峤ķ style=”MARGIN: 0cm 0cm 0pt” class=MsoNormal> Sevgililer günü demiyorum.Sevgililer dünü diyesim geliyor.Sevmek yalın ve çıplak bir duygu değildir.Oysa batı kültürü sevgiyi yalın bir duygu olarak görür.Aşkın dününü değil, bugününü görürler. Onun için batılı sevgiyi tüketime dönük algılar.Sevgililer günü de Romalı Valentin’den gelen bir tüketim aracıdır.
Oysa biz doğulular ya da yüzünü batıya yeni dönenler, bir türlü sevgililer gününe ısınamadık. Onun için “sevgililer dünü” kelime gurubunu daha ihtiyatlı buluyorum. Mesafesiz yakınlık imkansızdır. Mümkün olan,sevdiğini kaybetmemek için koyduğun mesafedir. Aşk, biraz da bu samimi korkunun adıdır. Kaybetme korkusuyla gelen aşktır yani. “Sevgililer dünü” dememin nedeni de aşkın içinde dünü barındırmasıdır. Hatta dünü barındıran aşklar daha uzun ömürlü olur.
Aşkın doğasında; merhamet, sevgi, cinsellik,saygı,cömertlik,vefa,endişe ve birçok talî unsur yan yanadır.Bugün tele aşklar ve mesafesiz aşklar zamanıdır. Yani bir çakma aşklar durumuyla karşı karşıyayız. Mesajla gelen aşkların boşanma ve soğuk aşkları tetiklediğini düşünüyorum. Aşkın gözünün kör olma hali ve modern yorumuyla karşı karşıyayız.
Aşkın aşkın bir hali de, her türlü uzaklığı yakın etmesidir. Mesafeli yakınlık dememin nedeni burada gizlidir. Yani siz aşka yakınlaştıkça, aşk sizden uzaklaşarak başka bir hale dönüşüyor. Vuslatın dili ya da kavuşamamanın büyüsü de burada gizli. Aşk biraz da acımadır. Yani sevgililerin birbirine acımasıdır. Acımak burada erdem halidir. Sevgililer birbirine acıdığı zaman, aşkın adaleti de tecelli eder. Karşılıklı eşitlenenlerin meşk halidir bu.
Ne diyor Latin Amerikalı ozan Louis Aragon, Mutlu Aşk Yoktur adlı nefis şiirinin bir dörtlüğünde:
…..“Bir tek aşk yoktur acıya gark etmesin
Bir tek aşk yoktur kalpte açmasın yara
Bir tek aşk yoktur iz bırakmasın insanda
Ve senden daha fazla değil vatan aşkı da
Bir tek aşk yok yaşayan gözyaşı dökmeksizin
Mutlu aşk yoktur ama
Böyledir ikimizin aşkı da”
Kalpte yara açmayan bir aşk yoktur. İz bırakmayan ve yaralı olmayan bir gönül yoktur diyor.Vatan aşkı bile senin bireysel aşkına ancak benzer.Mutlu aşk yoktur ama, aşk biraz da bu mutsuzlukta gizlidir demeye getiriyor.Kendi aşkını tarif eden ozan, aşkını neredeyse yurtseverliğinin bile önüne koyuyor.Aşkın çileli halini bundan iyi anlatan metin zor bulunur.
Sevgililer günü ve “sevgilinin dünü” diyerek geldiğimiz nokta, aşkın ne kadar çileli ve zor bir yol olduğudur. İlahî bir kaynaktan yere inen aşk, böyle ulvî bir halin hikayesidir. Gökten yere indirilen aşkın, ayaklar altına alınmasına da itirazım var. O daima baş tacı bir yerde ve insanüstü bir heyecanla kalsın. “Sevgililerin dünü “için güzel bir aşk şiiriyle bitirelim.”Yeşilgiresunlu” hemşerim Can Yücel’in o güzel metniyle:
ÖZLEDİM SENİ
Özledim seni…
Ayrılık yüreğimi uyuşturuyor karıncalandırıyor nicedir.
Beynimi uyuşturuyor özlemin…
Çok sık birlikte olmasak bile
Benimle olduğunu bilmenin
Bunca zamandır içimi ısıttığını
Yeni yeni anlıyorum
Yokluğun,
Hatırladıkça yüreğime saplanan bir sızı olmaktan çıkıp
Mütemadiyen bir boşluğa
Sabahları seni okşayarak başlamaları
Akşamları her işi bir kenara koyup
Seninle başbaşa konuşmaları özlüyorum;
Oynaşmalarımızı,
Yürüyüşlerimizi,
Sevimli haşarılığını,
Çocuksu küskünlüğünü…
Nasıl da serttin başkalarına karşı
Beni savunurken;
Ve ne kadar yumuşak
Bir çift kısık gözle kendini
Ellerimin okşayışına bırakırken
Gitmeni asla istemediğim halde
Buna mecbur olduğunu görmek
Ve sana bunları söylemeden
”Git artık” demek
”Beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk kavuşacaksın mutluluğa”
Demek sana ne de zor
Seni görmemek ve belki yıllar sonra
Karşılaştığımızda
Bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden…
Yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek….
İnternet notu:www.kırkikindi.com