve hem de kendini kamusal eleştiriye açmadır. Hatıra, günlük ve incelemeleri kitaplaştırma kapasitesi bakımından Türk Siyaseti, yoksuldur; -nerede ise çöldür. Birikimimizi tarihten saklamak, sorumluluk idraki ile bağdaştırılamaz.” Sözleri, siyasetin nasıl yapılması gerektiği, tecrübelerle ve gerekirse hatalarla yüzleşilerek toplumla paylaşılması, gelecekte yükseltilmiş normlu bir siyaset ve yapılacak hatalara vurulacak ketleri özetlemektedir.
“Adalet vatanı”nı kuramamış bir devlet için coğrafya(ülke), sadece açık hava zindanıdır. Cümlesi, Adaletin toplumsal ve hukuksal önemine dikkat çekmektedir.
“Meclis, millet demektir.” Siyaset kurumu varlık ve meşruiyetini, temsili millet demek olan yasama organından almaktadır. Demokratik yaşamaya ve siyaset kurumuna kilit vurulduğu ara rejimler, bu gerçeğin dilsiz sözcüleridir.
İmparatorluğun parçalanmasına çare, meşrutiyete geçişte irade zemini, kurtuluş savaşında sivil komuta merkezi misyonunu yüklenmiş olan Büyük Meclis içinde bulunduğumuz rejimi demokratik kılan asli egemenliktir.
Refleks zaafını besleyen kimi ön kabul ve dogmaları da demokrasi ameliyatına almak zorundayız. “ partiler üstü anlayış”, “siyasallaşma” gibi söylemlerin, topyekûn siyaseti küçümseyen, otoriter yaklaşımların ürünü olduğu unutulmamalıdır. Bu söylemleri, muhtıraların vazgeçilmez gerekçeleri olarak hatırlıyor olmalıyız. Reform zorlukları aşmak zorundadır. Tankların oluşturduğu stabil ortamda üretilen yasama ref