beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort
Bugun...


Naci KONYAR

facebook-paylas
AMASYA’DA YAŞAMAK SAADETTİR…..
Tarih: 26-11-2006 00:00:01 Güncelleme: 26-11-2006 00:00:01


Daha Balıklıgöl’ün girişinde, hatta girişine yöneldiğimizde, güneşten esmerleşmiş tenleriyle güleç yüzlü çocuklar karşılıyor bizi. Gözlerinde kararlı, hatta inatçı bakışlar. Sıkılganlıktan çok uzak bir rahatlık hakim ki vücut dillerine, karşıdakinin çekinmemesi mümkün değil.


“Size Hz. İbrahim’in hikâyesini anlatayım mı ağabey? Bize valimiz izin vermiş. Emniyet müdürümüz izin vermiş. Bizi eğitmişler. Türkçe, Kürtçe, İngilizce de anlatabiliriz ağabey. İster misiniz, anlatalım mı?


Balıklıgöl havzası içinde bazı merkezler var ziyaret edilmesi gereken. Hangisine yönelirseniz, sanki sokaktaki oyunlarını yarıda bırakıp gelmiş izlenimi uyandıran, üst baş toz toprak ve kir içinde çocuklar hemen çevreliyor sizi. Hepsinde istisnasız aynı samimiyet, dillerinde ezberlenmişçesine aynı cümleler.


Hz İbrahim’in Urfa kalesinden mancınıkla içine atıldığı ateş topunun suya, odunların da balıklara dönüştüğü gölün kenarında yürürken:


“Ağabey biliyor musun bu balıkların yarısı ölmüştü.” diye yaklaştı on-on bir yaşlarında olduğunu tahmin ettiğim çocuk. Sanki önceden tanışıyormuşuz gibi teklifsiz, rahat. Güneş batmaya doğru yol alıyor. Ağaçların ve insanların gölgesi her yerde kıpır kıpır. Çocuk, kedi uysallığında yaklaşıyor. Bir birimize değiyoruz. O bundan rahatsız olmuyor:


“Ben okuyup önemli, büyük adam olacağım. Doktor ya da avukat olacağım. Ben büyük adam olacağım.” diyor.


“İnsan okursa elbette ki güzeldir. Ama iyi insan her zaman iyidir. Okusa da, okumasa da. Okusan da okumasan da annen-baban seninle, insanlığınla gurur duymalı değil mi?”


“Babam ölmüştür. Annem de felç yatıyor. Ağabey, ben ayakkabı boyuyordum biliyor musun. Zabıta almış elimden sandığımı ve paramı. Tam beş lira. Geri vermediler. Yeniden boya alabilmek için beş lira lazım. Annemden isteyeceğim ama yatalaktır. İşte ben bunun için okuyacağım, büyük adam olacağım.”


Hikâye gerçek mi, yoksa profesyonel bir dilenme tuzağı mı? Bilemiyorum.


Her yerde çocuklar. Tek tek, grup grup. Balıklı Göl, Ayn-Zeliha Gölü, Hz İbrahim’in doğduğu ve ateşe atıldığı makamların civarında, sokaktaki oyunlarını yarıda bırakıp gelmiş havasında çocuklar. Akıcı, şiirsel bir dille Hz İbrahim’in hikayesini, şaşırmadan, takılmadan melodik bir tınıyla, tonla tarihin derinliklerinden getirip akıtıveriyorlar kulaklara.


Sabah mahmurluğunda ellerinde siyah-beyaz, renk renk poşetlerle Balıklı Göl’ün yükselen ağaçlarının serin gölgeliklerinde uzayıp giden beton yollarında hızla geçen çocuklar var. Havzanın batı kapısından girip, diğer ucundan, doğudaki kapısından çıkıyorlar ve birbiri içine geçmiş tarihi kapalı çarşıların içinde yitip gidiyorlar.


Birine yaklaşıp sordum poşettekilerin ne olduğunu. Buz olduğunu söyledi.


Hepsi de bu tarihi kapalı çarşılarda çalışan çocuklar. Urfa’nın meşhur sıcaklarını bu buzlarla savuşturma gayretindeler.


Ne kadar da çoklar.


Herhalde Türkiye’





YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARŞİVİ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI