Şöyle etrafımıza, geçmiş tarihimize bir bakalım. Bu günki Rusya’nın topraklarının ¾’ü Çin’in önemli bir bölümü İran ve de Osmanlıyla birlikte Balkanlar, Kuzey Afrika bizim değil miydi. Bu yerlere adaleti, hakkı, hukuku götüren ve yöneten bu Türk milleti değil miydi.
O zamanlarda da hiç kimsesin bizim karşımızda duramadığı zamanlarda, yine sırf kağanlık için toprak için birbirimizle yani Türk Türk’le savaşmıyor muydu? Neticede aramızdaki bu husumetler bizi zayıflatırken Batı zenginleyip, yeni yeni yerler yeni kıtalar bulup işgal edip asırlarca deveyi hamuduyla birlikte götürüp yemedi mi?
Şu an yine kendimize bir bakalım. İçimizdeki yılanların, hırsızların, dolandırıcıların masum insanları ne kadar güç, geçinemez duruma soktuklarını ne kadar huzursuz ettiklerini yukarıdaki etiketleri aralarında paylaşmak için toplantılar yaptıklarını ve de utanmadan medya vasıtası ile halka göstere göstere yaptıklarına şahit oluyoruz.
Ticaretle uğraşanların da halkı nasıl soyduklarına nasıl yeni yeni zenginlerin ortaya çıktıklarına ve Devletin de bütün iyi niyetine rağmen bu sırtlanlarla maalesef başa çıkamadıklarına şahit oluyoruz. Yapılması gereken işler o kadar çok ki 7 gün 24 saat çalışmak da yetmiyor. Devletin iş verdiği özel sektör firmaların dürüst olanı da var, hırsız olanı da var. Devlet düşmanları hırsızı görüyor. Devamlı hırsızların üzerine gitmek yerine devleti suçlamayı adet haline getirdiler. Hırsızların kötülerinin üzerine gidelim. Devletimize yardım edelim demiyorlar. Söyleyecek çok şey var. Şimdilik susup beklemek istiyorum.