Evlerde ailelerin devlette de millet için bütçe yapmaları geçimlerinde istikrarı yakalayıp sürdürebilmeleri için gereklidir. Olağan üstü durumlarda aynen aile içerisinde olduğu gibi devletin ve milletin daha önce yapmayı planladıkları bazı şeylerden vaz geçmeleri şarttır. Bu bir milli feragattir. Hiç düşünmeden seve seve yapılmalıdır. Son 4-5 senedir Türkiye’de ve dünyada neler olmuş bir bakalım. Salgın hastalılar sonra depremler ve hala devam etmekte olan orman yangınları. Tuzu kuru olanların en küçük bir fedakarlığını gördünüz mü? Lokantalar, oteller, kuruyemişçiler, tatlı dükkanları tıka basa dolu. Yenilerini açmak için sabırsızlar. Asgari ücretin altında geliri olanlar, emekliler daha niceleri ev kiralarının bile 5 bin lira olduğu bir yerde ne yerler ne içerler çocuklarını nasıl okuturlar bir düşünün. Böyle zamanlarda iç borç dış borç muhasebesi yapmak, siyasi polemik peşinde koşmak ne kadar yanlışsa enflasyonu indireceğim diye merkez bankasının döviz artışının konuşulması yanlıştır. Döviz gelirlerimiz madem ki artmış önce alt gelir vatandaşlarımızın gelir seviyesini yükselt. Yukarı ile dengele sonra ne yapacaksa bu dengeden sonra yap. Özel şirketlerimizin dış borçları yatırım amaçlıdır. Para politikalarını iyi yaptıklarında ileride Türkiye’ye Türk milletine yarar getirecektir. Önemli olan devletin İMF gibi para kurumlarına borçlanmaması dış ve iç politikada hiçbir kimsenin karşısında başı eğik mahkum olmamasıdır. Bu bakımdan muhalefet olanların bilmedikleri bu konuları ağızlarına sakız yapmaları doğru değildir. Millet bugün araba alma yarışına girmiştir. Türkiye’de insanlar bir çok ülkeye göre daha rahattır. Sabit gelirli vatandaşlarımızın da maaşları dengelendiği zaman o zaman başka şeyleri düşünmek devletin görevi olmalıdır.