beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort
Bugun...


Naci KONYAR

facebook-paylas
İNSANLIĞIMIZI KAYBEDİYORUZ
Tarih: 16-03-2007 00:00:01 Güncelleme: 16-03-2007 00:00:01


                                    


                        Kırat zincirlenmiş, ufuk sahipsiz


                        Han kayıp, hancı yok, konuk sahipsiz


                        Baş köşede sırma koltuk sahipsiz.


 


            Bu satırlar şairler sultanı Necip Fazıl Kısakürek’e ait.1964 yılında demokrasi şehidi merhum Menderes için yazmış.


            Dönüp bir kez daha okuyunuz. İhtilallerle zincirlenmiş, muhtıralarla önü kesilmiş bir büyük siyasi hareketin bu günkü halini, Cindoruk’un Demokrat Partisini anlatıyor sanki…


            Sn.Hüsamettin Cindoruk siyasetimizin duayenlerinden.Yassıada’da avukatlık, meclis başkanlığı, parti genel başkanlığı gibi bir siyasi süreci, Demokrat Parti gibi köklü bir siyasi hareketin genel başkanı olarak bu gün eski günlerini arayan partisini kongreye götürerek siyasi hayatını devam ettiriyor.      


            Kendisine “yaşlandın artık yerini gençlere bırak” diyenlere bir anekdotla cevap veriyormuş Sn Cindoruk ;


            “Yıllarca sinemaya büyük emeği geçmiş olan Bert Lahr, yeni bir projede zorlu bir rol için oynama kararı almıştı.


            Yakın dostları artık onun dinlenmesi gerektiğini, yaşlandığını, saçlarının beyazladığını ve bu rolün üstesinden ancak daha gençlerin gelebileceğini söyleyerek onu uyarmak istediler.


            Bert Lahr ise onlara kısa ve öz olarak şöyle cevap veriyor:


            “Damın karla örtülü olması, evin içinde ateş olmadığı anlamına gelmez…”


            1950-60 yılları arasında on yıl bu ülkeye hizmet eden Demokrat Parti ve devamı Adalet Partisi gibi kitle partilerinin bugün Türk siyasi hayatında günden güne azalan gücünü sadece ihtilal ve muhtıraları sebep göstererek izaha çalışmak ne kadar inandırıcı olabilir.Milletimiz ihtilal ve muhtıralara rağmen partilerinden desteklerini esirgememişler, partilerini yeniden iktidar yapmışlardır.


            Bir siyasi hareketin bu hale gelmesinde en büyük suç tüm siyasi partilerimizin ortak hastalığı olan “parti içi demokrasi”nin olmayışıdır.Temsil noktalarında olanların gafleti ve davayı unutmalarıdır.


            Galip Erdem’in tasviri o demokrat kitlenin ahval-i pür melalini ne güzel anlatıyor:


            “Bizler davayı Ağrı Dağı’nın zirvesine çıkaracaktık.Yola koyulduk.Bin zahmet ve emekle acılar çekerek dağa tırmandık.Zirveye vardığımızda sevincimiz sonsuzdu.Ama küçük (!) bir noksanımız olduğunu fark ettik.Davayı dağın eteklerinde unutmuştuk.Meğer biz davayı değil, kendimizi zirveye çıkartmışız.”






YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARŞİVİ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI