p; Bizim kültürümüzde münasebetsizlik ve kabalık hoş görülen bir davranış şekli değildir.Hele bunun devletler seviyesinde temsil noktalarına kadar gelmiş ciddi ve zeki bildiğimiz insanlar tarafından yapılması devlet geleneğiyle hiç bağdaşmaz.
Bizim bildiğimiz devlet adamı demek sözünü bilen, nerede ne yapacağını bilen adam demek manasına gelir.Benliğini ve şahsiyetini yitirmemiş tüm ülkelerde bu imaj hala vardır.Devlet adamı sinirlerine, nefsine, ahlakına hakim olan adamdır.Karşısındakinin uygun olmayan davranışına aynı karşılıkla değil devlet mehabetine yakışan karşılıkla cevap veren adamdır.
Devlet adamı vitrindeki adamdır.Dengesizlik saygısızlık hakkı da olsa bu hakkını 70 milyon yurttaşımızdan sonra en son kullanması gereken adamdır.
İlke olarak devlet adamı ahlak zaafı gösteremez, densizlik ve seviyesizlik edemez.Kendisine duyulmasını istediği saygıyı karşısındakinden görmese bile başkasından esirgeyemez.
Gelişen iletişim teknolojisiyle küçük bir köye dönen dünyamızda tüm yaşananların haber olarak dünya ülkeleri tarafından izlenildiği bir zamanda Sarkozy’nin saygısızlığına daha saygın bir yolla cevap vermek gerekirdi diye düşünenlerdeniz.Elbette devletin onuru bahis konusu olduğunda bir tepki verilmelidir.Ancak bu tepki Türkiye gibi devlet geleneği olan bir ülkeye yakışan bir şekilde yapılmalıdır.
Bir belediye başkanının sakız çiğneyerek bir devlet başkanını yolcu etmesi sergilenen acı manzaranın Türkiye gibi büyük bir ülkenin imajına yakışmadığını düşünüyoruz.
Kaht-ı Rical meşrutiyet devri siyasi sözlüğünden alınan bir tabirdir. “Devlet adamı kıtlığı” yada sadece “Adam kıtlığı” manasına gelir.Şimdi bir kaht-ı rical var ise bunun sebebi emaneti ehil ellere vermeyişimizdendir, dolayısıyla layık olduğumuzla değil müstahak olduğumuzla yönetiliyoruz.
Sakız çiğneyenleri hariç olmak üzere bir devletin gerçek gücü, silahlarıyla değil, devlet ve siyaset adamlarıyla ölçülür.